Suud’lar mezhep ihraç etmeye çalışır. İran, devrim ihraç etmeye çalışır… Sen kendini korumak için ne yaptın?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 26 Şubat 2026 Perşembe - 17:29 | GDH Haber
İstanbul’daki bir ilkokulda öğrencilerin okuduğu and sosyal medyada çokça gündem oldu. Çünkü bu and, Tevhid ve Sünnet Cemaati'nin kullandığı selefi andıydı. Milli Eğitim soruşturma başlattı ve okul idaresinin sorumluluğu inceleniyor.
Söz konusu yemin metninde şu ifadeler geçiyor:
"Rabbimiz Allah, - Önderimiz Muhammed (sav), - Gündemimiz Vahiy, - Davetimiz Tevhid ve Sünnet, - Mücadelemiz Şirk, Bidat ve Masiyetedir. - Korkumuz Günahlarımız, - Ümidimiz İlahi Rahmettir. - Dileğimiz; Sıddık, Şehit ve Salihlerden Olmaktır."
Peki bu vakıf, vakfın kurucusu Ebu Hanzala yani Halis Bayancuk kim? Selefilik ne? Türkiye’deki selefi akım temsilcileri ve faaliyetleri ne?
Selefilik nedir?
Peygamberimiz HZ. Muhammed (S.A.V)’in “Benim ümmetimin en hayırlı nesli, benim neslim, onları takip edenler ve onları takip edenlerdir” hadisinden hareketle 3 nesle “selef-i salihin” (salih öncüler) diyerek onların öğretilerini takip etmeyi itikat edinen bir inanç sistemidir. Bu nesiller, sahabeler (peygamber gören), tabiun (sahabe gören), tabiunin tabiin (tabiun gören) olarak adlandırılır. Bu nesillerden sonra olan tüm dini öğretilere bidat (dine sonradan ekleme) gözüyle bakarlar ve reddederler.
Selefîlik, günümüzde çoğu kez Muhammed bin Abdülvahhab'ın öğretilerini benimseyen ve İslâm coğrafyasında karşıtları tarafından yaygın şekilde Vahhabilik olarak tanımlanan inanç sistemine mensup kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Vahhabiliği resmi olarak benimseyen ve İslam coğrafyasına yaymaya çalışan devlet ise Suudi Arabistan’dır. Hatta bugünkü Suud ailesinin atalarıyla Osmanlı arasındaki çatışmaların başlıca sebeplerinden biri Suudların saldırganlığı ve işgallerinin yanında Medine ve Mekke’deki birçok kutsal mekanı ve türbeyi bidat diyerek yıkmaları vardır.
Ancak son birkaç yılda Vahhabiliği katı uygulama ve yayma politikasından vazgeçen ve ılımlı İslam projesi yürüten Suudi Arabistan’ın mevcut politikasını da söylemeden geçmemeliyiz.
Türkiye’de Selefi oluşumlar
Türkiye’de son yıllarda Selefilik faaliyetlerinde çok ciddi bir artış vardır. Yayınevi, dernek, vakıf, medrese, Kur’an kursu gibi resmi oluşumların yanı sıra ev toplantıları, cemaatler, çay ocağı, iş yeri toplantıları, internet tabanlı ortak gruplar gibi bu öğreti etrafında oluşan yapılar da mevcuttur.
Bununla ilgili İsmailağa Cemaati’ne mensup (Mahmut Ustaosmanoğlu’nun ölümünden sonra cemaatten dışlandı) Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün bir TV programında yaptığı, “Binlerce selefi dernek var. Bunların bir kısmı merdiven altı. Silahlanıyorlar” açıklamasıyla gündeme gelmişlerdir.
Ancak tabii bunun öncesinde bu yazımıza da sebep olan Ebu Hanzala kod adlı Halis Bayancuk’un DAEŞ ve El Kaide yargılamaları, Selefilik ve IŞİD ortak paydaları gibi konularla toplumda korku uyandıran başlıklar altında bahsedildi. Tüm bunlara rağmen Selefi öğretinin alıcısı ülkemizde artmaya devam ediyor.
Ancak en ünlü ve öncü olanları şunlardır,
1- Abdullah Yolcu ve Gureba Yayınları
1958 Kerkük doğumlu olan Abdullah Yolcu, Medine İslam Üniversitesi’nde öğrenim gördü ve özellikle Selefi – Vahhabi akımın en öncü isimlerinden olan Abdülaziz Bin Baz’dan dersler aldı. Sohbetlerinde de çokça Bin Baz’a vurgu yapmaktadır.
Eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye geldi ve 1992 yılında Gureba Yayınları’nı kurdu. Selefi – Vahhabi akımın önemli eselerini tercüme ettirip yayınlayarak işe başladı ve daha sonra kendi eserlerini de bastı.
Bir iddiaya göre merkezi Kuveyt’te bulunan Müslüman Alimler Birliği’nin Türkiye temsilciliğini de yapmaktadır.
Abdullah Yolcu, Terör Örgütü DEAŞ’ın dergisinde “öldürülmesi gerekenler” listesinde yer almasıyla da bilinir.
2- Tevhid ve Sünnet İlimlerini Yayma Derneği
Daha önce Abdullah Yolcu’nun yanında yer alan ama daha sonra fikir ayrılıkları sebebiyle ayrılan Hüseyin Cinisli ve Emrah Orhan Kurugöllü’nün kurduğu dernektir.
İmam Muhammed bin Abdulvahhap Medresesi, İman Mescidi, erkek öğrenci yurdu ve kız ve erkek Kur’an kursları vardır. Derneğin Bursa’da da benzer faaliyetler yürüttüğü 7 katlı bir binası vardır. Burada ayrıca Tevhid ve Sünnet Yayınevi de vardır.
Derneğin çatısı altında İzmir merkezli İlim-der (İlim, Araştırma, Eğitim, Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği) diye bir yapı da vardır.
Abdullah Yolcu’dan ayrılma sebepleri Selefiliğin daha radikal bir ekolünü temsil etmeleridir. Çok daha fazla şeye bidat derler ve kabir ziyareti dahil birçok şeye karşı çıkarlar. Kabirden medet umanlara müşrik derler ve hatalarından dönmezlerse kafirlere uygulanan neyse o uygulanır diye fetva verirler. Yani mürtedin ölümü fetvası…
3- Çağrı İlim Yayma Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Çağrı-Der 2002 yılında İzmir merkezli kurulmuştur. Kur’an Kursu, erkek öğrenci yurdu ve hafızlık eğitimi verilir. Abdullah Yolcu ile benzeri bir çizgidedirler. Burada çoğunlukla seminerler verilir ve ülkemizden ve dünyadan bilinen Selefiler gelir sohbet yapar.
4- Taybe İlim Kültür ve Dayanışma Derneği
2008’de İstanbul’da kurulmuştur. İlyas Bulut ve Fatih Bulut isimleri burada öne çıkmaktadır. İlyas Bulut’un imam hatip lisesi eğitiminden sonra iki yıl Suriye ve daha sonra Medine İslam Üniversitesi eğitimi vardır. Yine Fatih Bulut da Medine İslam Üniversitesi’nde eğitim almıştır. Burada da Bin Baz ekolü görülmektedir.
5- İmam Ahmed İlim Yayma, Araştırma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı
2002 yılında Ebu Zerka tarafından İstanbul’da kurulmuştur. Ebu Zerka selefiler içinde dahi görüşlerinden dolayı tartışılan biridir. İstanbul Fatih’teki vakıf merkezinde yatakhaneler, medreseler, kadın erkek ayrı bölümler, yemekhane ve İmam Ahmed Medresesi vardır.
6- Ebu Hanzala ve Tevhid ve Sünnet Cemaati
Türkiye’deki Selefi akımların en önemlisi ve en çok rağbet görenidir. Selefiliğin tüm öğretilerini sahiplenen ancak kaynaklara ilham ve rüyayı da ekleyen bir metodları vardır. Ebu Hanzala müstear isimli Halis Bayancuk cemaatin lideridir. 1984 doğumlu Bayancuk’un babası Hizbullah sanığı olarak hüküm giymiş ama daha sonra kararı Yargıtay’da bozulmuş Hacı Bayancuk’tur.
İmam hatip lisesi sonrasında Mısır’da El Ezher Üniversitesi’nde eğitim almış. 2006’da Türkiye’ye dönen Bayancuk 2008 yılında bir sinagoga saldırı düzenleyeceği iddiası ile tutuklandı. 2009’da serbest bırakıldı. 2011’de yine tutuklandı. 2013’te delil yetersizliğinden bırakıldı. 2014’te yeniden tutuklandı. Sonra 2017’de yeniden tutuklandı. Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 12 yıl 6 ay, terör örgütü propagandası suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün ceza aldı. 2023’te yeniden tahliye edildi.
Hem El Kaide hem de DAEŞ ile ilişkili davalarda yargılanan Bayancuk’un ve cemaatinin ayırt edici özelliklerinden biri de seçimlerde oy kullanmamalarıdır. Diyanet camiilerinde namaz kılmazlar ve Mescid’i Dırar ilan ederler.
Şimdi ben bunları neden anlatıyorum?
Türkiye’de selefi akımın nasıl yayıldığını, hepsinin Suud’da eğitim görmüş olmasını, binlerce genci bu akım üzere eğittiklerini görmek için çocukların and okumasını ve bunun sosyal medyada yayılmasını görmemiz mi gerekiyordu?
Suud’lar mezhep ihraç etmeye çalışır. İran, devrim ihraç etmeye çalışır… Sen kendini korumak için ne yaptın?
Devamını Oku
24 Şubat 2026 Salı - 08:43
Devamını Oku
20 Şubat 2026 Cuma - 08:45
Devamını Oku
17 Şubat 2026 Salı - 08:36