1911 yılı, Osmanlı Devleti için çalkantılı bir dönemdi. Balkanlar kaynıyor, Trablusgarp üzerinde kara bulutlar dolaşıyor, dünya ise yeni bir savaş teknolojisiyle tanışıyordu: Uçak. Henüz birkaç yıl önce gökyüzüne yükselmeyi başaran bu yeni araç, devletlerin dikkatini çekmeye başlamıştı. Osmanlı yöneticileri de geleceğin savaşlarının yalnızca karada ve denizde değil, göklerde de yapılacağını fark etti. İşte Türk Hava Kuvvetleri'nin hikâyesi böyle başladı.
1 Haziran 1911 tarihinde Harbiye Nezareti bünyesinde Tayyare Komisyonu kuruldu. Bu tarih, bugün Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluş günü olarak kabul edilmektedir. Osmanlı Devleti, havacılık alanındaki gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla Avrupa'ya subaylar göndermeye başladı. İlk Türk pilot adayları olan Fesa Bey ve Yusuf Kenan Bey, Fransa'da eğitim alarak Türk havacılık tarihinin öncü isimleri oldular.
Kısa süre sonra Yeşilköy'de ilk tayyare mektebi kuruldu. Osmanlı ordusu, henüz emekleme dönemindeki hava gücünü geliştirmeye çalışırken Trablusgarp Savaşı patlak verdi. Bu savaş, tarihte uçağın ilk kez askerî amaçlarla kullanıldığı çatışmalardan biri oldu. Osmanlı'nın doğrudan hava gücü bulunmasa da, savaş alanında uçağın gelecekteki önemini yakından görme fırsatı elde edildi.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı havacılığı önemli tecrübeler kazandı. Çanakkale'den Filistin cephesine kadar birçok bölgede Türk pilotları görev yaptı. Kısıtlı imkânlara rağmen keşif uçuşları gerçekleştirdiler, düşman hareketlerini takip ettiler ve savaşın seyrini etkileyen bilgiler sağladılar.
Cumhuriyet'in kurulmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk, havacılığın önemini çok erken fark eden liderlerden biri oldu. "İstikbal göklerdedir" sözü, yeni kurulan devletin havacılığa bakışını özetliyordu. Cumhuriyet döneminde kurulan hava birlikleri zamanla büyüdü, modernleşti ve dünyanın en köklü hava kuvvetlerinden biri haline geldi.
Bugün Türk Hava Kuvvetleri, kuruluşunu 1911'de atılan o mütevazı adıma borçludur. Birkaç subayın eğitim için Avrupa'ya gönderilmesiyle başlayan yolculuk, aradan geçen bir asırdan fazla sürede Türkiye'nin göklerdeki en önemli gücüne dönüştü. Tarih bazen büyük ordularla değil, geleceği görebilen insanların attığı küçük ama cesur adımlarla yazılır. Türk Hava Kuvvetleri'nin hikâyesi de işte böyle başladı.



