16 Mart 1920 sabahı İstanbul, İngiliz birliklerinin işgaliyle uyandı. Şehzadebaşı Karakolu’na düzenlenen baskında Osmanlı askerleri şehit edildi, Meclis-i Mebusan dağıtıldı. Başkentte atılan o kurşunlar bir devrin sonunu, millî mücadelenin başlangıcını haber veriyordu.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 16 Mart 2026 Pazartesi - 09:36 | GDH Haber
Bazı sabahlar vardır; güneş doğar ama şehir aydınlanmaz. İstanbul için o sabahlardan biri 16 Mart 1920’dir.
Mondros Mütarekesi’nden sonra başkent zaten ağır bir gölgenin altındaydı. Limanda demirleyen yabancı zırhlılar, Galata sokaklarında dolaşan yabancı askerler, şehrin üzerine çöken sessiz bir işgalin habercisiydi. Fakat o gün, bu gölge artık gizlenme ihtiyacı duymadı.
Henüz gün ağarmadan İngiliz birlikleri İstanbul’un stratejik noktalarını tutmaya başladı. Telgrafhaneler basıldı, devlet daireleri kontrol altına alındı. Şehir, kendi başkentinde yabancı bir kuvvetin adımlarıyla uyandı. Aynı saatlerde Osmanlı Meclis-i Mebusanı dağıtılıyor, milletvekilleri tutuklanıyor ve bazıları sürgüne gönderiliyordu. Bir devletin kalbi susturuluyordu.
Fakat o sabahın en acı sahnesi, Şehzadebaşı’nda yaşandı.
Fatih’in dar sokaklarından birinde bulunan küçük bir karakol… İçeride nöbet tutan Osmanlı askerleri için gece henüz bitmemişti. Belki bir fincan çayın buharı yükseliyordu, belki de sessizliğin içinde sabahın ilk ışıkları bekleniyordu.
Sonra kapılar kırıldı.
İngiliz askerleri karakola baskın yaptı. Silah sesleri İstanbul’un sabahına karıştı. Karakoldaki Osmanlı askerleri vuruldu. Bazıları orada şehit düştü, bazıları yaralandı.
O birkaç dakika, aslında bir imparatorluğun başkentinde yaşanan en ağır hakikatlerden birini gösteriyordu: İstanbul artık kendi iradesinin sahibi değildi.
Şehzadebaşı Karakolu’nda atılan o kurşunlar sadece birkaç askeri hedef almadı. O kurşunlar, bir milletin onuruna dokundu. Ve bazen tarih tam da böyle anlarda yön değiştirir.
Çünkü o gün İstanbul’da yaşananlar, Anadolu’da başka bir iradenin doğuşunu hızlandırdı. Başkent susturulmuştu ama millet susmamaya karar verecekti. Çok geçmeden Ankara’da yeni bir meclis açılacak, bir millet kendi kaderini yeniden yazmaya başlayacaktı.
Bugün Şehzadebaşı’ndan geçenler, belki o sabahın izlerini görmez. Sokaklar değişti, şehir büyüdü, zaman ilerledi.
Ama tarihin hafızasında bazı sabahlar hiç eskimez.
16 Mart 1920…
İstanbul’un işgal edildiği,
ve Şehzadebaşı’nda bir avuç askerin bir milletin hafızasına düştüğü sabah.
Devamını Oku
13 Mart 2026 Cuma - 09:39
Devamını Oku
11 Mart 2026 Çarşamba - 09:37
Devamını Oku
08 Mart 2026 Pazar - 00:05