1833’te Tırnova’da yaşanan esrarengiz olaylar, halkı “cadı” korkusuyla yüz yüze bıraktı. Resmî kayıtlara giren bu hikâye, Osmanlı’da inanç ile korkunun nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 26 Nisan 2026 Pazar - 10:46 | GDH Haber
Osmanlı’da cadı yoktu…
En azından resmî tarih bize hep bunu söyler.
Ama 1833 yılında, devletin resmî gazetesi olan Takvim-i Vekayi’de yayımlanan bir mektup, bu anlatının pek de o kadar basit olmadığını gösterir. Tırnova Kadısı Ahmet Şükrü Efendi’nin kaleme aldığı bu metin, Osmanlı taşrasında yaşanan bir korku dalgasını bütün çıplaklığıyla ortaya koyar.
Anlatıya göre Tırnova’da “cadılar türemiştir.” Geceleri evlere giren, erzakları birbirine karıştıran, yorganları didikleyen, insanların üzerine görünmez şekilde saldıran bir varlık… Üstelik kimse onları görmemektedir. Saldırıya uğrayanlar ise aynı şeyi söylemektedir: “Sanki üzerimize manda çöktü sandık!”
Bu noktadan sonra hikâye, sıradan bir korku anlatısı olmaktan çıkar ve toplumsal bir paniğe dönüşür. Aileler evlerini terk etmeye başlar. Çözüm ise ilginçtir: Civar kasabalarda “cadı çıkarmakla” ün salmış bir Rum, Nikola isimli bir adam Tırnova’ya çağrılır. Üstelik bu iş için ciddi bir ücret ödenir.
Nikola’nın yöntemi ise tam anlamıyla halk inancının bir yansımasıdır. Mezarlıkta, üzerinde resimler bulunan bir tahta ile “cadı mezarları” tespit edilir. İşaret edilen mezarlar açıldığında karşılaşılan manzara, korkunun zirvesidir: Cesetlerin büyüdüğü, tırnak ve kıllarının uzadığı anlatılır.
Bu mezarların sahipleri ise sıradan kişiler değildir. Yeniçeri ocağından kalma, geçmişte zorbalıklarıyla bilinen iki isim… Rivayete göre hayattaki kötülükleri, ölümden sonra da devam etmektedir.
Ve çözüm…
Bugünün zihniyle bakıldığında ürpertici ama dönemin inanç dünyasında “makul” görülen bir yöntem uygulanır: Cesetlere kazık saplanır, kalpleri çıkarılıp kaynatılır ve ardından yakılır.
Kadının ifadesiyle: “Kasaba bu cadı belâsından kurtulmuştur.”
Bu metni bugün nasıl okumalıyız?
Bu bir “cadı avı” mıydı?
Yoksa Balkanlar’dan Osmanlı’ya sızmış vampir/cadı inançlarının bir tezahürü mü?
Belki de daha önemlisi şu:
Devletin resmî gazetesine kadar giren bu anlatı, bize Osmanlı toplumunun yalnızca hukuk ve düzenle değil, aynı zamanda korkular, inanışlar ve bilinmezliklerle de şekillendiğini gösteriyor.
Devamını Oku
23 Nisan 2026 Perşembe - 09:40
Devamını Oku
17 Nisan 2026 Cuma - 10:05
Devamını Oku
15 Nisan 2026 Çarşamba - 10:45