İkinci Trump dönemi dış haberler ve uluslararası ilişkiler alanında çalışanlar için baştan başa bir sınav haline geldi. ABD Başkanı’nın, ailesinin ve Beyaz Saray ekibinin açıklamalarını ve davranışlarını anlamlandırmak ayrı bir mesai hatta neredeyse bilim dalı haline dönüştü. Hürmüz Körfezi’nde var olmayan bir krizi yaratan ABD yönetiminin ne yaptığını anlamaya çalışırken bu hafta ilginç bir şey dikkatimi çekti gdh’ın değerli okuyucuları. Trump yönetiminin ciddi bir “ada” takıntısı var. İkinci Trump döneminde ABD’nin radarına giren adaları şöyle bir sıralayalım ve durumun anormalliğini görelim.
ABD’nin göz koyduğu adalar
Danimarka’ya ait Grönland, Trump yönetimi tarafından ilhak edilmek isteniyor, ABD heyeti adada bir sömürge yönetimi edasıyla yaklaşık 6 aydır halkı sorguluyor, Avrupa Birliği seyretmekle yetiniyor. Küba’da rejimin teslim olması isteniyor, İran’dan sonra hedefin bu ülke olduğu açıkça ilan ediliyor. İran’ın petrol sevkiyatının yüzde 80’ini yaptığı Hark Adası ve Hürmüz Boğazı çevresindeki İran’a ait adalar mütemadiyen bombalanıyor ve olası bir kara harekatının başlıca hedefleri olarak belirlendiler. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Adası da Trump yönetiminin listesinde. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile askeri ilişkileri geliştiren ABD, yaklaşık 1 yıl süren fizibilite çalışmalarının ardından Baf kenti yakınındaki Andreas Papandreu Hava Üssü’ne 200 milyon dolarlık yatırım yapma kararı aldı. Girit Adası, Trump’ın birinci başkanlık döneminde Yunanistan’dan fiili olarak alınmıştı. Gelelim bu ada koleksiyonunun en ilginç parçasına. İngiltere hükümetinin bağımsızlık vermeye hazırlandığı Hint Okyanusu’ndaki deniz aşırı toprağı Chagos Takımadaları da ABD tarafından ücreti mukabilinde adalar üzerinde egemenlik iddiası güden Mauritius Cumhuriyeti’nden satın alınmak isteniyor. Tayvan Adası’nın Washington-Pekin ilişkilerinin merkezinde olduğunu dikkate alırsak, Asya Pasifik bölgesindeki bu kriz kaynağının da Trump yönetiminin “ada takıntısı”nın parçası haline geldiğini söyleyebiliriz. Gelelim Trumpgillerin bu ada koleksiyonu merakının patlama yaptığı noktaya.
Arnavutluk halkı Trumpgillere “Dur” dedi
Arnavutluk halkı 1 hafta önce Trump’ın damadı Jared Kushner’in Adriyatik Denizi’ndeki Sazan Adası’na yapmayı planladığı turizm projesi nedeniyle isyan başlattı. Adanın satın alınmasının geçmişi 2024 yılının Aralık ayına kadar uzanıyor. Damat Kushner adayı 1 milyar 400 milyon dolara satın almakla kalmadı. Bir de adanın sırtını dayadığı Avlonya kenti kıyılarındaki doğa koruma alanı Zvernec’te 4 milyar 700 milyon dolarlık bir turizm tesisi kondurma girişiminde bulundu. Gazze’de Filistinli şehitlerin kemikleri üzerine Monte Karlo inşa etmeyi planlayan zihniyet, Avlonya sahilindeki Vjosa-Narta deltasına apartmanlar ve villalar dikmeyi planlıyor. Arnavutluk halkı bir haftadır kırmızı görmüş boğa misali, Trump ailesini ve projeye destek veren Başbakan Rama’yı topa tutuyor. Protestolar sürerken 8 Haziran günü “İsrail Kültür Haftası” gerekçesiyle başkent Tiran’da caddelere İsrail bayrakları asılması ise Rama hükümeti açısından bir başka büyük talihsizlik oldu. Galeyana gelen halktan yükselen öfke üzerine saatler içerisinde bayraklar toplandı. Hükümet Kushner’in projesini askıya aldığını duyursa da eylemciler tamamen iptal kararı alınıncaya kadar Tiran caddelerini terk etmemekte kararlılar. Arnavutluk, Arnavutluk olalı Avlonya ve Sazan Adası merkezli böyle bir hareketliliği bir de 1480 yılının Temmuz ayında görmüştü.






