
Genel olarak Batı, özel olarak ABD gerilerken genel olarak Doğu ve özel olarak da Çin ekonomik olarak yükseliyor. Çin, ABD karşısında sert güç unsurlarıyla değil, yumuşak güç unsurlarıyla çıkıyor…
0:00
--:--
Son Güncelleme: 08 Mayıs 2026 Cuma - 08:30 | GDH Haber
Genel olarak Batı, özel olarak ABD gerilerken genel olarak Doğu ve özel olarak da Çin ekonomik olarak yükseliyor… ABD hala silahlı kuvvetler ve istihbarat alanında güç üstünlüğüne sahip ve bunlara sahipken sert güç de kullanarak tablonun tamamen kendi aleyhine dönmesini engellemek üzere mücadele ediyor.
Hegemon gücün zayıfladığı alternatif gücün güçlendiği dönemlerde savaş ihtimalinin güçlendiği düşünülür. ABD’li siyaset bilimci Graham Tallison Tukidides Paradoksu kavramlaştırmasıyla bu dönemlerde artan savaş ihtimallerini tartışıyor. Tallison tarihte benzeri 16 örnekten 12’sinin savaşla sonuçlandığını vurguluyor. Bu tarihi örnekler ABD-Çin savaşı ihtimalinin ciddiye alınmasına yol açıyor. Fakat ABD ile Çin arasındaki mücadelenin savaş haline dönüşmeden mevcut halini dikkatle takip edilmesi gerekiyor. ABD’nin sert gücünü kullanma eğilimine mukabil, Çin stratejisinin Sun Tzu’nun savaşmadan zafer kazanmak anlayışına dayandığını unutmamak lazım. Çin’in stratejisine geçmeden Sun Tzu’nun Savaş Sanatı kitabındaki temel ilkesini hatırlayalım: “Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir. Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir.”
Çin, ABD karşısında sert güç unsurlarıyla değil, yumuşak güç unsurlarıyla çıkıyor… Dünya iki ülke arasındaki mücadeleyi takip eder hatta büyük bir savaştan endişe ederken; ABD hata üstüne hata yapıyor… The Economist bu konuyu ABD Başkanı Trump’ı gülümseyerek seyreden Çin Başkanı Xi fotoğrafıyla kapağa taşımış ve Sun Tzu’ya atıf yapmadan onun sözüyle yorumlamıştı: "Rakibiniz hata yaparken onu asla durdurmayın…” Çin sadece ABD’nin hatalarını keyifle takip etmekle yetinmiyor, dünyadaki imajını iyileştirecek yumuşak güç unsurlarını da geliştiriyor.
Gideon Rachman “Trump köprüleri Yıkarken Çin Yumuşak Gücünü Artırıyor” başlığıyla Financial Times’da yayınlanan yazısında (https://www.ft.com/content/248b5e50-d12b-4aa0-aa85-05bd9fa3ac82?syn-25a6b1a6=1) bu konuyu değerlendiriyor. Yazının özet hüküm cümlesi şöyle. “Yıllarca ABD, Japonya ve Güney Kore'nin küresel popülaritesine ulaşmak için mücadele eden Pekin'in imajı iyileşiyor. “
Yumuşak güç, bir ülkenin imajını parlatabilecek kültürel bir prestiji ifade etmektedir. Dünya jeopolitik bir deprem yaşar, sert güç bu kadar fazla devreye girerken yumuşak güç tartışması yapmak ne ölçüde isabetlidir diye sorulabilir… Ancak jeopolitik mücadele, stratejik ve diplomatik mücadele demektir. Stratejik ve diplomatik mücadele de kendi etrafındaki ittifakı güçlendirmek, rakibi ise tecrit edebilme kabiliyetidir. Bu kabiliyette sert güç kadar, hatta bazen ondan da önce yumuşak güce ihtiyaç vardır. Gideon Rachman yumuşak gücün ehemmiyetini vurguluyor.
“Yumuşak güç ve jeopolitik arasındaki ilişkiyi kesin olarak tanımlamak zor olsa da, kesinlikle var. ABD ve Batı, Soğuk Savaş'ta kısmen Amerikan toplumunun Sovyet rakibine göre çok daha çekici ve dinamik görünmesinden dolayı zafer kazandı. Demir Perde'nin ardındaki Levi's kot pantolonlarına ve rock müziğine duyulan özlem gerçekti ve önemliydi. Bu nedenle, Donald Trump'ın Amerika'nın küresel iyi niyetini tükettiği bir dönemde Çin'in yumuşak güç geliştirmesi potansiyel olarak önemli.”
Yumuşak güç, ülkelerin itibarını ve güvenilirliğini anketlere yansıyacak şekilde şöyle etkilemektedir.
“Geçtiğimiz ay yayınlanan Güneydoğu Asya'daki elit kesimin görüşlerini araştıran bir ankette, katılımcılara Amerika ve Çin arasında seçim yapmak zorunda kalırlarsa Güneydoğu Asya ülkelerinin kiminle ittifak kurması gerektiği soruldu. Anketin sekiz yıllık tarihinde ilk kez, az bir çoğunluk Çin'i tercih etti. Bu yılın başlarında yapılan bir ankette ise Almanya, Fransa, İngiltere ve Kanada'da önemli çoğunlukların ‘ABD'ye güvenmektense Çin'e güvenmek daha iyidir’ dediği görüldü; bu, geleneksel Amerikan müttefikleri için dikkat çekici bir sonuç.”
ABD kendi yumuşak gücünü zedeleyecek hatalar yapıyor ve ikna edicilik vasfı ortadan kalkıyor. ABD daha önce Çin’in Huawei’sine karşı Avrupalıları ikna edebilirken artık ABD bu ikna üstünlüğünü kaybetmiş durumdadır:
“ABD'nin Huawei'ye karşı öne sürdüğü temel argüman, teknolojilerini benimsemenin ülkeleri gözetime ve ekonomik baskıya açık hale getireceğiydi. Ancak şimdi ekonomik baskının Amerikan devlet yönetiminin temel direği olduğu ve AB yetkililerine tek kullanımlık telefonları ABD'ye götürmelerinin söylendiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu arada Pekin, yumuşak gücünü artırıyor. Birçok Avrupalı artık vizesiz olarak Çin'e seyahat edebiliyor. Çin'in DeepSeek şirketi yapay zeka modelini açık kaynaklı hale getirdi ve bu da modelin dünya çapında hızla benimsenmesine yol açtı. Geçen hafta ise Çin, neredeyse tüm Afrika ülkelerinden yapılan ithalatlara uygulanan gümrük vergilerini kaldırdı. Bu durum, Washington'ın AB araçlarına yüzde 25 oranında gümrük vergisi uygulama niyetini açıklamasıyla çarpıcı bir tezat oluşturdu.”
ABD hata yapıyor, yeni vergi ve ekonomik kısıtlamalar getiriyor; Çin ise esniyor, vize ve sınırlamaları kaldırıyor… Uzun bir dönem yumuşak gücün modern hallerini yakalayamayan Çin, artık TikTok örneğinde “kültürel memler” yaratan Çin mecralarıyla dünyanın ilgisini çekmeyi başarıyor… Rachman’ın verdiği bilgilere göre, Dünya Snooker (bir tür bilardo oyunu) Şampiyonasında 22 yaşındaki Wu Yize, Britanyalı Shaun Murphy ile üstünlük için mücadele ediyor… Eğer Wu kazanırsa, geçen yıl Zhao Xintong'un zaferinden sonra dünya şampiyonu olan ikinci Çinli oyuncu olacak… Snooker şampiyonası örneği, Çin’in artan yumuşak gücü için küçük işaretler… Çin bu küçük işaretlerle yumuşak gücünü arttırırken Trump ABD’si züccaciye dükkanındaki fil gibi her şeyi yıkıp kırmakla meşgul…
Devamını Oku
05 Mayıs 2026 Salı - 09:07
Devamını Oku
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:44
Devamını Oku
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:16