Bugünlerde başlıktaki “stratejik açmaz” ifadesini çok ihtiyatlı bularak “İran’da ABD’nin stratejik yenilgisi” başlığını atacak bir çok yorumcuyu bulmak mümkün. ABD-İran arasındaki savaş hala sona ermedi, kriz devam ediyor… Ancak savaşın ABD, bölge ve küresel düzeydeki stratejik ve jeopolitik sonuçları tartışılmaya başlandı. Tartışmaların uzun süre devam edeceği de anlaşılıyor.
ABD daha önce de savaşlarda zor durumda kalmıştı ama bu sefer yaşadığı zorluklar ABD’nin hegemonik güç vasfını kaybetme ihtimalinin tartışıldığı, Çin’in güçlendiği, dünya uluslararası sisteminin tartışma konusu olduğu bir dönemde yaşanıyor. Stratejist Robert Kagan The Atalntic dergisinde 21 Haziran 2026’da yayınlanan “İran’da Şah-Mat” ( https://www.theatlantic.com/international/2026/05/iran-war-trump-losing/687094 ) yazısında bu konuyu tartışıyor. Robert Kagan’ın yazısındaki hüküm cümlesi şöyle:
“Washington bu savaşı kaybetmenin sonuçlarını tersine çeviremez veya kontrol edemez. “
Kagan yazısında ABD’nin tarihte yaşadığı problemlerden örnekleri hatırlatıyor:
“Amerika Birleşik Devletleri'nin bir çatışmada tamamen yenilgiye uğradığı, stratejik kaybın ne telafi edilebileceği ne de göz ardı edilebileceği kadar belirleyici bir gerileme yaşadığı bir zamanı düşünmek zor. İkinci Dünya Savaşı'nın ilk aylarında Pearl Harbor'da, Filipinler'de ve Batı Pasifik'te yaşanan felaket niteliğindeki kayıplar sonunda tersine çevrildi. Vietnam ve Afganistan'daki yenilgiler maliyetliydi ancak Amerika'nın dünyadaki genel konumuna kalıcı bir zarar vermedi, çünkü bunlar küresel rekabetin ana alanlarından uzaktaydı. Irak'taki ilk başarısızlık, nihayetinde Irak'ı nispeten istikrarlı ve komşuları için tehdit oluşturmayan bir ülke haline getiren ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki hakimiyetini koruyan bir strateji değişikliğiyle hafifletildi.”
İran ABD tarihinde yaşanan bu problemlerden ayrışıyor:
“İran ile yaşanan mevcut çatışmadaki yenilgi tamamen farklı bir nitelikte olacak. Ne telafi edilebilir ne de görmezden gelinebilir. Eski duruma dönüş olmayacak, verilen zararı ortadan kaldıracak veya aşacak nihai bir Amerikan zaferi de olmayacak. Hürmüz Boğazı eskisi gibi "açık" olmayacak. Boğazın kontrolüyle İran, bölgenin ve dünyanın kilit oyuncularından biri olarak ortaya çıkıyor. İran'ın müttefikleri olan Çin ve Rusya'nın rolleri güçlenirken, Amerika Birleşik Devletleri'nin rolü önemli ölçüde azalıyor. Savaşın destekçilerinin defalarca iddia ettiği gibi Amerikan gücünü göstermekten çok uzak olan bu çatışma, Amerika'nın güvenilmez ve başladığı işi bitiremeyen bir ülke olduğunu ortaya koydu. Bu durum, dost ve düşman ülkeler Amerika'nın başarısızlığına uyum sağlarken dünya çapında bir zincirleme reaksiyonu tetikleyecek.”
Kagan’ın yazısında ABD’nin bu yenilgisinde sorumluluğu olan İsrail’den neredeyse hiç bahsedilmemesi de ilginçtir. ABD savaşa yeniden dönse ve Trump’ın dediği gibi İran medeniyetini yok edecek olsa bile, ağır bir maliyet ödemekten kurtulamayacaktır. Üstelik bu saldırının dahi zaferi garanti edemeyeceği ve rejimin hala ayakta kalma ihtimalinin olduğu artık kabul ediliyor. ABD’nin ikinci derecede bir güç karşısında “stratejik başarısızlığı”, ABD’nin müttefiklerini endişelendirirken ABD’nin hasımlarına cesaret verecektir. Bilhassa İran’ın Hürmüz boğazını kapatması, Körfez ülkeleri ve dünyadaki benzer yerlerde yıkıcı bir örnek teşkil edecektir. ABD’nin dayanıklılık ve gücü konusundaki şüpheler Çin ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkeyi cesaretlendirecektir. ABD’nin İran’daki stratejik yenilgisinin küresel sonuçları nümüzdeki günlerin temel tartışma konularından biri olacak…




