CHP’deki kriz, derinleşerek devam ediyor… Krizin nereye gideceği tartışılıyor. Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu hizbinin yeni parti kurarak CHP’den ayrılması artık kaçınılmaz görünüyor. Krizin sonuçlarının yanında, krizin sebepleri ve kökleri de bir tartışma konusu… Tarafların birbirlerine yönelik “hain”, “FETÖCÜ”, “sarayın adamı” vs suçlamalarının ötesinde analitik bir zeminde tartışma arayışları sadece CHP için değil, Türk siyaseti ve Türkiye açısından da kıymetli. Çünkü demokrasi, devlet, hukuk, savunma sanayi gibi temel konular için siyaset ve siyasi partiler vazgeçilmez ehemmiyette aktörler…
Geçtiğimiz günlerde Akşam gazetesinin entelektüel eki Açık Görüş’te CHP’deki krizin köklerini tartışan dikkat çekici bir yazı yayınlandı. Hasan Kaya’nın “CHP ve iktidar eşiği korkusu: Kurucu partinin bitmeyen paradoksu” ( https://www.star.com.tr/acik-gorus/chp-ve-iktidar-esigi-korkusu-kurucu-partinin-bitmeyen-paradoksu-haber-2022838/) başlıklı yazısında, CHP’deki kriz, “iktidar eşiği korkusu” kavramı çerçevesinde tartışılıyor. Önce kavramı anlamaya çalışalım:
“İktidar eşiği korkusu, bir siyasi partinin muhalefetteyken iktidarı hedeflemesine rağmen, iktidara gerçek anlamda yaklaşmaya başladığında kendi içinde yoğunlaşan çatışmalar, bölünmeler ve yön arayışları yaşaması durumunu ifade eden siyasal bir kavramdır. Bu korku, seçim kazanma korkusu değildir. Tam tersine, seçim kazanmanın beraberinde getireceği sorumluluklardan, dönüşüm zorunluluğundan ve tarihsel kimliğin aşınması ihtimalinden kaynaklanan kurumsal bir gerilimdir. Bu kavramı daha akademik bir tanıma dönüştürmek istersek şöyle formüle edebiliriz:
İktidar eşiği korkusu: Bir siyasi partinin, iktidar olasılığı yükseldikçe artan yönetim sorumluluğu, kimlik dönüşümü ve iç güç paylaşımı baskıları nedeniyle kurumsal bütünlüğünde gerilim ve parçalanma eğilimleri göstermesi durumudur.”
CHP iktidar eşiğine yaklaştıkça iktidar olma sorumluluğu ile CHP’nin kurucu kodlarını muhafaza etme misyonu arasında kuvvetli bir gerilim yaşanmaktadır. Hasan Kaya, CHP’nin yüzleşmek zorunda kaldığı soruları şöyle sıralıyor:
“İktidar eşiğine yaklaşan partiler şu sorularla yüzleşmek zorunda kalır:
* İktidara geldiğimizde hangi politikaları uygulayacağız?
* Parti içindeki farklı eğilimlerden hangisi belirleyici olacak?
* Tarihsel kimliğimizi korurken değişime ne kadar izin vereceğiz?
* İktidarın gerektirdiği pragmatizm ile ideolojik ilkeler arasında nasıl bir denge kuracağız?
İşte bu soruların yarattığı baskı, bazı partilerde iktidar yolunda birleştirici olmak yerine ayrıştırıcı bir etki yaratabilir.”
CHP’deki kurucu kodlar, kurucu parti olma iddiası, tarihi ve ideolojik misyon CHP’nin iktidar sorumluluğu alması halinde “değişme” ve “dönüşme” mecburiyetiyle gerginlik yaşamasına yol açıyor. Artık rakip, iktidar partisi veya diğer partiler değil CHP’nin tarihi ve ideolojik misyonudur:
“CHP'nin en büyük rakibi bazen iktidar partisi değil, kendi tarihidir. Çünkü, CHP iktidar olmak üzerine değil, kurucu kimliğini korumak üzerine kodlanmıştır.”
Bugün CHP’de taraflar arasında artan kurucu kodlar, Atatürk’ün partisi, CHP’nin tarihi misyonu tartışmaları CHP’nin bu paradoksu aşamadığını bir kez daha göstermiştir. CHP iktidara gelmekten korkmaktadır… Çünkü CHP iktidara gelmek için değişme ve dönüşmekten zorunda olduğunu görmektedir. İktidar tecrübesinin, CHP’yi değiştirme ve dönüştürme konusunda zorlayacağını görmektedir. Bunu fark etmek CHP üzerinde değişim baskısı yaratmakta, CHP’deki merkezle merkez-kaç güçlerin arasındaki gerilimi yönetilmez bir kriz haline taşımaktadır. CHP değişim korkusuyla yüzleşmeden ve “iktidar eşiği korkusunu” aşmadan, parti bütünlüğü muhafaza etmek ve iktidar gelmek konusundaki krizini aşamayacaktır.






