CHP’deki parti içi mücadele adeta iç savaş halinde devam ediyor… Hizipleşmenin ana sebebi ve bir hizbin lideri olan Ekrem İmamoğlu bir röportajla (T24 https://share.google/L8FPnnKA9KL2rXHeR ) mücadeleye açıktan dahil oldu. Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu hizbinin sert, her türlü uzlaşmaya kapalı ve CHP’den ayrı bir parti kurma kararının hizbin siyasi ve lojistik lideri Ekrem İmamoğlu’ndan geldiği bu şekilde bir kez daha anlaşılmış oldu. Aynı sitede eskiden Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan yardımcısı olarak görev yapan Bülent Kuşoğlu’nun röportajı çok tartışırken, İmamoğlu’nun bu röportajının kamuoyunda neredeyse hiç tartışılmaması enteresandır.
Ekrem İmamoğlu röportajında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için” sarayın kuklası”, “dahili beddah kayyım”, “siyasi kayyım” gibi tabirler kullanarak bütün diyalog kapılarını kapıyor:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına, delegelerin iradesiyle değil; sarayın yargı marifetiyle kurduğu operasyonla taşınan bir yönetim anlayışının demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu kim yaparsa yapsın, adı bellidir: Siyasi kayyımlık.”
İmamoğlu hukuki süreci ve mahkeme kararını “saray darbesi” olarak adlandırıyor. İmamoğlu, “Terörsüz Türkiye sürecini” bir aldatmaca olarak yorumlamanın ötesinde, iktidarı “hukuksuzlukla seçimi kazanıp” “yeniden bu milletin evlatlarının kanına girme” hesabı yapmakla itham ediyor. İmamoğlu’nun bu konuda kullandığı tahrik ifadeleri, ürkütücü bir tür nefret söylemini dile getiriyor.
“Hazırlayalım, biz de destek verelim ve çıkaralım yasayı. Fakat demokrasi elden gittikten sonra, hukuk ayaklar altına alındıktan sonra hangi barış, hangi huzur, hangi yasa diye sormayacak mı bu millet? Bütün gözler görüyor, fakat diller susuyor. Erdoğan hala ‘Kürt anasını görmesin’ zihniyetiyle iş yapıyor. Hatta aynı zamanda ‘Türk gün yüzü görmesin’ zihniyetiyle yol yürüyor. Açık açık söylüyorum: Seçimlere kadar süreci devam ettirip, her türlü hukuksuzlukla seçimleri kazanıp, süreci bitirmenin ve yeniden bu milletin evlatlarının kanına girmenin hesabını yapıyor.”
Görüldüğü gibi İmamoğlu Türkiye’nin ortak paydası haline gelmiş Terörsüz Türkiye sürecini dahi bozmaya göze almış bir siyasi strateji kurmuş durumda… İmamoğlu, CHP dışındaki yolları; yani, ayrı partiyi de meşru ve güçlü olarak vurguluyor…
“’Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız.’ O yol, hukukun, delegelerimizin ve millet iradesinin emrettiği şekliyle yol arkadaşım Sayın Özgür Özel’in Genel Başkanlığı’ndaki CHP’dir. Fakat hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür.”
Röportajda yeni partinin nitelikleri üzerine de uzun değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmelere bakılınca, Özel-İmamoğlu hizbinin yeni parti arayışını ciddi olarak tartıştığı anlaşılıyor. Ekrem İmamoğlu’nun bu röportajdaki nefret söylemi de içeren çok sert ve CHP’den ayrı parti kurulması stratejisini yansıtan sözlerinin kamuoyunda yeterince yayılmaması, dikkat çekici… İmamoğlu’nun bu sözlerinin siyasi elitlere bir talimat olarak iletilmesi ama sertliğin halka gösterilmemesi de bir iletişim stratejisi olarak tercih edilmiş olmalı… Ekrem İmamoğlu bu röportajda sadece Kemal Kılıçdaroğlu’na değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, CHP’deki hizipleri yumuşatmaya çalışan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye kaba bir üslupla siyaseten savaş ilan ediyor ve CHP’den ayrı bir yeni bir parti kurulması talimatını veriyor… Halbuki tartışmayı ve CHP’deki gelişmeleri anlayabilmek için, CHP’deki kavganın asıl sebebi olan Ekrem İmamoğlu’nun sözlerinin yakından takip edilmesi gerekiyor.




