İran savaşı, ABD-Avrupa kavgası, ABD-Çin müzakereleri derken önce MHP Genel Başkanı Dr Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye bahsinde ortaya koyduğu yeni model ve sonra da CHP’de şaibeli kurultay davasında tedbirli mutlak butlan kararıyla Özgür Özel’in yerine Kemal Kılıçdaroğlu gelişiyle Türkiye, iç politikaya keskin bir dönüş yaptı…
4-5 Kasım 2023’deki CHP Kurultayında 13 yıldır partiyi yöneten ve dizayn eden Kemal Kılıçdaroğlu, şaşırtıcı bir şekilde Ekrem İmamoğlu’nun lojistik desteğiyle Özgür Özel’e yenildi. Kurultayın hemen akabinde kurultaydaki şaibeler, delege pazarlıkları iddiaları ayyuka çıkmıştı. Ancak yaklaşan 31 Mart 2024’deki belediye seçimleri süreci, kurultayı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu hizbini şaibe iddialarını dile getirmek ve mahkemeye taşımaktan alıkoydu.
Kemal Kılıçdaroğlu ekibi 31 Mart 2024 seçimlerinde Özgür Özel’in “mutlak başarısızlığı” varsayımıyla 1 Nisan hareketine” hazırlandılar. Buna göre, Özel seçimlerde başarısız olunca Kılıçdaroğlu olağanüstü kurultay marifetiyle genel başkanlığa dönecekti. Seçim sonuçları, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hesabındaki gibi olmadı. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisi belediye seçimlerinde tahminlerin ötesinde başarılı oldular. Özel’in seçim başarısı, Kılıçdaroğlu hizbini sindirdi ve olağanüstü kurultay talebinden vazgeçtiler. Aslında Özgür Özel ve Ekrem İnanoğlu ikilisi bu dönemde altın bir fırsatı kaçırdılar. Bu fırsat, Kemal Kılıçaroğlu hizbine alan açılarak parti yönetimine kuşatıcı bir şekilde onları da dahil etmek ve gönüllerini almak olabilirdi. Özel ve İmamoğlu seçim zaferiyle elde ettikleri fırsatı, tam aksine CHP’ye tam hakim olmak ve Kılıçdaroğlu hizbi başta olmak üzere kendilerine tabi olmayanları tasfiye etmek amacıyla kullanmayı tercih ettiler.
Özel ve İmamoğlu’nun parti içindeki mutlak hakimiyeti, parti içi muhalefeti “yer altına” itti ve “gerilla tarzı bir muhalefete” yöneltti. Muhalefet her baş gösterdiğinde belediye ve genel merkez lojistiğiyle teşekkül etmiş olan CHP medyası ve sosyal medyası, muhalefete karşı ağır bir linç rejimi uyguladı. Böylece CHP’deki meşru siyaset kanalları tıkandıkça parti içi muhalefet yer altına ve hukuk küresine taşındı. CHP’deki parti içi muhalefet şaibeli kurultay, belediyelerdeki yolsuzluklar ve CHP yönetimindeki yozlaşma hakkında bildiklerini dile getirmeye başladılar. Bunlar siyasi dedikodu olanlarının dışında ihbar, itiraf, bilgi ve belgelerle mahkemelere de taşınmaya başlandı…
CHP’deki parti içi muhalefet kendilerini tam anlamıyla tasfiye edecek Özel-İmamoğlu ikilisine karşı bir var olma yok olma kaygısıyla çok sert bir gerilla harbi stratejisi izlemeye başladı… Bugün CHP’nin şaibeli kurultay, belediyelerdeki yolsuzluk ve yozlaşma davalarının ve yayınlarının arkasında, CHP parti içi muhalefetinin bu başarılı yeraltı muhalefet stratejisi yatmaktadır. CHP parti içi muhalefetinin başarısının arkasında Özel- İmamoğlu’nun zafer sarhoşluğu ve kibri de yatmaktadır. Özel-İmamoğlu ikilisi CHP’deki parti içi muhalefeti ezmek, sindirmek ve küçümsemek yerine; pastayı onlarla paylaşacak bir uzlaşma ve anlaşma siyaseti izleseler parti içi muhalefet bugünkü gücüne ulaşamayacaktı.
CHP’de bilhassa 19 Mart 2025’de Ekrem İmamoğlu‘na karşı başlayan yolsuzluk davasıyla parti içi muhalefet ve parti içi çok seslilik sona erdirildi. CHP’de sosyal baskı ve medya linci tehdidiyle tek adaylı Cumhurbaşkanı adaylığı ve tek adaylı genel başkan seçimleri yapıldı. Ekrem İmamoğlu hapisteyken bile Kemal Kılıçdaroğlu’nun ziyaretlerinde tavizsiz ve uzlaşmasız bir tavır sergiledi. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu hizbi CHP parti yönetiminden tamamen ayrıştı ve giderek ötekileştirildi, hatta düşmanlaştırıldı… Mezhebinden başlayarak çok ağır hakaretlerle CHP medyası ve sosyal medyası tarafından linçlere tabi tutuldu, bir tür medeni/siyasi ölüye dönüştürüldü…
CHP’de parti içi mücadele tedbirli mutlak butlan kararıyla yeni bir aşamaya geçti… CHP’deki mücadelenin çok daha sertleşeceği, tarafların aynı partide kalmasının zorlaşacağı bir sürece doğru gidiliyor. İki taraf da birbirlerini partiden temizlemek, arındırmak istiyorlar ve bu iki tarafa durun diyebilecek üçüncü bir taraf yok… Kendi içinde savaş ve parçalanma halinde olan bir partinin, %50+1’lik oy almak mecburiyetinin olduğu Cumhurbaşkanlığı sisteminde başarılı olması çok zor görünüyor. CHP’nin kendini yeni sisteme hazırlaması, yeni ve farklı siyasi elitleri, yeni toplumsal kesimleri parti şemsiyesi altına alarak partiyi topluma açması; ideolojik olarak kendini yenilemesi lazımken, partinin daha da daraldığı bir hizip savaşına saplandığı görülüyor… CHP siyasi elitleri bir ferasat göstermezlerse bir iç savaşa doğru gidiyor…







