Neyi yaptığımız kadar, neyi neden yapmadığımız da çocuğun kimlik inşasında belirleyicidir. Yılbaşı ışıkları her yeri sararken; İslam pedagojisi ışığında aidiyet, değer ve tercih kavramlarını yeniden düşünmeye ne dersiniz?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 31 Aralık 2025 Çarşamba - 13:22 | GDH Haber
Eğitimde Kimlik, Kişilik ve Karakter İnşası…
Eğitim, yalnızca bilişsel kazanımların aktarımıyla sınırlı bir süreç değildir; aynı zamanda çocuğun kimlik algısını, kişilik yapısını ve karakter gelişimini şekillendiren çok boyutlu bir etkileşim alanıdır. Çocuklar, yaşadıkları toplumun değerlerini yalnızca anlatılan bilgiler aracılığıyla değil; gözlemledikleri davranışlar, tekrar eden kültürel pratikler ve sembolik zamanlarda ortaya çıkan değerler üzerinden içselleştirirler. Bu bağlamda yılbaşı gibi dinimize ve kültürümüze ait olmayan ritüeller, çocukların ‘aidiyet’, ‘değer’ ve ‘tercih’ kavramlarını anlamlandırdığı önemli pedagojik eşikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumun değerlerine atılan bir dinamit gibi yüzyıllardır devam eden batı özentisi ve popüler kültür bakiyesi olan yılbaşında kendimize sormamız gereken temel soru; “Çocukların kimlik inşa sürecinde nasıl bir davranış modeli ortaya koyuyoruz?”
Eğitim, Kimlik ve Değer İnşası
Kimlik gelişimi, çocukluk döneminde çevresel tutarlılık ve anlamlı açıklamalarla desteklendiğinde sağlıklı bir zeminde ilerler. Çocuk, ailesinin ve okulunun benimsediği değerlerle karşılaştığında, bu değerlerin gerekçelerini anlamaya ihtiyaç duyar.
“Neyi yaptığımız” kadar “neyi neden yapmadığımız” da çocuğun zihinsel ve duygusal gelişiminde belirleyici bir rol oynar.
İslam pedagojisi, çocuğun gelişimini yalnızca bilişsel yeterlilikler üzerinden değil; ahlaki tutarlılık, vicdan gelişimi ve aidiyet duygusu üzerinden ele alır.
Bu yaklaşım, eğitim sürecini yasaklayıcı bir çerçeveye hapsetmek yerine, çocuğun anlam kurma becerisini güçlendirmeyi hedefler. Yılbaşı gibi sembolik zamanlar da bu anlam kurma sürecinin doğal bir parçası hâline gelir.
Semboller, Kavramlar ve Çocuk Dünyası
Gelişim psikolojisi açısından bakıldığında, çocukların sembolik düşünme becerileri yaşa bağlı olarak gelişir. Özellikle erken ve orta çocukluk döneminde çocuklar, soyut kavramları somut imgelerle eşleştirerek anlamlandırır. Farklı kültür ve inanç sistemlerine ait sembollerin yoğun biçimde görünür olduğu dönemlerde, çocukların kavramsal karmaşa yaşaması mümkündür.
İçinde yaşadığımız çağın iletişim araçları ne yazık ki, popüler kültürün kadim kültürümüz ve dinî değerlerimize kıyasla daha baskın, yaygın ve görünür olmasını sağlamaktadır. Bu nedenle çocuğun dünyasında kavram karmaşasına yol açmadan; onu dininden ve kendi kültüründen koparmadan, sağlıklı bir istikamet üzere yönlendirmek temel sorumluluğumuzdur.
Bu noktada pedagojik sorumluluk, çocuğu dış dünyadan izole etmek değil; karşılaştığı sembolleri sade, tutarlı ve yaş düzeyine uygun açıklamalarla anlamlandırmasına yardımcı olmaktır. Bazı kültürel kutlamalara mesafe koymak, çocuğu sınırlandırmak değil; onun değer dünyasını berraklaştırmak ve zihinsel bütünlüğünü korumaktır.
Yaşadığımız toplumda yılbaşına çoğu zaman olduğundan fazla anlam yüklenmekte; bu durum, değerden çok alışkanlığı besleyen bir kabule dönüşmektedir. Bize düşen ise, aile ortamında kimlik belgelerinde yer alan “İslam” ifadesiyle yetinmeyip; yılbaşını inancımızın ilkeleri ve kendi değer yargılarımız çerçevesinde yeniden düşünmek, çocuklarımızda bilinç ve farkındalık inşa etmektir.
Kişilik ve Karakter İnşasında Model Olma
Eğitim literatüründe model alma, kişilik ve karakter gelişiminin temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilir. Çocuklar, yetişkinlerin söylediklerinden çok, günlük hayatta sergiledikleri davranışları içselleştirir. Değerler eğitimi, bu nedenle yalnızca sözel aktarımla değil; tutarlı yaşam pratikleriyle desteklenmelidir.
Hz. Muhammed’in (SAV) eğitim yaklaşımı incelendiğinde, ahlaki ilkelerin soyut anlatımlar yerine örnek davranışlarla aktarıldığı görülür. Bu yönüyle kendisi, tüm insanlık için güven, merhamet, adalet ve sorumluluk temelli bir rol modeldir. Onu örnek almak, pedagojik açıdan bakıldığında; tutarlı bir karakter gelişimi ve değer merkezli bir yaşam anlayışının çocuğa kazandırılmasını ifade eder.
Kendi kültür ve medeniyetimizin değerlerini gündelik hayatımızda giderek görünmez kılarken, başka medeniyetlerin sembollerini ve ritüellerini abartılı bir hevesle sahiplenmemiz ciddi bir çelişki değil midir? Kandiller sessizleşirken cadılar bayramı bu topluma hızla yerleşti; dinî bayramlarımız anlamından koparılmaya başlandı. Kurban, ibadetin ruhu olan takva ve teslimiyetten soyutlanırken; Ramazan, feyiz ve bereket ikliminden uzaklaştırılarak “şeker bayramı”na indirgenirken, Paskalya kutlamaları okullarda yumurta boyama etkinlikleriyle meşrulaştırılmaya başlandı.
Peki biz bu süreçte neyi kaybettiğimizin gerçekten farkında mıyız? Asıl kayıp, bir günün ya da bir geleneğin değil; bir medeniyet hafızasının, bir kimlik bilincinin aşınmasıdır. Daha da kaygı verici olan ise, bizden sonraki kuşakların kendi dinî değerlerinden, örf, adet ve ananelerinden giderek uzaklaşması ve bu kopuşun çoğu zaman fark edilmemesidir.
Eğitim, çocuğa yalnızca bilgi kazandırmak değil; onu tutarlı, sorumluluk sahibi ve değerleriyle barışık bir birey olarak yetiştirme sürecidir.
Yılbaşı meselesi, bu bağlamda bir kutlama tartışmasından çok; çocuğun kimlik, aidiyet ve değer algısının nasıl inşa edildiğiyle ilgilidir.
Sağlıklı bir eğitim yaklaşımı, çocuğu hayattan koparmadan; hayatın içindeki farklılıkları anlamlandırmasına rehberlik eder. Eğitim, çocuğun kalbinde korku ve baskı değil; anlam, güven ve bilinç inşa edebildiği ölçüde gerçek amacına ulaşır.
İslam pedagojisi bize şunu öğretir: Çocuklara doğruyu öğretmenin yolu, onları hayattan koparmak değil; hayatın içindeki tercihleri anlamlandırmaktır. Yılbaşı meselesi de bu anlamlandırmanın bir parçasıdır. Mesele bir gecenin eğlencesi değil, çocuklara hangi değerleri miras bıraktığımız meselesidir.
Yılbaşında Yapılabilecek Aile İçi Bir Etkinlik Önerisi : “Üç Aylar Yolculuğu”
İslamiyet’te önemli bir yere sahip olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları; yalnızca ibadet yoğunluğu artan zaman dilimleri değil, aynı zamanda ahlaki farkındalığın, iç muhasebenin ve manevi hazırlığın güçlendiği özel dönemlerdir. Bu ayların çocuklara aktarımı, soyut anlatımlar yerine somut ve oyun temelli öğrenme yöntemleriyle desteklendiğinde daha kalıcı ve anlamlı hâle gelir.
Bu amaçla aile ortamında uygulanabilecek “Üç Aylar Yolculuğu” adlı aşağıdaki oyun yılbaşında ailece yapılacak faydalı bir etkinlik olabilir.
Etkinliğin Amacı
Etkinliğin Uygulanışı
Ailece bir masa etrafında toplanılır. Basit malzemelerle hazırlanmış bir oyun yolu (karton üzerine çizilmiş bir yol haritası) kullanılır. Yol, üç bölümden oluşur: Recep – Şaban – Ramazan. Her bölüm, o aya özgü sorular ve görev kartları içerir.
Bu bölümde çocuğa şu tür sorular yöneltilir:
Görev kartı örneği:
Bu aşamada Peygamber Efendimizin (sav) Şaban ayına verdiği önem vurgulanır.
Sorular:
Görev kartı örneği:
Görev kartı örneği:
Her bölüm tamamlandığında aile bireyleri kısa bir değerlendirme sohbeti yapar. Amaç, doğru–yanlış kontrolü değil; çocuğun düşünmesini ve içselleştirmesini sağlamaktır. Çocuk, üç ayları yalnızca takvim bilgisi olarak değil; davranış, niyet ve ahlaki farkındalık boyutuyla tanır. Böylece din eğitimi, soyut bir anlatımdan çıkıp yaşanan ve hissedilen bir sürece dönüşür.
Etkinlik, ailece yapılan kısa bir dua ve şu soru ile tamamlanır:
“Üç aylarda öğrendiğimiz bu değerleri hayatımızın hangi alanlarında sürdürebiliriz?”
Bu yaklaşım, çocuğun İslamî değerleri bir zorunluluk değil; anlamlı ve bilinçli bir tercih olarak görmesine katkı sağlar.
Devamını Oku
05 Ocak 2026 Pazartesi - 22:21
Devamını Oku
23 Aralık 2025 Salı - 08:00