Basın İlan Kurumu’nun 65. yılında düzenlenen dev panel, medyanın "yazılım şirketine" dönüştüğü yeni dünyada gazetecinin rolünü yeniden tanımladı. Panelin satır aralarındaki o kritik soru şuydu: Geleceği şekillendiren mi olacağız, yoksa trendleri izleyen mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:59 | GDH Haber
Basın İlan Kurumu’nun 65. kuruluş yılı kapsamında düzenlenen “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” paneli, medya sektörünün yalnızca bugününü değil, önümüzdeki yıllarda hangi kırılmalarla karşı karşıya kalacağını da açık biçimde ortaya koyan önemli bir eşik oldu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ve Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Sayın Abdulkadir Çay’ın açılış konuşmalarının ardından program, iki güçlü panelle devam etti.
İlk panelde Dijital Dönüşümün Basın Kurumlarına Etkisi, Gazetecinin Değişen Rolü ve Sürdürülebilir Basın Ekonomisi; ikinci panelde ise Yapay Zekâ Destekli Habercilik, Yeni Dijital Yetkinlikler ve Doğrulama Süreçleri ele alındı. Seçilen başlıklar da verilen mesajlar da sektörün tam kalbine dokunan, yerinde ve vizyoner bir çerçeve sundu.
İki panel boyunca tartışılan başlıklar, sektörün artık teknolojiyle olan ilişkisini yeniden tanımlamak zorunda olduğunu net biçimde gösterdi. Dijital dönüşüm, sadece araçların değişmesi değil; gazeteciliğin anlamının, sorumluluğunun ve aktörlerinin yeniden yazılması anlamına geliyor.
Basın İlan Kurumu’nda Sayın Abdulkadir Çay’ın atanmasının ardından, kurumun hem yapısal hem de zihinsel anlamda hızla çağa uyum sağladığını görmek mümkün. Bu panel, söz konusu dönüşümün en somut göstergelerinden biri oldu. Böylesine nitelikli ve geleceğe dönük bir organizasyona gdh.digital ailesinin de davet edilmesi, bizler için ayrıca bir onurdu.
Medya, hızla dönüşen dijital dünyada hakikati nasıl ayakta tutacak?
Belirsizlik Çağında Medya: Yeni Bir Düzen Kuruluyor
Panelden çıkan en güçlü izlenimlerden biri şu oldu:
Bugün yalnızca küresel siyaset değil, medya düzeni de derin bir belirsizlik içinde. Uluslararası hukuk zayıflarken, güç siyaseti öne çıkarken ve hakikat giderek aşınırken; medya da bu kırılmanın tam merkezinde duruyor.
Dijitalleşme ve yapay zekâ ile birlikte bilgi hiç olmadığı kadar hızlı dolaşıma giriyor. Ancak bu hız, beraberinde ciddi bir sorunu da taşıyor: Doğru ile yanlış arasındaki sınırlar silikleşiyor.
Algoritmaların belirleyici olduğu, deepfake içeriklerin sıradanlaştığı, otomatik haber üretiminin yaygınlaştığı bir medya ikliminde; artık sorun yalnızca “haber üretmek” değil, hakikati ayıklayabilmek.
Bu tablo bize şunu gösteriyor: Önümüzdeki dönemde medya, sadece içerik rekabeti değil; güven rekabeti yaşayacak. Güven üretmeyen hiçbir medya markasının dijital dünyada kalıcı olması mümkün görünmüyor.
Gazetecilik Yeniden Tanımlanıyor
Panel boyunca netleşen bir başka gerçek ise gazetecilik mesleğinin dönüşümüydü.
Artık gazeteci; yalnızca bilgi toplayan ve yazan kişi değil. Veriyi okuyabilen, algoritmanın nasıl çalıştığını anlayan, yapay zekâ destekli içerikleri ayırt edebilen ve dijital güvenliğin farkında olan bir çoklu yetkinlik aktörü olmak zorunda.
Bu dönüşüm, medya kurumlarını da doğrudan etkiliyor. Klasik editoryal hiyerarşiler yerini; veriye dayalı, çevik ve performans odaklı yapılara bırakıyor. Haber merkezleri, giderek teknoloji şirketi refleksiyle yönetilen organizasyonlara dönüşüyor.
Ancak burada kritik bir eşik var:
Teknoloji gazetecinin yerini aldığında değil, gazeteciyi güçlendirdiğinde anlamlı. Aksi halde hız, içerik bolluğu ve görünürlük; hakikatin üzerini örten bir gürültüye dönüşüyor.
Veri Zehirlenmesi ve Hafıza Meselesi
Panelde zihnimde en çok yer eden kavramlardan biri “veri zehirlenmesi” oldu.
Bu kavram, sadece bugünün dijital sorunlarına değil; medyanın geçmişte yaşadığı kırılmalara da güçlü bir gönderme yapıyor.
Bu ülke, manşetlerle darbelerin meşrulaştırıldığına, seçilmiş iradelerin hedef alındığına, halkın aşağılandığına ve devletin itibarsızlaştırıldığına şahit oldu. Bugün dijital mecralarda yaşanan dezenformasyon dalgası, aslında yöntem değiştirerek devam eden aynı zihniyetin yeni versiyonu.
Bu nedenle dezenformasyonla mücadele, teknik bir konu değil; demokratik bir zorunluluk. Medyanın temel görevi, kamuoyunu yönlendirmek değil; doğru bilgiyi toplumun hizmetine sunmak olmalı.
Medya Nereye Gidiyor?
Panellerden çıkan tablo oldukça net:
Medya, hızla dönüşen dijital dünyada hakikati nasıl ayakta tutacak?
Gazetecinin aktörlüğü bu çağda eskisinden çok daha kritik. İnsanı ve insani değerleri yüceltmeyen hiçbir iş kalıcı değildir. Medyacı olarak Hakikati, algoritmalara teslim edemeyiz ve Görünürlük, hakikati gizlememeli.
Bu tablo, medya profesyonelleri için de açık bir mesaj içeriyor:
Gelecekte ayakta kalacak olanlar; sadece iyi yazanlar değil, iyi düşünen, doğru okuyan ve etik duruşunu koruyanlar olacak.
Bu panel bana şunu bir kez daha düşündürdü:
Gelecek dijital dünyada şekilleniyor; ancak bu geleceğin merkezinde insan, etik ve hakikat yoksa; hiçbir teknolojik ilerleme gerçek anlamda değer üretmez.
Basın İlan Kurumu’nun 65. yılında ortaya koyduğu bu vizyon, sadece bugünü analiz etmiyor; medyanın yarınına dair güçlü bir yol haritası sunuyor.
Asıl mesele ise şu:
Bu yol haritasını okuyup, cesaretle yürüyebilecek miyiz?
Devamını Oku
05 Ocak 2026 Pazartesi - 22:21
Devamını Oku
31 Aralık 2025 Çarşamba - 13:22
Devamını Oku
23 Aralık 2025 Salı - 08:00