
Afrika'nın uyuyan devi Etiyopya, Türk diplomasisiyle dünyaya bağlanıyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti sadece bir görüşme değil, 21. yüzyılın Afrika tasarımının resmidir.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19 Şubat 2026 Perşembe - 08:46 | GDH Haber
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı Afrika’nın diplomatik başkenti Addis Ababa’ya iniş yaptığında, sadece bir devlet başkanını değil, Afrika Kıtası’nın önemli bir bölümüne son on yılına damga vuran bir jeopolitik aklı da beraberinde getiriyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ziyareti, sıradan bir ikili görüşme trafiği değil; Nil’den Kızıldeniz’e, Somali’den Tigray dağlarına uzanan devasa bir denklemin tam merkezine atılmış bir Türkiye imzası.
Etiyopya, sadece ‘Habeşistan’ değil; o, Afrika’nın uyanan devi, demografik patlamanın eşiğindeki üretim üssü ve masayı kuran hegemonların denize çıkışını kapattığı bir imparatorluk bakiyesi. Bugün Addis Ababa’da büyük umutlar uyandıran Ankara Mutabakatı, bu dev ülkenin dünya sistemine girişinin de tescili demek oluyor.
Etiyopya Kızıldeniz’den nasıl koparıldı?
Etiyopya, bir zamanlar Kızıldeniz’de oldukça etkin ve dominant karakteri olan bir ülkeydi. Ancak 1993 yılında Eritre’nin bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, 110 milyonu aşan (bugün 140 milyona merdiven dayayan) bu dev ülke, bir gecede dünyanın en kalabalık karaya hapsolmuş ülkesi konumuna sıkıştırıldı.
Bu tecrit elbette kendiliğinden oluşan bir tecritten çok daha fazlasıydı.
Eritre’nin ayrı bir devlet olarak kopartılması, Etiyopya’nın bölgedeki hegemonik gücünü kırmak isteyen küresel aktörlerin özel bir tasarımıydı. Soğuk Savaş’ın son demlerinde, Sovyetler Birliği’nin bölgedeki etkisini zayıflatmak ve Afrika Boynuzu’nu daha kolay kontrol edilebilir küçük parçalara bölmek isteyen akıl, Eritre Halk Kurtuluş Cephesi’ni (EPLF) destekleyerek Addis Ababa’nın liman bağlantısını kesti.
Bu türden senaryolar dünyanın birçok farklı coğrafyasında bugüne kadar uygulanagelmiştir. Bosna Hersek’in Adriyatik çıkışının neredeyse kapatılması, Bulgaristan’ın Ege’ye çıkışının Batı tarafından engellenerek Batı Trakya’nın Yunanistan’a verilmesi bu türden örneklerdir.
Bugün Assab ve Massawa limanları Etiyopya için birer kayıp vatan gibi görülüyor. Ancak Erdoğan’ın çantasındaki en büyük koz olan Ankara Mutabakatı, Etiyopya’nın Somali üzerinden dünyaya açılmasını sağlayacak o altın anahtarı sunuyor.
Etiyopya’nın gücü nereden gelir?
Etiyopya’nın önemi aslında rakamlarda gizli. Bugün 137 milyonu aşan nüfusuyla (2026 verileri), Afrika’nın en büyük ikinci gücü. Projeksiyonlar, bu rakamın 2050’de 200 milyona ulaşacağını gösteriyor. Bu, sadece bir tüketim pazarı değil, aynı zamanda muazzam bir insan gücü ve üretim potansiyeli anlamına da gelir.
Emperyalizmin iştahını kabartan değerler:
İsrail’in gizli kozu Falaşalar
Afrika Boynuzu’nu uzun bir zamandan bu yana denkleminde tutan Siyonizm, elbette Etiyopya’yı da denklem dışına çıkartmış değil. Türkiye kamuoyunda çok bilinmese de İsrail, Kenya’dan Güney Afrika’ya, Sudan’dan Somali’ye kadar bu coğrafyanın her bir zerresinde var ve karşımıza çıkmaya da devam edecek.
Türkiye’nin bu coğrafyadaki diplomatik girişimlerini, denizaşırı maceracılık olarak nitelendiren zihniyet yüzünden buralardan uzun bir süre dışlanmış olsak da şimdi aradaki boşluğu kapatmak için çok daha fazla gayret göstermemizin elzem olduğu aşikardır. Esasen bu yazının ana gayesi de bu yoldaki gayretlere küçük de olsa bir katkı sunmaktan ibarettir.
Dönelim İsrail’in Etiyopya ilişkisine.
İsrail'in Etiyopyalı Yahudiler (Beta Israil veya yaygın adıyla Falaşalar) ile kurduğu bağın temelinde, kökleri binlerce yıl öncesine uzanan Saba Melike’si Belkıs ve Kral Süleyman efsanesi yatar.
Etiyopya’nın milli destanı Kebra Nagast’a göre, Saba Melike’si, Kral Süleyman’ı Kudüs’te ziyaret etmiş ve bu birliktelikten doğan oğulları I. Menelik, beraberinde Ahit Sandığı’nı da alarak Etiyopya’ya dönmüştür.
Bu mitolojik anlatı, Etiyopyalı Yahudilerin Hz. Süleyman’ın soyundan geldiği iddiasının ve dolayısıyla İsrail ile olan teolojik bağın ana damarıdır. İsrail, Kürtler ile de bu türden bir mitolojik bağlantı kurmaya halen devam etmektedir.
Stratejik açıdan İsrail, bu topluluğu Afrika Boynuzu’nda kalıcı bir jeopolitik tutma noktası olarak kullanmıştır. Bu stratejinin nedenleri şunlardır:
Özetle İsrail, antik bir efsaneyi modern bir devlet politikasına dönüştürerek Falaşaları hem bir demografik kaynak hem de Afrika’nın kalbine uzanan stratejik bir el olarak kullanmaktadır.
İsrail bu konuda neler yaptı?
Etiyopya denkleminin en karanlık ama en stratejik sayfalarından biri İsrail’e ait. 1980’li ve 90’lı yıllarda düzenlenen Musa ve Süleyman operasyonlarıyla, Etiyopyalı Yahudiler (Falaşalar) Avrupa üzerinden uçaklar ile İsrail’e taşındı.
Bu göç, sadece dini bir kurtarma operasyonu değildi.
İsrail, bugün bu kitleyi stratejik bir köprü olarak kullanıyor. İsrail ordusunda ve istihbaratında görev alan, Etiyopya dilini ve kültürünü ana dili gibi bilen bu yetiştirilmiş nesil, İsrail’in Doğu Afrika politikasının sahadaki uç beyi konumunda.
Bizi sloganlar ile Siyonizm adına efsunlayan akıl, Türkiye’yi bu coğrafyalardan uzak tutarken Siyonizm hem bedeller ödedi hem de buraları parselledi. Şimdi işimiz zor olsa da imkânsız değil ve bizler daha çok gayret göstererek aradaki boşluğu kapatacağız.
İçerideki ve dışarıdakilerin tüm tedirginlikleri işte bu yüzden.
Tigray Krizi ve Türk SİHA'larının diplomasi gücü
Yakın geçmişte Etiyopya’yı parçalanmanın eşiğine getiren Tigray (TPLF) isyanı, aslında bir vekalet savaşıydı. Batılı bazı başkentlerin ve bölgesel rakiplerin desteğiyle Addis Ababa kapılarına dayanan isyancılar, Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü tehdit ediyordu.
İşte tam bu noktada Türkiye sahneye çıktı.
Bayraktar TB2 SİHA’larının sahada yarattığı teknolojik üstünlük, isyanın bastırılmasında ve federal hükümetin ayakta kalmasında oyun değiştirici oldu. Ancak Türkiye sadece silah satmadı; barışın tesisi için de masada yer aldı. Bugün Erdoğan’ın ziyaretiyle pekişen bu güven ilişkisi, Etiyopya’nın en zor gününde yanında olan dostu olarak Türkiye’yi bir adım öne çıkarttı.
Ankara Mutabakatı: Bir diplomasi şaheseri
Etiyopya ile Somali arasındaki liman gerginliği ve Etiyopya’nın denize ulaşma isteği bölgeyi savaşın eşiğine getirmişti. İşte tam bu ortamda Etiyopya’nın denize ulaşma tutkusu ile Somali’nin egemenlik hakları arasındaki o ince çizgiyi Türkiye çizdi. Ankara’da yürütülen mekik diplomasisi sonucunda varılan Ankara Mutabakatı, Etiyopya’ya güvenli bir ticaret koridoru sağlarken Somali’nin toprak bütünlüğünü de garanti altına aldı.
Bu başarı sadece bir ticaret anlaşması değil Afrika Boynuzu’ndaki sıfır toplamlı oyun mantığını yıkan Türk diplomasisinin zaferidir.
21. Yüzyılın Afrika tasarımı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti, Türkiye’nin Afrika Açılımından, Afrika Ortaklığına geçtiğinin resmidir. Etiyopya, geleceğin süper gücü olma yolunda ilerlerken, yanında ne sömürgeci geçmişi olan bir Batı, ne de sadece kaynak peşinde koşan bir Doğu istiyor.
Türkiye; savunma sanayisiyle güvenliği, müteahhitlik gücüyle altyapıyı, Ankara Mutabakatı ile de barışı vaat ediyor.
Devamını Oku
12 Şubat 2026 Perşembe - 08:48
Devamını Oku
29 Ocak 2026 Perşembe - 08:33
Devamını Oku
22 Ocak 2026 Perşembe - 08:49