


Hindistan ile Pakistan arasında bir çatışmayı istediğiniz her daim bu hatlar üzerinden başlatabilecek bir sahte bayrak operasyonu ile başlatabilirsiniz.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 09 Mayıs 2025 Cuma - 14:33 | GDH Haber
Dünya nüfusunun çeyreğini ihtiva eden iki ülke birbirine nükleer silahlar ile saldırırsa ne olur? Ama durun daha sorun sadece bu değil bir de bunların yanında 1,4 milyarlık nüfusu ile Çin varsa ve paçasından çekilerek Çin de bu nükleer dehşetin içerisine çekilirse nasıl bir tablo ortaya çıkar.
Düşünmek dahi istemediğimiz bir kıyamet tablosu.
Elbette ben yine bu yazımda Hindistan ve Pakistan arasındaki sorunlara değinmeyeceğim zira bu konuyu anlatmak bu köşede kaleme aldığım yazılar ile mümkün değil zira tarihi geçmişi hem çok gerilere dayanıyor hem de oldukça karmaşık. Tüm bunlara rağmen iki ülkenin sıklıkla çatıştıklarını söylersek sanırım mübalağa etmiş sayılmam.
En son ne zaman?
Keşmir bölgesinde Hindistan İhtiyat Polis Merkezi’ne yönelik gerçekleşen saldırıda 40 Hintli asker ve polis öldürülünce, Hindistan bu saldırılardan Ceyş’ül Muhammed isimli grubu sorumlu tuttu ve Pakistan’a tıpkı bugünkü gibi bir saldırıda bulundu.
O zaman şunu rahatlıkla anlayabiliriz ki Hindistan ile Pakistan arasında bir çatışmayı istediğiniz her daim bu hatlar üzerinden başlatabilecek bir sahte bayrak operasyonu ile başlatabilirsiniz.
Sanırım şimdi de olan bu ve Hindistan hem içerideki seçimlerden hem de sırtının bazı eller ile sıvazlanmasından olsa gerek bu sahte bayrak operasyonlarına aldanmaya oldukça hazır gözüküyor.
Dönelim 2019 yılına
Pakistan silahlı kuvvetleri 2019 yılında yine Hindistan saldırıları sonrasında bir MIG-21 ile bir MI-17 helikopterini düşürmüş bir pilotu da esir etmişti. Hindistan’ın ummadığı bu kayıplar Hindistan’ın son altı yıl içindeki tedarik programında da oldukça etkili olmuştu.
Bu kapsamda 2022 yılında Fransa’dan 36 adet Rafale uçağı tedarik etti, daha sonra kendi hava savunma sistemlerini güçlendirmek maksadıyla Rusya’dan S400 hava savunma sistemlerini tedarik etti. Ayrıca Pakistan’ı direkt karşısına almak yerine hibrit yaklaşımlara siyasetinde daha fazla yer vermeye başladı.
Örneğin sınır aşan sular konusunda uluslararası hukuku da hiçe sayarak baraj kapaklarını kapatması, İsrail destekli Siyonist medyayı Batı mahfillerinde oldukça yoğun ve etkin kullanması, İslam nefreti ile Müslümanlara karşı uyguladığı siyasetin adını teröre karşı mücadele diyerek nitelendirmesi bu hibrid yaklaşımlardan bazılarıdır.
Pakistan’ın tüm bu durumlara rağmen ortaya koyduğu stratejik sabır, Pakistan açısından son derece kıymetli bir hamleydi, sonunda ilk adımı Hindistan atmak zorunda kaldı ve Pakistan sınırları içerisine balistik füzeler ile saldırdı.
İsrail’in Hindistan ile olan ilişkileri
Aslında Hindistan uzun yıllar boyunca İsrail’e ve siyasetine karşı oldukça mesafeli durdu. Özellikle Başbakan Nehru döneminde Filistin hareketine sempati duyan bir Hindistan vardı. Bundan oldukça rahatsızlık duyan İsrail her zaman olduğu gibi bu durum karşısında Hint Ordusuna ve Hint radikal unsurların içine sızdı.
O tarihlerde İsrail ısrarla Hint kamuoyuna Himalayalar’da Çin’e karşı başarının Siyonist askeri mantıkla mümkün olduğunu farklı mecralarda dile getirtiyordu.
Başbakan Nehru 1964 yılında ölünce İsrail için Hint zamanı başladı dersek mübalağa etmiş sayılmayız.
İsrail’in Hindistan üzerindeki tesirini hangi boyutlara taşıdığını anlamak için sadece Hint Ordu envanterindeki İsrail silahlarına bakmak yetmez, İslam düşmanı Narendra Modi’nin Gazze’de devam eden soykırım esnasında takındığı siyasi tutuma da bakmak lazım gelir.
Bu hafta neler yaşandı?
Hindistan’ın füzeler ile Pakistan topraklarına saldırmasından hemen sonra Pakistan Ordusu tereddüt göstermeksizin Hindistan’a karşılık verdi. Teyit edilmiş biligilerden de anlayabiliyoruz ki Hindistan’ın en gelişmiş uçakları Pakistan tarafında düşürüldü. Bu sadece Hindistan açısından değil Batı silah sanayisi tarafından da yakından takip edilen bir gelişmeye dönüştü.
Nasıl oldu?
Bugüne kadar Çin tarafından üretilen yoğun teknoloji ürünü askeri sistemlerin en büyük eksi yanı muharebe etkinliğinin iki güçlü ordu arasındaki çatışmalarda denenmemiş olmasıydı. Pakistan saldırılarından anlıyoruz ki Çin tarafından üretilen uçak, radar, hava savunma sistemleri ve havadan havaya füzeler Fransız Rafale gibi çok gelişmiş uçakları etkisiz kılabiliyor.
Bununla bağlantılı Çinli Chengdu Havacılık Firmasının borsada işlem gören hisseleri artarken, Fransız Dassault Aerospace firmasının hisseleri güne kayıpla başladılar.
Küresel ölçekte hissedilecek
Çin silahlarına olan güven geliştikçe, Batı’nın son iki yüzyıldan bu yana büyük bir kıskaçlıkla muhafaza ederek tekelinde tuttuğu silah sanayi, Çin ve Türkiye gibi farklı merkezlerin de elinde olacaktır. Türkiye’nin geliştirdiği savunma sanayisi ürünlerinin coğrafyada kurulan kaç tuzağı boşa çıkardığı, akıtılan kanları nasıl durdurduğu ve uluslararası hukuka aykırı devam ettirilen işgalleri nasıl sonlandırdığı hepimizin malumu.
Devamını Oku
14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:46
Devamını Oku
08 Mayıs 2026 Cuma - 08:37
Devamını Oku
30 Nisan 2026 Perşembe - 08:57