
İran ve Venezuela örnekleri gösteriyor ki; SWIFT sisteminden dijital botlara, fonlanan protestolardan siber sabotajlara kadar sivil yaşamın her alanı artık bir cephe! Peki, biz bu kuşatmanın neresindeyiz?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 08 Ocak 2026 Perşembe - 16:11 | GDH Haber
Geleneksel savaşın çehresi, nükleer çağın getirdiği kısıtlamalar, ekonomik bağımlılıklar ve küresel iletişimin geldiği seviye nedeniyle kökten değişmiştir. Artık bir ülkeyi dize getirmek için sadece zırhlı birlikler yeterli değildir; bunun yerine "Hibrit Savaş" olarak adlandırılan, sivil yaşamın her alanını cepheye dönüştüren çok katmanlı bir doktrin uygulanmaktadır.
Bu durumun farkında olmadan nice idraksiz ekranlarda Venezuela’nın kötü yönetimden dolayı ekonomik sıkıntılar yaşadığını zannetmektedir.
O zaman kuşatılmak istenilen bu ülkeler nasıl bu duruma getiriliyor?
Gelin hep birlikte ‘Modern Kuşatmanın Anatomisini’ çıkartalım.
1. Ekonomik Savaş ve Finansal Boğma: "Mermi Atmadan Çökertmek"
Ekonomik yaptırımlar, modern çağın kuşatma harekâtıdır. Orta Çağ’da kalelerin etrafı sarılıp açlığa mahkûm edilirken, bugün ülkelerin SWIFT sistemine erişimi kesilmekte ve uluslararası piyasalardaki mal varlıklarına el konulmaktadır. Limanları ablukaya alınmakta ve bu ülkeler ile ticaret yapan ülkeler de kuşatma altına alınmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde İsrail Cumhurbaşkanı olan İsaac Herzog ile Anti-Defamation League (İftira ve İnkarla Mücadele Birliği) denilen kuruluşun başkanlığını yapan Abraham Foxman’ın yaptığı bir röportaj ortaya çıktı.
Röportaj 2009 yılında yapılıyor ve burada Foxman açıkça Venezuela’nın petrol gelirlerini sıfırlamadan mücadelenin zor olacağını söylüyor. Nitekim ABD eliyle ortaya koydukları 16 yıllık çaba bugünlerde sonuç veriyor ve Venezuela’nın petrol gelirleri çok büyük oranda düşüyor.
2. Psikolojik Operasyonlar, Algı Operasyonları ve Medya Manipülasyonu: "Zihinlerin İşgali"
Küresel iletişimin bu denli arttığı günümüzde bir hükümeti devirmek için önce o hükümetin halk nezdindeki ve uluslararası toplumdaki meşruiyet algısını bitirmek çok önemlidir. Bu yüzden ellerinde oldukça önemli stampa kavramlar olan küresel medya ve sistemin patronları bu stampa kavramları dilediklerine diledikleri ölçüde basabilmektedirler.
Tek adam, otoriter rejimler, baskıcı rejimler, İhvancı, Siyasal İslamcı, radikal vs gibi kavramlar bu grubun coğrafyamızda etkili bir şekilde kullandıkları önemli stampa kavramlardır.
3. İç Karışıklık ve Vekalet Grupları: "İçeriden Çürütme"
Doğrudan askeri müdahalenin siyasi maliyeti yüksek olduğundan iç karışıklık için "yerel ortaklar" kullanılır. Bu safhada karışıklık istenilen ülke içerisindeki protestolar fonlanır ve medya aracılığıyla büyütülür.
Küresel medyanın kameraları ile dışarıdan fonlanan medyanın isimleri sahada birleştirilir.
Gezi Parkı eylemleri esnasında bugün ABD eliyle fonlandığını bildiğimiz Ruşen Çakır’ın ve kendisinin sanatçı olduğu iddiasındaki isimlerin sahaya indirilmesi gibi.
Yine bu aşamada yabancı istihbarat servisleri ordu ve bürokrasi içine sızarak "saf değiştirme" görüşmeleri yapar. Hatta daha önceden uzun yıllar ordu ve bürokrasi içerisinde ilmek ilmek dokudukları FETÖ gibi gruplar varsa saf değiştirme konuşulmaz operasyon saati koordine edilir. Adil Öksüz ile Kemal Batmaz’ın 15 Temmuz öncesi son koordineler için birlikte ABD ziyareti yapmaları gibi.
4. Gizli İstihbarat Operasyonları: "Görünmez Eller"
Gizli operasyonlar demokrasilerin en karanlık yüzüdür ve bugün hala küresel ölçekte uygulanmaya devam etmektedir.
5. Bilfiil Müdahale ve "İnsani" Maske
Tüm aşamalar sonuçsuz kalırsa, son çare olarak "insani koridor" veya "demokrasi getirme" adı altında askeri güç masaya sürülür.
Sonuç: Hukukun Sonu mu?
Eğer bir süper güç, BM Şartı’nı bypass ederek ekonomik ve askeri gücünü diğer devletlerin iç işlerine müdahale etmek için kullanmaya devam ederse, uluslararası hukuk kâğıt üzerinde bir metne dönüşür.
Belki de dönüşmüştür bile..
Devamını Oku
01 Ocak 2026 Perşembe - 08:48
Devamını Oku
25 Aralık 2025 Perşembe - 09:27
Devamını Oku
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:55