
CHP’nin 'Dünya vazgeçiyor' iddiasına karşı 32 ülkede çalışan 440 reaktör gerçeği! Akkuyu NGS devreye girdiğinde Türkiye’nin enerji faturasından her yıl nasıl 4 milyar dolar tasarruf sağlanacak? İdeolojik sloganlarla küresel enerji denklemi arasındaki keskin fark var.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 12 Mart 2026 Perşembe - 08:36 | GDH Haber
Hiç ama hiç şaşırtmadılar ve Türkiye’nin büyük fedakarlıklarla inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santralini (NGS) bela olarak nitelendirip, bu beladan ülkeyi bir an evvel kurtaracaklarını muştuladılar.
Peki tam olarak ne söylediler?
Beladan Kurtulacağız
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, CHP olarak iktidara gelene kadar yeni nükleer güç santrali anlaşmalarının imzalanmaması için mücadele edeceklerini belirterek, "Dizilere konu olmuş bu kadar nükleer facia varken dünya nükleer enerjiden vazgeçiyor.
Avrupa ülkeleri birer birer santrallerini kapatırken, biz dünyanın vazgeçtiği bu riskli teknolojiyi Türkiye'nin en değerli topraklarına, geleceğe miras bırakacağımız yerlere kuruyoruz. İktidara geldiğimiz anda tüm bu konuları masaya yatırarak, bu nükleer belasından ülkemizi ve gelecek nesilleri kurtaracağız." ifadesini kullandı.
Yavuzyılmaz ayrıca Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) sözleşmesini incelediklerini, 69 yıllık işletme süresince Rus devlet şirketi Rosatom'un elde edeceği net kârın 180 milyar dolar (güncel kurla yaklaşık 7,7 trilyon TL) olacağını iddia etti ve bu durumun "Türkiye'nin geleceğini satmak" olduğunu dile getirdi.
O zaman bakalım gerçekler Yavuzyılmaz’ı destekler mahiyette mi?
Dünya, 2026 yılı itibarıyla enerji güvenliği ve iklim krizi arasında ince bir çizgide yürürken, nükleer enerji yeniden "vazgeçilmezler" listesine girdi lakin CHP açısından bu verinin bir önemi bulunmuyor.
Bugün dünya genelinde 32 ülke, yaklaşık 440 operasyonel reaktörle nükleer enerjinin gücünden elektrik üretiyor ve kullanıyor.
Elektriğin Ne Kadarı Nükleerden?
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Dünya Nükleer Birliği verilerine göre; dünya genelinde üretilen toplam elektriğin yaklaşık %9,2’si nükleer enerjiden karşılanıyor. Bu oran, 1990’lardaki %17’lik zirvesinden gerilemiş olsa da temiz enerji arayışıyla birlikte nükleer enerjiye tekrardan bir dönüş başlamış durumda.
Devlerin Nükleer Karnesi: 5 Ülke, 5 Farklı Strateji
Peki, CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz’ın iddia ettiği gibi dünya nükleer enerjiyi terk mi ediyor?
Var olan santraller tek tek kapatılıyor mu?
Yukarıda belirtildiği üzere dünyada 32 ülkede 440 adet nükleer güç santrali enerji üretiyor ve Yavuzyılmaz’ın iddialarının aksine yeni santraller inşa ediliyor.
Şu An Devam Eden İnşaatlar
Dünya genelinde şu an inşaat süreci devam eden (ilk beton dökülmüş ve kurulum aşamasında olan) 67 ile 70 arasında nükleer reaktör bulunmaktadır.
• Lider Ülkeler: İnşaatların yaklaşık yarısı tek başına Çin'de (30+ reaktör)
gerçekleşmektedir. Onu Hindistan, Rusya, Türkiye (Akkuyu), Mısır ve Güney Kore takip etmektedir.
• Yeni Oyuncular: Türkiye (Akkuyu), Bangladeş (Rooppur) ve Mısır (El Dabaa), ilk nükleer santrallerini inşa ederek nükleer kulübüne yeni katılan ülkeler arasındadır.
İnşası devam eden nükleer santraller özetle yukarıdaki gibi. Peki son 25 yılda hiç inşası tamamlanarak hizmete alınmış santral yok mu?
Var elbette.
Son 25 Yılda İnşa Edilen (Devreye Alınan) Santraller
2001 ile 2026 yılları arasındaki son 25 yıllık dönemi incelediğimizde, dünya genelinde yaklaşık 120-130 reaktör inşa edilerek şebekeye bağlanmıştır.
Bu dönemin karakteristik özellikleri şunlardır:
Son 10 yılda devreye alınan 68 reaktörün 56'sı Asya ülkelerinde (özellikle Çin) inşa edilmiştir. Son 25 yıl, 3. Nesil (Generation III/III+) reaktörlerin ticari olarak yaygınlaştığı bir dönem olmuştur.
NGS Panoraması (Mart 2026)
Tablo bu kadar net olmasına rağmen CHP’nin gölge Enerji Bakanı olduğu iddia edilen Yavuzyılmaz’ın dünya gerçeklerinden bihaber olduğu bu tablolar üzerinden açıktır.
Türkiye için nükleer enerji neden olmazsa olmaz?
Türkiye’nin nükleer enerji yolculuğu, sadece bir elektrik üretim tercihi değil; ekonomik bağımsızlık, sanayi güvenliği ve küresel iklim taahhütleri arasında kurulan hassas bir dengedir. Bu ihtiyacı, veriler ve stratejik gerçeklerle derinlemesine incelediğimizde karşımıza çıkan tablo Deniz Yavuzyılmaz’ın kantin solcusu misali attığı sloganlardan oldukça farklıdır.
1. Enerji Bağımlılığı ve Cari Açık Kıskacı
Türkiye, birincil enerji kaynaklarında yaklaşık %70 oranında dışa bağımlı bir ülkedir. Her yıl milyarlarca dolar, doğalgaz ve kömür ithalatı için yurt dışına akmaktadır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) tam kapasiteyle devreye girdiğinde, Türkiye'nin yıllık doğalgaz ithalatını yaklaşık 7 milyar metreküp azaltacaktır. Bu miktar, enerji faturamızda her yıl yaklaşık 3-4 milyar dolarlık bir tasarruf ve cari açıkta kalıcı bir iyileşme anlamına gelir. Enerjide dışa bağımlı bir ekonomi, jeopolitik krizlerde her zaman kırılgan kalmaya mahkumdur.
2. Kesintisiz Enerji Arzı
Rüzgâr ve güneş enerjisi, doğası gereği "kesintili" kaynaklardır; güneş batınca veya rüzgâr durunca üretim düşer. Ancak modern bir sanayi devleti, 7 gün 24 saat kesintisiz ve istikrarlı bir elektrik akışına ihtiyaç duyar.
• Akkuyu’nun Kapasitesi: Tek başına yılda 35 milyar kilovatsaat (kWh) elektrik üretecek.
• Tüketim Payı: Bu miktar, Türkiye’nin toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu tek başına karşılayacaktır.
• Süreklilik: Nükleer santraller, %90'ın üzerindeki kapasite faktörleriyle çalışarak sistemin "bel kemiği" (baz yük) görevini üstlenirler.
3. Artan Talep ve Ekonomik Büyüme
Türkiye'nin elektrik talebi son 20 yılda yıllık ortalama %4-5 bandında büyümüştür. 2026 itibarıyla dijitalleşen ekonomi, elektrikli araçların yaygınlaşması ve sanayi üretimindeki artış, bu iştahı daha da kabartmaktadır. Sadece yenilenebilir kaynaklarla bu devasa büyüme ivmesini sürdürülebilir kılmak teknik olarak mümkün değildir. Nükleer enerji, bu talep patlamasına karşı uzun vadeli ve hacimli bir arz güvencesi sunar.
4. İklim Krizi ve Yeşil Mutabakat
Avrupa Birliği’nin "Sınırda Karbon Düzenlemesi" gibi yaptırımları, ihracatçılarımız için düşük karbonlu üretimi bir zorunluluk haline getirmiştir.
• Sıfır Emisyon: Nükleer enerji, elektrik üretimi sırasında atmosfere sera gazı salmaz.
• Çevresel Katkı: Akkuyu, her yıl yaklaşık 35 milyon ton karbondioksit emisyonunun önüne geçecektir.
• Karbon Vergisi: Bu durum, Türk sanayicisinin küresel pazarda karbon vergisi yükü altında ezilmesini engelleyen stratejik bir kalkandır.
Sonuç
Türkiye için nükleer enerji, sadece bir mühendislik projesi değil; enerjide "ithal eden" devlet modelinden, bölgesel bir enerji merkezine dönüşme iddiasıdır. Bugün nükleere karşı çıkmak veya onu desteklemek arasındaki fark; yarının dünyasında enerji faturasını mı ödeyeceğimiz, yoksa enerjiyi mi yöneteceğimiz arasındaki o keskin çizgide gizlidir.
Unutulmamalıdır ki enerji bağımlı olmanın maliyeti, pahalı olduğu iddia edilen her türlü enerjiden çok daha yüksektir.
Devamını Oku
05 Mart 2026 Perşembe - 08:34
Devamını Oku
26 Şubat 2026 Perşembe - 09:32
Devamını Oku
19 Şubat 2026 Perşembe - 08:46