
Suriye'deki 48 saatlik fırtına sadece terör koridorunu değil, Ankara'daki "konforlu" ezberleri de yerle bir etti. Ancak asıl bozgun Şam’da değil, Ankara’nın siyasi kulislerinde yaşanıyor!
0:00
--:--
Son Güncelleme: 22 Ocak 2026 Perşembe - 08:49 | GDH Haber
Suriye’deki dengelerin 48 saat gibi kısa bir sürede altüst olması, sadece bölge coğrafyasını değil, Türkiye içindeki siyasi ezberleri ya da Suriye’deki SDG kontrolünden siyasi güç devşirenlerin konfor alanlarını ellerinden çekti aldı.
Düşen maskeler ve tarumar olan konfor alanları
Suriye sahasında yıllardır ilmek ilmek işlenen, milyarlarca dolarlık silah yardımıyla beslenen ve "dokunulmaz" sanılan o yapay kurgu sadece 48 saat içinde yerle bir oldu. SDG/YPG tabelası altında pazarlanan terör koridoru hayalleri, stratejik sabır ve ilmek ilmek dokunan bir diplomasinin sonucunda tuzla buz oldu. Ancak bu askeri bozgunun asıl yankısı, Şam sokaklarından ziyade Ankara’nın siyasi kulislerinde, özellikle de malum muhalefet odaklarında hissedildi.
Siyasi akrabalık kan ağlatıyor
Görünen o ki, Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmasının tasfiye edilmesi, Türkiye’deki bazı çevrelerde derin bir keder yaratmış durumda.DEM Parti’nin bu tablodan duyduğu rahatsızlık kimse için sürpriz değil, nihayetinde "organik" bağların getirdiği bir hüzün bu.Ancak asıl ibretlik olan, ana muhalefet partisi CHP’nin içindeki bazı odakların, bu gelişme karşısında adeta taziye evine dönmüş halleridir.
Sekülerizm ve Kemalizm maskesi altında, sınırımızda bir "garnizon devletçik" kurulmasına sessiz onay verenler, hatta "Türkiye için tehdit değil" güzellemeleriyle destek verenler, bugün bölgedeki halkların özgürleşmesi ve bu terör yapısının çökmesinden dolayı kederliler.
CHP’nin gölge dışişleri bakanı konumundaki Namık Tan, ancak üç gün sonra kerhen de olsa bir paylaşım yapabildi.
Sormak lazım:
Sınırımızdaki bir terör yapılanmasının temizlenmesi bir Türk siyasetçisini neden müteessir eder?
Bu "yas" kimin yasıdır?
Bölge halkı 10 yıldır süren prangalarından kurtulurken, Ankara’da bu duruma üzülenlerin ajandasında ne yazmaktadır?
Komplo teorisyenlerinin "sessizliği"
Gelelim meselenin bir diğer boyutuna...
Daha düne kadar ekranlarda, gazete köşelerinde ve sosyal medya mecralarında büyük bir iştahla terör örgütü ve ABD ile "pazarlık" masalları anlatanlar vardı.
Neydi o iddia?
Güya AK Parti ve Erdoğan, bir dönem daha Cumhurbaşkanı seçilmek uğruna Suriye’de SDG’ye bir "özerk devletçik" verilmesi konusunda Amerikalılarla ve DEM Parti yöneticileri ile el sıkışmışlardı.
Bu kirli senaryoyu, vatanseverlik ambalajıyla halka pazarlayanlar, bugün derin bir sessizliğe gömülmüş durumdalar.
Tengrici kalabalıklardan konuya dair tek kelam yok.
Hani pazarlık yapılmıştı?
Hani o özerk yapı kalıcıydı?
Hani Türkiye bu oluşuma göz yumacaktı?
48 saat içinde o yapı yerle bir edilirken, ne o sözde pazarlıktan eser kaldı ne de o iddiaları atanlardan bir "çıt" çıktı. Ortaya atılan iftiralar, gerçeklerin duvarına çarptı ve sahiplerinin elinde patladı. Bu sessizlik, aslında bir mahcubiyetin değil, kurguladıkları oyunun bozulmasından kaynaklanan bir şaşkınlığın göstergesidir.
‘Sonunuz Saddam gibi olur, Saddam’ı da Kuveyt’i işgal etmesi için sırtını sıvazlayıp sonra neler yaptılar, ben şimdiden uyarayım da’ tadında yazılar yazan Fehmi Koru şimdi hangi mazeretler üreterek sütre gerisinden taş atmaya devam edecek?
Algı operasyonlarının sonu
Türkiye’nin terörle mücadelesini iç siyasi hesaplara kurban etmeye çalışan bu zihniyet, her defasında olduğu gibi yine yanıldı. Devletin bekasını, bir seçimin aritmetiğine indirgeyenler, jeopolitik gerçekliğin ne kadar sert olduğunu bir kez daha gördüler. Suriye’de yaşananlar, sadece bir silahlı grubun tasfiyesi değil; aynı zamanda Türkiye içindeki "müzmin muhalif" kimliği üzerinden dış güçlerin aparatı haline gelenlerin de maskesinin düşmesidir.
Bölgede kartlar yeniden karılırken, Türkiye’nin güvenliğini her şeyin önünde tutan bir iradenin varlığı, tüm bu spekülasyonları anlamsız kılmıştır. SDG/YPG’nin çöküşü, aynı zamanda Türkiye içinde bu yapıya umut bağlayanların, onlarla dolaylı ya da doğrudan siyasi ikbal devşirmeye çalışanların da siyasi iflasıdır.
Yeni dönem, eski hastalıklar
Şimdi önümüzde yeni bir süreç var.
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve terörden arındırılması Türkiye’nin en büyük önceliği olmaya devam edecektir. Ancak iç siyasetteki bu "üzgünler" korosunun ve "pazarlık" tacirlerinin de siyaseten hafızaya alınması elzemdir.
Suriye’de 48 saatte değişen tablo, Türkiye’de kimin nerede durduğunu, kimin kiminle saf tuttuğunu ve kimin gerçek niyetinin ne olduğunu turnusol kağıdı gibi ortaya çıkarmıştır. Bugün susanlar, suret-i haktan gözükmeye çalışanlar, yarın yeni bir yalanla karşımıza çıkana kadar bu durumlarını koruyacaklardır.
Maskeler düşmüş, oyun bozulmuştur.
Devamını Oku
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:11
Devamını Oku
01 Ocak 2026 Perşembe - 08:48
Devamını Oku
25 Aralık 2025 Perşembe - 09:27