Son yıllarda “aralıklı oruç” (intermittent fasting) kavramını mutlaka duymuşsunuzdur. Sosyal medyada hızla yayılan bir diyet modası gibi sunuluyor. Kimileri mucize diyor, kimileri ise tamamen gereksiz bir trend olduğunu savunuyor. Peki gerçek ne diye sorarsanız; Bir hekim olarak size açıkça söylemek isterim:
Aralıklı oruç yalnızca bir diyet değil. Doğru uygulandığında metabolizmanın çalışma biçimini değiştirebilen güçlü bir metabolik strateji. Ama bu yöntemi anlamak için önce vücudun enerji sistemini anlamamız gerekiyor.
Unutmayın ki! vücudunuz sürekli tok olmaya programlı değil. Modern insanın en büyük sorunu sürekli yemek yemesidir. Sabah kahvaltısı, ara öğün, öğle yemeği, atıştırmalıklar, akşam yemeği, gece atıştırmaları… Neredeyse günün tamamı insülin hormonunun aktif olduğu bir durumda geçiyor. Oysa insan metabolizması tarih boyunca böyle çalışmadı. İnsanlık binlerce yıl boyunca yemek ve açlık döngüsüyle yaşadı. Av bulunduğunda yemek vardı, bulunamadığında saatler hatta günler süren açlık. Bu döngü vücudumuzda önemli metabolik mekanizmaların gelişmesini sağladı. İşte Aralıklı oruç bu doğal döngüyü yeniden hatırlatır.
Peki açlık başladığında metabolizmada ne olur?
Yemek yedikten yaklaşık 8–12 saat sonra vücudunuz farklı bir enerji sistemine geçmeye başlar. Önce karaciğerdeki glikojen depoları kullanılır. Bu depolar azalmaya başladığında metabolizma yağ yakımına yönelir. Bu noktada birkaç önemli değişim meydana gelir:
-İnsülin seviyesi düşer,
- Yağ yakımı artar ve
- Hücrelerde onarım mekanizmaları aktive olur.
Bu süreç metabolik esnekliği artırır. Yani vücudunuz sadece glikoz yakmaya bağımlı olmaktan çıkar ve yağları da enerji olarak kullanmaya başlar. Bunun üzerine yapılan birçok bilimsel çalışmada bunu destekliyor. Örneğin New England Journal of Medicine’da 2019 yılında yayımlanan bir derleme (de Cabo & Mattson);
- insülin direncinde azalma
- abdominal yağlanmada düşüş



