Havalar ısındığında çevrenizden en sık duyduğunuz tavsiye nedir?
Muhtemelen 'Bol bol su iç!'
Peki gerçekten sıcaklardan korunmak için tek yapmamız gereken bu mu?
Aslında işin biraz daha derinine indiğimizde cevabın hayır olduğunu görüyoruz.
Çünkü yaz aylarında sıcaklıklar yükseldikçe vücudumuz da ciddi bir mücadele vermeye başlıyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olan bireyler ve fazla kilolu kişiler bu sıcaklardan daha fazla etkilenebiliyor.
Peki vücudumuz sıcakla nasıl baş etmeye çalışıyor?
Tabi ki terleyerek. Ancak burada önemli bir nokta var: Terlemek sadece su kaybetmek anlamına gelmiyor. Terle birlikte vücudumuz sodyum, potasyum ve magnezyum gibi hayati mineralleri de kaybediyor. Bu mineraller hücrelerin çalışması, kasların kasılması, sinir sisteminin görevlerini yerine getirmesi ve kalp ritminin korunması için elzem. Eksik olan bu mineraller yerine konulmadığında halsizlik, baş ağrısı, kas krampları, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü ve performans düşüklüğüne neden olabiliyor.
Bu nedenle tuz kısıtlaması olmayan bireylerde gün içerisinde maden suyu, ayran veya yoğurt gibi mineral içeriği yüksek besinlere yer vermek oldukça önemli. Ancak hipertansiyon, böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği gibi özel sağlık durumları bulunan kişilerin sıvı ve mineral tüketimi konusunda doktorlarının önerilerini dikkate almaları gerekir.
Ve gelelim su konusuna, özellikle yaz aylarında susama hissini beklemeden su için
Çünkü vücudumuzun bize verdiği susama hissi aslında vücudun bize gönderdiği geç kalınmış bir alarm. Özellikle ileri yaşlarda susama mekanizması zayıflayabilir ve kişi susadığını fark etmeden ciddi sıvı kaybı yaşayabilir.
Bu nedenle sıcak havalarda susamayı beklemeden düzenli aralıklarla sıvı tüketmek önemli. Her saat başı bir bardak tüketebilirsiniz. İdrar renginin koyulaşması, ağız kuruluğu, halsizlik ve baş ağrısı da yetersiz sıvı alımının önemli işaretleri arasında yer alır.





