Yaz mevsiminin kendine has bir büyüsü olduğunu hepimiz biliyoruz. Daha uzun günler, deniz kenarında geçirilen saatler, açık havada yapılan yürüyüşler, serinletici meyveler ve güneşin enerjisi... Pek çok kişi için yaz; hareketin, tatilin ve keyifli anların mevsimidir.
Ancak yazın getirdiği güzelliklerin yanında göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek de vardır: O da tabi ki SICAKLIK!
Özellikle son yıllarda dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi ülkemizde de daha sık karşılaştığımız aşırı sıcaklar, vücudumuzun normal çalışma düzenini zorlayabiliyor. Neyse ki insan bedeni, sıcaklık değişimlerine uyum sağlayabilecek oldukça etkileyici mekanizmalardan oluşur.
Aslında hepimizin içinde çalışan görünmez bir "iklimlendirme sistemi" vardır.
Peki bu sistem nedir, insan vücudu nasıl çalışır?
İnsan vücudu yaklaşık 36,5-37°C civarında çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Hücrelerimiz, enzimlerimiz ve metabolizmamız bu sıcaklık aralığında en verimli şekilde görev yapar.
Peki dış ortam 40 dereceyi geçtiğinde ne olur?
İşte burada vücudumuzun akıllı radyatör sistemi devreye girer.
Doğada bunun ilginç örneklerini görmek mümkün. Örneğin filler, devasa kulaklarındaki yoğun damar ağını kullanarak fazla ısıyı dışarı verirler. Kulaklarını hareket ettirdikçe kan dolaşımı hızlanır ve vücut sıcaklıklarını düzenlemeye yardımcı olurlar.
İnsanlarda ise ama benzer prensiplerle çalışan çok gelişmiş bir sistemimiz vardır.
İşte o sistemin adı: KAN DAMARLARIMIZ
Sıcak havalarda beynimizin hipotalamus adı verilen bölgesi, vücut sıcaklığındaki küçük değişimleri bile fark eder. Sıcaklık yükselmeye başladığında ilk savunma mekanizması kan damarlarının genişlemesidir. Özellikle cilde yakın damarlar genişler ve daha fazla kan yüzeye taşınır. Böylece vücudun iç kısmındaki fazla ısı, deri üzerinden çevreye aktarılır. Bu nedenle sıcak havalarda yüzümüzde kızarma meydana gelebilir veya cildimiz daha sıcak hissedilebilir. Aslında bu durum bir sorun değil, tam tersine bedenimizin bizi korumak için verdiği akıllıca bir yanıttır.



