“20 Ocak 1990’da Sovyet ordusu Bakü’ye tanklarla girdi. Yüzlerce sivil öldü. Azerbaycan bu geceyi ‘Kara Ocak’ diye andı. Bu müdahale Sovyet sisteminin meşruiyet kaybını hızlandırdı ve imparatorluğun çözülüşünde bir dönüm noktası haline geldi.”
0:00
--:--
Son Güncelleme: 20 Ocak 2026 Salı - 09:46 | GDH Haber
20 Ocak 1990 gecesi Sovyet birliklerinin Bakü’ye tanklarla girmesi, yalnızca Azerbaycan tarihinin en travmatik olaylarından biri değil, Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecinde de kritik bir dönüm noktasıydı. Kremlin bu müdahaleyi “düzeni sağlamak” olarak çerçeveledi; Azerbaycan ise bu geceyi “Kara Ocak” olarak andı.
1980’lerin sonunda Gorbaçov’un Perestroyka ve Glasnost reformları federasyonu modernleştirmeyi amaçlıyordu. Ancak reformlar ters etki yarattı: ifade alanı genişledikçe millî talepler yükseldi, Moskova’nın otoritesi zayıfladı. Baltık cumhuriyetlerinde başlayan bağımsızlık gösterileri kısa sürede Kafkasya’ya sıçradı. Azerbaycan’da bu süreç Karabağ meselesi ile birleşince daha keskin bir içerik kazandı.
Ermenistan’ın Dağlık Karabağ üzerinde egemenlik talebi Azerbaycan’da güçlü bir milliyetçi reaksiyon doğurdu. Bakü sokaklarında kitlesel gösteriler yaygınlaştı; Halk Cephesi adlı örgütlü siyasal yapı kısa sürede sokak mobilizasyonunun ana aktörü haline geldi. Moskova’nın bu hareketi “sistem içi muhalefet” olarak tanımlamak yerine “ayrılıkçılık” kategorisine yerleştirmesi, krizi derinleştiren bir faktördü. Kremlin’in temel kaygısı yalnızca Azerbaycan değildi; Bakü’nün kontrolü kaybedildiği takdirde domino etkisinin diğer cumhuriyetlere yayılacağı düşünülüyordu.
Operasyon kararı Moskova’da Politbüro, Savunma Konseyi ve KGB arasında yapılan müzakereler sonucunda alındı. Kamuoyuna açıklanan gerekçe “anayasal düzeni sağlamak”tı. Ancak kararın arka planında “federatif otoriteyi yeniden tesis etme” hedefi bulunuyordu. Kremlin’in beklentisi operasyonun hızlı bir şok etkisi yaratması ve otoriteyi kısa sürede geri getirmesiydi.
19–20 Ocak gecesi tanklar ve zırhlı araçlar Bakü’ye girdi. Kritik iletişim hatları kesildi, televizyon binası ele geçirildi, şehir merkezi kontrol altına alındı. Ancak askerî strateji sivilleri korumak üzerine kurulmadığı için operasyon ağır kayıplara yol açtı. Resmî ve bağımsız kaynaklara göre 147’den fazla sivil hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı, yüzlercesi tutuklandı. Bu kayıplar olayın hafızadaki ağırlığını belirleyen temel unsurlardan biri oldu.
Kısa vadede Kremlin’in güç kullanımı siyasi kontrolü sağlamış gibi göründü; Halk Cephesi geri çekildi, sokak hareketi bastırıldı. Fakat orta vadede tam tersi bir sonuç doğdu: Moskova Azerbaycan’da meşruiyetini hızla kaybetti, bağımsızlık fikri güçlendi ve Sovyet çözülme süreci hızlandı. Sovyetler Birliği bu tarihten sadece on bir ay sonra Baltık’ta, bir yıl sonra Kafkasya’da, iki yıl sonra tüm federatif yapıda çözülmeye başladı. 1991 sonunda imparatorluk resmen dağıldı.
20 Ocak bu nedenle sadece bir “baskın” veya “katliam” değil, merkezî otoritenin federasyonu artık siyaseten taşıyamadığını gösteren kırılma anıdır. Azerbaycan’da bu olay ulusal bağımsızlık sürecinin başlangıcı olarak kabul edilir; Moskova’da ise SSCB’nin dağılma sürecinde yaşanan stratejik hatalardan biri olarak değerlendirilir.
Bugün Kara Ocak’ın hafızası iki düzlemde taşınıyor: Azerbaycan için bu tarih devletleşmenin eşiği; Sovyet çözülmesi açısından ise gücün zorla konsolidasyonunun mümkün olmadığını gösteren son örneklerden biridir.
/
Devamını Oku
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:52
Devamını Oku
13 Ocak 2026 Salı - 12:00
Devamını Oku
12 Ocak 2026 Pazartesi - 10:25