Bir devletin başkenti yalnızca idari bir merkez değildir; aynı zamanda vitrindir, cazibe alanıdır, nüfusun aktığı yerdir ve devletin kapasitesini gösteren bir ölçüdür. Bu yüzden dünya tarihinde su meselesi, büyük şehirlerin en kritik altyapı ihtiyacı olarak görülmüştür.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 08 Ocak 2026 Perşembe - 13:40 | GDH Haber
Roma İmparatorluğu’nun en büyük mühendislik yatırımı ordular değil, su yollarıydı. İmparatorluğun görkemini ayakta tutan yapıların başında Aqua Marcia, Aqua Claudia ve Aqua Virgo gibi dev isale hatları geliyordu. Çünkü Romalılar biliyordu: şehir suyla yaşar.
İstanbul’un Osmanlı döneminde yüzlerce yıl boyunca su yollarına yatırım yapılmasının sebebi de aynıydı. Kırkçeşme Suları, Taksim-Gümüşsuyu hattı, bentler, maksemler, kemerler… Hepsi bir amaca hizmet ediyordu: Payitaht susuz kalmayacak.
Paris, 19. yüzyılda Haussmann dönemine girerken sadece bulvarlar açmadı; şehrin kaderini belirleyen modern su şebekesini kurdu. Londra, Thames taşkınları ve kolera salgınlarından sonra radikal biçimde yeniden inşa edildi. Tokyo, Meiji döneminde su altyapısını kurmadan modernleşemeyeceğini anlamıştı. New York, Croton Su Tüneli olmadan bugünkü nüfusuna ulaşamazdı.
Her örnek aynı cümlede birleşiyor:
Su temin edilmeden büyük şehir yönetilemez.
Bunun sebebi de çok basittir. Su kesildiğinde yalnızca musluk kapanmaz:
– sanayi durur
– sağlık sistemi aksar
– eğitim faaliyetleri kesintiye uğrar
– tarımsal tedarik zinciri bozulur
– nüfus baskısı artar
– kent cazibesini kaybeder
Bu yüzden dünyada hangi devlet geleneğine bakarsanız bakın, başkent asla susuz kalmaması gereken şehir olarak ele alınmıştır. Çünkü başkent, devletin kapasitesinin aynasıdır.
Burada belediyelerin rolü de tarihte hep belirleyiciydi. Roma’da suyu “curatores aquarum”, Osmanlı’da “su nazırı” ve vakıflar, modern şehirlerde ise belediyeler yönetti. Hepsinin ortak görevi şuydu:
Su sıkıntısı yaşanmadan çözüm üretmek.
Baraj, tünel, isale hattı, arıtma, kayıp-kaçak kontrolü, yeraltı kaynakları, yağmur hasadı, havza yönetimi…Bunlar ihmal edildiğinde sorun büyümez, krize dönüşür.
Bu nedenle tarih bize basit ama hayati bir ders bırakıyor:
Bir ülkenin en önemli şehri, özellikle başkenti susuz bırakılamaz.
Çünkü bu sadece bir altyapı sorunu değil; aynı zamanda ekonomik, siyasi ve medeniyet ölçeğinde bir meseledir.
Ve tarihin defterine bakınca şu cümleyi gönül rahatlığıyla yazabiliriz:
Büyük şehirler suyla kurulur, suyla büyür, suyla yaşar.
Devamını Oku
09 Ocak 2026 Cuma - 10:07
Devamını Oku
03 Ocak 2026 Cumartesi - 11:09
Devamını Oku
02 Ocak 2026 Cuma - 12:18