14°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Gizlilik politikamızı okuyun.

Ana SayfaCanlı GelişmelerHava DurumuGazete ManşetleriİnfografikPodcastGaleriGündemDünyaYerel Haberler
EkonomiSavunmaTeknolojiSporKültür & SanatTarihSağlıkYaşamEğitimYakın Plan
YazarlarCuma HutbeleriDeprem HaritasıBiyografiUzayPozitifTeknofestHaftalıkTelevizyonSeçim
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber GönderGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
14°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Mehmet Dilbaz
  • Kardak’tan 12 mile: Ege’nin çözülemeyen denklemi
Mehmet Dilbaz
Mehmet Dilbaz

[email protected]

Kardak’tan 12 mile: Ege’nin çözülemeyen denklemi

Kardak krizi, Ege’deki statükonun ne kadar kırılgan olduğunu göstermişti. 12 mil tartışması aynı statüyü bugün yeniden test ediyor.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 27 Ocak 2026 Salı - 10:09 | GDH Haber

editor avatar
Mehmet Dilbaz

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş

27 Ocak 1996’da, Ege’nin ortasında iki kayalığın üzerinde yaşananlar, Türkiye ile Yunanistan’ı NATO tarihinde nadiren gerçekleşen bir sıcak çatışma eşiğine getirmişti. O gün Kardak’ta yaşanan bayrak mücadelesi, tarihin dipnotu değil; bugün hâlâ süren jeopolitik denklemin ilk görünür yüzüydü.

Her şey, Türk bandıralı bir geminin Kardak kayalıklarına oturmasıyla başlamıştı. Kurtarma tartışması kısa sürede “burası kimin kara suları?” sorusuna dönüştü. 27 Ocak öğlen saatlerinde, Hürriyet ekibinin helikopterle adacığa gidip Yunan bayrağını indirip Türk bayrağını dikmesi, krizi bir anda medya rekabetinden devletlerarası rekabete taşıdı. Atina, aynı günün gecesinde özel kuvvetlerini adacığa göndererek bayrağını tekrar dikti. Böylece mesele artık gazetecilerin değil, ordu komutanlarının masasındaydı.

Ertesi gün Türk Donanması bölgeye girdi, Yunan Donanması karşılık verdi; havada F-16’lar ile Mirage’lar atış menzilinde gezinmeye başladı. 31 Ocak saat 01.40’ta Türk SAT komandoları gece sızma harekâtıyla Yunan bayrağını indirip yerine Türk bayrağını dikti. Bu andan itibaren Ege’de savaş olasılığı matematiksel olarak hesaplanabilir hâle gelmişti. Aynı sabahın erken saatlerinde bir Türk keşif helikopterinin düşmesi ve üç askerin şehit olması ise krizin dramatik eşiğiydi. ABD’nin doğrudan müdahalesiyle kriz “bayraksız, askersiz, gemisiz” formülüne bağlanarak donduruldu.

Kardak bu haliyle çözülen değil, beklemeye alınan bir dosyaydı. Çünkü mesele iki kayalık değildi; Ege’nin rejimiydi.

Bugün, tam yirmi sekiz yıl sonra, aynı tartışma farklı bir başlıkla geri dönüyor: 12 mil meselesi. Yunanistan Ege’de karasularını 12 mile çıkarma arzusunu açık şekilde dile getiriyor. Bu hamle, harita üzerinde bakıldığında basit bir genişleme gibi görünse de, deniz yetki alanlarının yaklaşık %70’inin tek taraflı kontrolüne açılması anlamına geliyor. Türkiye’nin ise Ege’de bırakılacağı alan, Marmara’ya açılan dar bir deniz koridoruna dönüşüyor.

Bu nedenle Ankara, 1995’te TBMM’den geçen kararla, 12 mil girişimini “casus belli” yani “savaş sebebi” saydığını ilan etti. Bu sertlik, duygusal değil; tamamen jeopolitik denge hesabıdır. Çünkü Ege’de kıta sahanlığı, hava sahası, FIR hattı, adaların silahsız statüsü ve egemenliği tartışmalı adacıklar birbirinden ayrı dosyalar değil, birbirini kilitleyen dosyalardır. Birini tek taraflı genişlettiğinizde diğerini yeniden tanımlarsınız.

Bu açıdan bakıldığında Kardak, sadece bir gece operasyonu değil, şunu gösteren bir eşiğiydi:

Ege’de egemenlik, zımnen kurulmuş dengelerle yürür; açıktan bozulduğunda kriz üretir.

Günümüzde 12 mil tartışması, Kardak’ın güncellenmiş sürümüdür. Sadece bayrak değil; deniz hukuku, enerji hatları, NATO dengesi ve Avrupa güvenliği artık dosyanın içindedir. O yüzden Kardak’ın yıldönümünde mesele geçmişi anmak değil, Ege’nin geleceğini okumaktır. Çünkü Ege’de krizler çözülmez; dondurulur. Ve dondurulan her dosya, geri döndüğünde daha stratejik bir başlıkla gelir.

yazarın diğer yazıları

Bakü’nün kara gecesi: Sovyetler’in çözülüşünde 20 Ocak kırılması

“20 Ocak 1990’da Sovyet ordusu Bakü’ye tanklarla girdi. Yüzlerce sivil öldü. Azerbaycan bu geceyi ‘Kara Ocak’ diye andı. Bu müdahale Sovyet sisteminin meşruiyet kaybını hızlandırdı ve imparatorluğun çözülüşünde bir dönüm noktası haline geldi.”

Devamını Oku

20 Ocak 2026 Salı - 09:46

ABD'nin 1980 yılındaki başarısız İran operasyonu

ABD İran’a ilk kez askerî seçenek aramıyor. 1980’deki Eagle Claw girişimi, dünyanın en büyük ordusunu çöl kumlarında durdurdu. Sorun güçte değil, coğrafyada ve siyasetteydi. Bugün tartışma yeniden açılıyor.

Devamını Oku

15 Ocak 2026 Perşembe - 10:52

Petrolün ötesinde bir proje: BAE

BAE nasıl oldu da kabilelerden gelişip bölgesel bir güç mimarisine dönüştü? Cevap petrolde değil, İngiliz mühendisliğinde, ABD şemsiyesinde ve İsrail’le kurduğu soğuk ortaklıkta saklı.

Devamını Oku

13 Ocak 2026 Salı - 12:00

Yazarın Tüm Yazıları

diğer yazarlar

Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

Yazar
Taceddin Kutay
[email protected]