
Netanyahu, ABD Başkanı Trump'ı kendi oyununun piyonunu yaptı, 30 yıldır peşinde olduğu kaosu elde etti. ABD ise günde 1 milyar dolar harcadığı savaşta bölgedeki müttefiklerinin güvenini kaybetmek dışında bir şey elde edemiyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 11 Mart 2026 Çarşamba - 00:00 | GDH Haber
Başlığımızın ilham kaynağı Çek yazar Yaroslav Haşek’in tamamlanamamış romanı “Aslan Asker Şvayk”tan. Kahramanımız Josef Şvayk, Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Avrupa’nın çürümüş monarşileri uğruna kendisini ateş hattına atma hevesiyle yola çıkar ve başına pek çok saçma olay gelir. Haşek, Şvayk’ın başkasının koyununu gütme hevesinden yola çıkarak emperyalist savaşların mantıksızlığına dair örneklerle bezemiştir romanını. Bu roman ardından gelen pek çok savaş karşıtı yazarın eserlerine de ilham kaynağı oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran Körfezi alev alev yanarken 8 Mart günü söylediği sözlere bakacak olursak, onda da Şvayk’tan izler görmek mümkün. Trump, Netanyahu’nun şüphe bırakmaz şekilde onu savaşa ikna etmiş olmasına bağlı olarak, ya gerçekten çok saf ya da dünyayı aptal yerine koyma konusunda İsrail Başbakanı ile ideal bir ikili oluşturmuşlar. Ne dedi 8 Mart günü Trump?
“Gemiler cesaret gösterip Hürmüz Boğazı’ndan geçmeli. Korkacak bir şey yok” ve “Enerji fiyatlarındaki artış, İran’ın nükleer tehdidinin bertaraf edilmesinin sağlayacaklarına oranla çok küçük bir bedel”
Nasreddin Hoca’ya mal edilen bir anekdottan çıkan sonuç gibi: Netanyahu’nun askeri Trump ya dayak yememiş ya da sayı saymayı bilmiyor.
İsrail istediği kaosu aldı, peki Trump?
9 Mart günü cephe haline gelen tüm coğrafyaya baktığımızda işler belki İsrail’in istediği gibi gidiyor, Ortadoğu’ya tam bir kaos hakim ama ABD’nin umduğu sonucun bu olmadığı muhakkak. Trump’ın İran’ı Venezuela ile karıştırmasına verilen en net cevap, öldürülen Ayetullah Ali Hamaney’in yerine Devrim Muhafızları ile sertlik yanlısı Ali Laricani’nin tam desteğini alan oğlu Mücteba Humeyni’nin getirilmesi oldu. Yine 9 Mart itibarıyla İran’ın İsrail’e balistik füze saldırıları nicelik olarak belki azaldı ama nitelik olarak daha etkili hale geldi. ABD ordusunun geçmişte Irak üzerinde iki defa başarıyla tatbik ettiği metotlar İran’da etkili olmuyor. Merkezi komuta sistemini terk eden İran ordusu uğradığı kayıplara rağmen saldırılarını kesintisiz sürdürüyor. Körfez bölgesinde en az 7 ABD radar sistemini imha eden İran, bölge ülkelerini düşük maliyetli dronlarla rahatlıkla vurabiliyor. ABD’nin kaybettiği radar sistemlerinin yerine yenilerini koyması da yıllar alacak. Çin Halk Cumhuriyeti de diğer yandan ABD uçak gemisi ve muharebe gruplarının hareketleri ve yerleri hakkında yalnızca İran’a bilgi vermekle kalmıyor, bunları sosyal medyada paylaşarak Trump ile alay ediyor.
Körfez bu sürecin ardından ABD ile ilişkilerini gözden geçirmeli
Körfez ülkeleri savunmada yalnız bırakıldıkları gerekçesiyle ABD’ye karşı içten içe kaynıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri balistik füzelere karşı tükenen mühimmatını desteklemek için Güney Kore’ye yaptığı acil çağrı ile ancak 30 füze bulabildi. Rafinerileri mütemadiyen saldırı altında kalınca Bayreyn de Katar gibi üretimi durdurmak zorunda kaldı. Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı 2-5 Şubat tarihleri arasında 100 ila 200 arasında değişirken, Mart ayının aynı günlerinde gemi geçiş sayısı 4 ila 6’ya indi. 7 Mart itibarıyla ise gemi geçişi tamamen durdu. Yalnızca petrol ve doğalgaz akışı değil, bölgeye yönelik gıda tedariki de tamamen durmuş vaziyette. Birleşik Arap Emirliklerinin meyve-sebze stoku siz bu yazıyı okurken bir haftadan kısa sürede bitecek düzeye inmiş olacak. Topraklarında yaşayan insanların günlük hayatlarını idame ettirmeleri için neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Körfez ülkeleri savaşmak bir yana asayişi bile koruyamayacakları bir krize doğru ilerliyorlar.
İsrail savaşın maliyetini yıkacağı aktörler arıyor
İsrail ise Körfez ülkelerini bir an önce İran’a karşı savaşa sokma gayretinde. Önce Kürt grupların silahlı mücadele için İran’a gireceği yönünde sosyal medya propagandası başlatan İsrail, bu tutmayınca 8 Mart Pazar günü bu defa Körfez ülkelerini kışkırtmayı denedi. Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’ın su arıtma tesislerine saldırdığı haberini yayan İsrail herhalde İran’dan aynı tarzda bir misillemenin gelmesini hasretle bekliyordu. İran’ın, sadece Suudi Arabistan’ın en büyük denizden su arıtma tesisini vurması halende, Riyad’ın en geç bir hafta içerisinde tahliye edilmesi gerekecek. İran’daki sertlik yanlısı Devrim Muhafızları unsurları da hem Körfez ülkelerini hem de Azerbaycan ve Türkiye’yi hedef alan füze saldırılarıyla İsrail’in ekmeğine yağ sürmeyi ihmal etmiyorlar. Bir de savaşın giderek büyüyen çevresel kirlilik faktörleri sözk onusu. Bölgeye tarihte görülmemiş bir ateş gücü yığan ABD-İsrail ikilisi, aynı zamanda benzeri görülmemiş bir çevre felaketini de bölge ülkelerinin tepesine boca ediyorlar. Tahran’da Cumartesi günü vurulan petrol depolarının atmosfere yaydığı kirlilik, halihazırda hava kalitesi yerlerde sürünen İran’ın başkentinde yaşamayı daha da imkansız hale getiriyor. Vurulan bir uranyum zenginleştirme tesisinden serpinti olup olmadığına dair ise henüz net bilgi yok.
Dünya yeni bir enflasyon dalgasına maruz kalacak
Uluslararası piyasalarda petrolün varil fiyatı 9 Mart itibarıyla 110 doların üzerine çıkarken, Wall Street Journal’a göre petrol fiyatlarının varil başına 215 doları görme ihtimali konuşulmakta. G7 ülkeleri ve Japonya stratejik petrol rezervlerini devreye sokmak için hazırlık yapıyor. Uçak yakıtının bedeli yalnızca bir haftalık savaş sonucunda yüzde 87 arttı. Covid-19 salgınının tedarik zinciri üzerindeki etkisini yeni yeni atlatan küresel toplum, ABD-İsrail saldırısı bugün hemen dursa dahi, 2026 yılında bu savaşın bedelini artan enerji maliyetlerine bağlı olarak yeniden yükselen enflasyon ile ödemeye devam edecek. İsrail halkı da bu savaşın maliyetinden muaf değil. 28 Şubat-5 Mart tarihleri arasındaki İran saldırıları neticesinde hasar gören yapılar, araçlar ve ekipmanın hasarının tazmini için yapılan başvuruların sayısı 10 bine yaklaştı. Buna İran saldırılarının şiddetlendiği 8-9 Mart tarihlerindeki veriler dahil değil. ABD şu ana kadar savaşı başlatmasına sebep olan hiçbir hedefe ulaşabilmiş değil. Rejim yerinde duruyor, İran füzeleri uçmaya devam ediyor, Irak, Lübnan ve Yemen’deki vekil örgütlerin İran ile bağları devam ediyor, İran’ın nükleer programının ortadan kaldırıldığına dair bir veri de ortada yok. Trump’ın ülkesine günde 1 milyar dolara mal olan bu savaşı neyin karşılığında terk edeceği gündemdeki tek soru.
Devamını Oku
03 Mart 2026 Salı - 00:00
Devamını Oku
24 Şubat 2026 Salı - 08:25
Devamını Oku
17 Şubat 2026 Salı - 00:00