Roman Gofman ismini yakında tüm dünya daha fazla duyacak. Netanyahu Ekim ayında yapılacak seçimi kaybetse bile Mossad Direktörlüğüne atadığı sadık adamı görevi devraldıktan sonra soykırım zihniyeti İsrail devleti içerisinde yaşamaya devam edecek.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 29 Nisan 2026 Çarşamba - 07:00 | GDH Haber
İsrail’in soykırım politikalarına karşı endişe etmek ve kınamak dışında bir kabiliyet geliştiremeyen batı dünyası ile Körfez bölgesi ülkeleri son çare olarak sermayeyi kediye yüklemiş vaziyette. Amerika Birleşik Devletleri medyası tarafından kendilerine sallanan İsrail’deki seçim oltasına takılmış durumdalar. İsrail’i izole edecek etkili bir yaptırım politikası üretmek yerine 27 Ekim 2026 tarihinde İsrail’de yapılması planlanan genel seçimden medet umuyor, sanki gelen gideni aratmayacakmış gibi Netanyahu’nun yenilgiye uğraması için dilek ağacına bez bağlıyorlar. Oysa biraz tarih okuyan herkes İsrail’in kurucu Başbakanı Ben Gurion’dan itibaren sol ya da sağ kesimden her siyasetçinin Netanyahu’nun bugün yürüttüğü politikaların temellerini attığını görebilir. Netanyahu’dan önce bizzat Siyonist terörizmin içerisinden yetişmiş İzak Rabin, Şimon Peres, Menahem Begin ve Ariel Şaron bu ülkenin başbakanlık görevlerinde bulundular. Görevlerini yaparken İsrail’i zaman zaman geri çekilme hamleleri içerse de Lübnan, Gazze, Sina Yarımadası istikametinde maksimalist politikalara yönelttiler.
Dahası, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra İsrail devleti, eski Sovyet Cumhuriyetlerindeki en bağnaz Yahudi toplulukları ülkesine transfer ederek ve bu demografik operasyon için onlara Filistinli Arapların evlerini, arazilerini vaat ederek ülkedeki siyasi yelpazeyi de kalıcı olarak değiştirdi. Bu siyonist nüfus operasyonunun İsrail’e ne tür bir insanımsı topluluk kazandırdığını merak edenler İtalyan L’Esresso dergisinin 13 Nisan tarihinde piyasaya çıkan sayısının kapak fotoğrafına bakabilirler. İsrail’in soykırımcı politikalarından geri dönmeyeceğini kabul etmek istemeyenler için bir başka önerim, 2000 yılında Lübnan’ın güneyinden çekilme kararı alma cesaretini gösteren İsrail İşçi Partisi ile o dönem partinin lideri ve bugünlerde Epstein’ın dostu olduğu anlaşılan Ehud Barak’ın akıbetini incelemeleri. Yani Netanyahu gelecek seçimi kaybetse de mirası yaşamaya devam edecek. Son 25 yılda İsrail toplumunda değişen tek şey, Araplardan hazzetmeyen sıradan İsrail vatandaşının yerini Arapları tamamen yok etmek isteyenlerin almış olması. Bugün Filistin topraklarında sergilenen vahşetin Netanyahu’nun şahsından kaynaklanmadığını anlatan bazı örneklere bakalım. 2007 yılının Mart ayında bir İsrail sivil toplum kuruluşu tarafından yapılan ankete göre Yahudilerin yüzde 55’i etnik ayrım uygulanmasını savunuyor ve yüzde 75’i bir Arapla aynı apartmanda yaşamak istemiyor. İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün 2003 yılındaki bir başka araştırmasına göre ise Yahudilerin yüzde 53’ü Araplarla tam eşitliğe karşı, yüzde 70’i ise siyasi kararların Yahudiler tarafından alınması gerektiğine inanıyor. İsrail ordusunun çocukları katletme politikası da yine bugünün meselesi değil. Save The Children adlı sivil toplum kuruluşunun İsveç şubesinin, Filistin topraklarında 1987-1991 arasında gerçekleşen Birinci İntifada hareketine dair raporundan bir bilgi paylaşayım. “Arafat’ın Generalleri” olarak anılan çocukların sokak eylemlerini durdurmak için İsrail askerlerine o tarihte kalın sopalar dağıtıldı. Çünkü uluslararası ortam bugün olduğu gibi Filistinli çocukları ( ( affınıza sığınarak kullanıyorum bu ifadeyi) keskin nişancılarla kafalarından vurarak avlamak için henüz müsait değildi, uluslararası hukuk bir noktada İsrail’i o yıllarda durdurabiliyordu. ( BBC yayın kuruluşunun son araştırmasına göre 2023 Ekim ayından bugüne 160 Filistinli çocuğun İsrail ordusunun keskin nişancıları tarafından kafalarından vurularak öldürüldükleri kesin olarak belgelendi ) Save The Children örgütünün 1990 yılının Mayıs ayında yayımlanan raporuna göre İsrail askerlerinin kalın sopalarla döverek kemiklerini kırdıkları ve tıbbi müdahale edilmiş olan çocuk sayısının 23 bin ile 29 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu çocukların üçte birinin 10 yaşından, beşte birinin ise 5 yaşından küçük oldukları da belgelenmiş.
Gelelim şimdi Netanyahu seçimi kaybetse bile fikirlerinin İsrail devletinin içerisinde nasıl yaşayacağı kısmına. Anadolu Ajansı 27 Nisan günü Muhammet Nazım Taşçı imzalı, İsrail istihbarat servisi Mossad’ın yeni direktörü olmaya hazırlanan, varlığını Netanyahu’ya sadakatine borçlu Roman Gofman hakkında bir haber hazırladı. Netanyahu’nun askeri konularda sekreteri olan Gofman, 7 Ekim 2023 günü Hamas direnişçilerinin önünden dört nala kaçışıyla hafızalarda yer etmiş bir isim. Dört nal derken ata binmiş değil değerli okurlar yanlış anlaşılma olmasın, kaçarken sergilediği hal “dört nal”. Teşkilat dışından gelen, Belarus doğumlu ve SSCB sonrası demografik operasyonun ürünü olan Gofman Rusça dışında yabancı dil bilmiyor. Bu özelliği Netanyahu’nun onu Rusya Devlet Başkanı Putin ile hassas görüşmeler için Moskova’ya yollamasındaki en önemli sebep belki de tek pozitif kabiliyeti. Ancak Gofman Siyonist istihbarat yapılanması için dahi endişe kaynağı haline gelmiş durumda. Görevini devretmeye hazırlanan Mossad Direktörü David Barnea, atama komitesine sunduğu görüşte Gofman’ın atamasının mutlaka engellenmesi gerektiğini söyledi. Barnea’nın bu uyarısının sebebi Gofman’ın 2015-2017 yılları arasında Batı Şeria’da yürüttüğü bir istihbarat operasyonunda o sırada 18 yaşından küçük olan Uri Elmakias adlı İsrailli genci kullanmış olması. Konu yargıya yansıdığında Gofman, Elmakias ile ilişkisini reddetti ve gencin 1 yıldan uzun süre taciz ve psikolojik işkenceyi içeren soruşturma sürecine maruz kalmasına yol açtı. Elmakias ve bazı sivil toplum kuruluşları 14 Nisan 2026 tarihi itibarıyla atamayı durdurmak için İsrail Yüksek Mahkemesi’ne dava açtı. İsrail basınında silahlı kuvvetler ve istihbarat alanında uzman bir isim olan Yossi Melman da Gofman’ın Mossad Direktörlüğüne atanmasını Netanyahu’nun istihbarat topluluğunu ve güvenlik kurumlarını ele geçirerek siyasallaştırma operasyonunun parçası olarak değerlendiriyor. Sağ görüşlü ve hükümete yakın çizgideki Israel Hayom gazetesi dahi Gofman’ın atamasını “Netanyahu’nun ülke güvenliği ile kumar oynaması” olarak değerlendirdi. Yahudilerin üstünlüğüne inanan ve Netanyahu politikalarının inançlı bir uygulayıcısı olan Gofman’ın İsrail Harp Akademisi bünyesinde kaleme aldığı çalışmalar da Mossad’ın gelecekte ne için kullanılacağının habercisi. Gofman’a göre “bir komutan zaman zaman resmi yetkisi olmasa dahi inisiyatif alması gerekir hatta politika yapıcıların açıkça tanımlanmamış olsa bile ‘sezilen iradelerini’ yerine getirmek adına görev tanımının dışına çıkabilir”
Liderinin sezilen iradesini yerine getirmeye hevesli bir başka tarihi karakter de Sovyet İç İstihbarat Servisi NKVD’nin başkanı Lavrenti Beria idi. Stalin’in 1937-1939 yılları arasında Sovyet ordusundaki temizlik harekatını yöneten Beria, liderinin 5 Mart 1953’teki ölümünden sonra yerine geçmeyi umuyordu. Kruşçev ve Mareşal Jukov’un başını çektiği ekip 1953 yılında Beria’yı tutuklatıp aynı yıl içinde kurşuna dizdirerek belki de dünyayı nükleer silahların sahaya sürüleceği üçüncü dünya savaşından kurtardılar.
Devamını Oku
22 Nisan 2026 Çarşamba - 08:45
Devamını Oku
15 Nisan 2026 Çarşamba - 00:00
Devamını Oku
08 Nisan 2026 Çarşamba - 08:48