
"Canbaza bak" misali tüm dünya Ortadoğu semalarında uçuşan füzeleri izlerken, ABD küresel enerji piyasasına hakim olmak için 28 Şubat'tan bugüne her gün mesafe kaydetti. Çin Halk Cumhuriyeti ise ABD'nin bu hamlelerine karşı ilk kez açıktan bir yanıt verdi.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 07:50 | GDH Haber
Amerika Birleşik Devletleri, 4 Mayıs itibarıyla Özgürlük Projesi Operasyonu’nu başlatarak, Körfez ülkelerinin enerji pazarını normale döndürmemek kaydıyla, Körfez’de mahsur kalmış gemileri tahliye ediyor. İran, 4 Mayıs’ta 2 ABD gemisinin Körfez’den çıkarıldığı operasyonda “dostlar alışverişte görsün” gibisinden uyarı atışları yapmakla yetindi. Görünen o ki ABD’nin Körfez kaynaklı enerji piyasasını normale döndürmek gibi bir gayesi yok. Çünkü 28 Şubat’tan bu yana devam eden savaş hali içerisinde küresel enerji piyasasını dilediği gibi şekillendirdi. Körfez bölgesinde şu an için silahlar susmuş olsa da bu yalnızca fırtına öncesi sessizlik. Trump’ın ikinci defa başkanlık koltuğuna oturmasından bu yana hasretle beklediği Çin Devlet Başkanı Şi ile yapacağı görüşme artık daha kritik hale geldi. Nisan ayında planlanan ancak İran sahasında karşılaşılan beklenmedik direniş nedeniyle ABD tarafından Mayıs ayına ertelenen görüşmenin, 14 Mayıs’ta başlaması planlanan Trump’ın iki günlük Pekin ziyareti kapsamında gerçekleşmesi umuluyor. Ancak bu buluşmanın kaderi konusunda da her an soru işaretleri doğabilir.
Çin ABD yaptırımlarına açıkça meydan okudu
Pekin yönetimi 2 Mayıs itibarıyla küresel satranç ya da go tahtasında diyelim kritik bir hamle yaptı ve belki de 1992’den beri sınır tanımayan ABD hegemonyasının yayılmasına karşı ilk kez gerçek bir direnişin işaretini verdi. Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı’nın Hengli Petrokimya, Shandong Shouguang Luquing Petrokimya, Shandong Jincheng Petrokimya, Hebei Xinhai Kimyasalları ve Shandong Shengxing Kimyasalları şirketleri aleyhinde aldığı yaptırım kararlarına karşı Çin Ticaret Bakanlığı ihtiyati tedbir kararı aldığını ilan etti. Peki Çin Ticaret Bakanlığı’nın Pekin’in ulusal egemenliğini hedef aldığını iddia ettiği yaptırım kararlarının içeriği neydi? ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi ( OFAC ), söz konusu beş Çin şirketinden dördüne “İran’ın petrol sevkiyatında pay sahibi oldukları” gerekçesiyle 2025’ten itibaren yaptırım uygulamaya başlamıştı. Bunlara Hengli Petrokimya şirketi de eklenmiş oldu. ABD kaynaklarına göre, kağıt üzerinde resmi olarak görünmemekle beraber İran’ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80’i Çin endüstrisini besliyor. İran petrolü hayalet filo gemileriyle Malezya açıklarına taşınıp bu ülke karasuları üzerinden Çin’e sokuluyor. İzinin kaybettirilmesi için bu petrol kamuya ait şirketlerin rafinerilerinde işlenmiyor. İran petrolü ağırlıklı olarak Çin’in kuzeyindeki Şandong eyaletinde bulunan ve “çaydanlık rafineri” olarak tabir edilen daha küçük ölçekli tesislere naklediliyor. İşte ABD yaptırımları, piyasaya doğrudan akaryakıt süren bu nispeten küçük ölçekli bağımsız rafineri işletmelerini hedef alıyor. ABD yönetiminin nihai hedefi, Pekin yönetiminin küresel enerji piyasasının fiyatlarının altında “Petro-Yuan Anlaşmaları” olarak bilinen sistemle petrole ulaşımını engellemek. Çin Halk Cumhuriyeti, uluslararası fiyatının altında aldığı bu petrolün karşılığını genellikle İran’a yaptığı gibi imalat ürünleri satarak ödüyor. Haliyle bu ticaret sistemi, ABD dolarının küresel hakimiyetine karşı en büyük tehdit haline gelmiş durumda. ABD, bir şekilde Çin’e enerjiyi kendi dikte ettiği fiyatlar üzerinden pahalıya mal etmekte kararlı.
Biz gökyüzünde füzeleri izlerken ABD hangi anlaşmaları yaptı?
Yine savaş sürecinde gözden kaçırılmaması gereken bir başka husus daha var. Bizler gökyüzünde uçuşan füzelere odaklanmışken ABD, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile sıvılaştırılmış doğalgaz, boru hatları inşası, yapay zeka ve veri merkezi altyapısı inşasına ilişkin 50 milyar doların üzerinde anlaşmalar imzaladı. Kendi ürettiği kaya gazı ve petrol ile uluslararası enerji piyasasına hakim olma yolunda her gün biraz daha fazla mesafe kaydeden ABD, Venezuela petrollerinin musluğunu Teksas rafinerilerine bağlarken, son 2 ayda Ukrayna’nın saldırıları Rusya’nın Baltık Denizi ve Karadeniz kıyısındaki en büyük petrol ihraç tesislerini hedef aldı. Bu tesislerin çalışma kapasitesi o denli sınırlı bir hale geldi ki, her ne kadar Kremlin yönetimi itiraf etmek istemese de 9 Mayıs günü Moskova’da İkinci Dünya Savaşı zaferinin yıldönümünü kutlamak için yapılacak törenlerde ilk kez askeri araçlar yer almayacak. Rusya artık bu gövde gösterisi için harcayacağı akaryakıtı hesap edecek hale gelmiş olabilir mi? Amerika Birleşik Devletleri, İran karşısında askeri düzeyde bir başarı sağlayamamış gibi görünse de 28 Şubat’tan bu yana küresel enerji piyasasına hakimiyet sağlama konusunda önemli mesafe kaydetti. Günümüzdeki gelişmeler ışığında baktığımızda 2022 yılının Eylül ayında düzenlenen sabotajla Kuzey Akım hatlarını kimin ne için imha ettiği ve Almanya endüstrisinin can damarını kestiği artık herhalde daha iyi anlaşılıyordur. Ukrayna ile Rusya arasında 2014’ten itibaren başlayan çatışma sürecinin her aşaması, adım adım Baltık ülkelerinin ve Avrupa’nın, ABD üretimi sıvılaştırılmış doğalgaza mahkum olmasının yolunu açtı.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ABD’nin işine yarıyor işine yarıyor
Amerika Birleşik Devletleri yalnızca hasım olarak gördüğü ülkeleri enerji piyasasında sıkıştırmakla yetinmiyor. Savunmasını üstlendiği Katar’a bir İsrail hava saldırısı düzenlenmesine göz yuman ABD, doğalgaz piyasasındaki en büyük rakibi olan bu ülkeyi de Hürmüz Boğazı krizi ile etkisiz hale getirmiş durumda. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının ne anlama geldiğini ya da kimin işine daha fazla yaradığını düşünürken, Kuveyt’in petrol, Katar’ın LNG ihraç edemez hale geldikleri gerçeğini dikkate almalıyız. Eğer gerçekleşirse 14-15 Mayıs tarihlerindeki Şi-Trump buluşmasına işte bu küresel enerji mücadelesi damgasını vuracak. Tek kutuplu dünya düzenini uluslararası topluma dayatma gayretindeki ABD’ye karşı enerji bağımsızlığını muhafaza edebilmek artık ülkelerin başlıca gündem maddesi haline gelmek zorunda.
Devamını Oku
29 Nisan 2026 Çarşamba - 07:00
Devamını Oku
22 Nisan 2026 Çarşamba - 08:45
Devamını Oku
15 Nisan 2026 Çarşamba - 00:00