
Washington'daki hesap Tahran çarşısına uymamışsa ne olacak? Çin Halk Cumhuriyeti'nin İran'a sağladığı teknolojik imkanlar savaşın uzamasına yol açarsa ABD sahayı terk etmek zorunda kalır mı? ABD-İsrail ikilisinin ilk 48 saatlik performansı İran'da rejimi değiştirmeye yetmeyebilir
0:00
--:--
Son Güncelleme: 03 Mart 2026 Salı - 00:00 | GDH Haber
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, 1998 yılından bu yana düzenli aralıklarla tekrarladıkları “İran’ın nükleer silah edinmesine iki hafta kaldı, yok iki hafta kalmamış 1 yıl kaldı” türkülerini söyleyerek nihayet muradlarına erdiler. Her ne kadar açılış hamlesini dini lider Ayetullah Hamaney ve beraberinde 40 üst düzey yetkiliyi öldürmek gibi, yapay zeka destekli etkili bir istihbarat operasyonuyla yapmış olsalar da, ilk 48 saat geride kaldığında ortaya çıkan manzara işlerin ABD-İsrail ortalığının arzu ettiği şekilde gitmediğini gösteriyor. Öncelikle şunun altını çizmek lazım, İran 2025 yılı Haziran ayındaki 12 Gün Savaşı’ndan çok daha bilinçli bir taktik dizilim ve oyun planı ile sahada. Tahran’daki askeri karar vericiler, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yakıtlarını temin ettiği ve ellerinde 2 bin 500 civarında bulunduğu sanılan balistik füzelerini hesaplı şekilde kullanıyor. Yalnızca İsrail’e değil, ABD’nin Körfez bölgesindeki müttefiklerini de aşamalı olarak hedef alıyorlar. İran savaşın başlamasını takiben yalnızca muharebelerin alanını genişletmekle kalmadı. Vurduğu hedeflerin çeşitliliğini de artırdı. Önce Körfez ülkelerindeki ABD üslerinin vurulmasıyla başlayan süreç, akabinde ev sahibi ülkelerin savunması olmayan yumuşak hedeflerine yöneldi. Limanlar, sivil havalimanları, oteller, Birleşik Arap Emirlileri için simge mimari yapılar ve nihayet 2 Mart pazartesi sabahı itibarıyla Suudi Arabistan’ın Aramco enerji şirketinin rafinerileri de İran saldırılarının menzili içerisine girdi. Üstelik bu yumuşak hedeflere yönelik saldırılarda İran elindeki balistik füzeleri harcamıyor. Etkinliğini Rusya eliyle Ukrayna cephesinde kanıtlamış olan 30 bin dolarlık Şahid kamikaze dronları milyonlarca dolarlık yatırımları kullanılmaz hale getiriyor. Hatta bu dronlardan biri ABD’nin Bahreyn’de konuşlu 5. filosunun üssündeki 1 milyar dolarlık erken uyarı radar sistemini de kullanılmaz hale getirdi. Körfez ülkeleri savaşın ikinci gününden itibaren, ABD’yi yalnızca İsrail’i korumaya odaklanmakla suçlamaya başladılar. Bu ülkeler, Trump yönetimini İran ile girişilecek çatışmanın bölgesel düzeyde bir savaşa dönüşmemesi konusunda defalarca uyarmışlardı. İster istemez akıllara şu soru da gelmiyor değil: Acaba ABD-İsrail ikilisi, kendilerine İran saldırıları için hava sahalarını kapatan Körfez ülkelerinin aktif olarak savaşa katılmaları sağlamak için hırpalanmalarına göz yumuyor olabilir mi?
Bu ihtimali Kuveyt de düşünmüş olmalı ki, hava savunma sistemlerinin ayarını en hassas düzeye getirdi. Nitekim bu hassasiyet tanesi 31 milyon dolar olan 3 ABD F-15E tipi savaş uçağının pazartesi sabahı Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından “dost ateşi” ile vurulmalarına yol açtı. ABD, belki de bu savaşın devamında dahi İran kaynaklı olarak görmeyeceği bir zararı müttefikinden görmüş oldu.
Sahada kendisini göstermeyen aktör: Çin
İran’ın Çin Halk Cumhuriyeti GPS sistemi Beidou destekli füzeleri de 1 Mart Pazar gecesinden itibaren İsrail’in Demir Kubbesi’ni 12 Gün Savaşı’nda olduğu gibi delip geçmeye başladı. Yine Çin tarafından temin edildiği tahmin edilen hipersonik füze teknolojisi ABD’nın yüksek irtifa hava savunma sistemlerini aşabildiklerini bir kez daha ispatlıyorlar. Balistik füzeler gibi İran’ın vekil örgütleri de aşama aşama devreye giriyor. Irak’taki Şii gruplar ile Yemen’deki Husiler Pazartesi günü itibarıyla sessizliklerini korurken, Hizbullah harekete geçti. Bir yandan İsrail’in kuzeyinde alarm sirenlerinin çalmasına neden olacak saldırılar düzenlerken, bir yandan da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ve Kıbrıs Adası’ndaki İngiltere üslerini hedef almaya başladılar. Yılbaşında AB Dönem Başkanlığı görevini üstlenen GKRY pazartesi günü başlaması gereken ve iki gün sürecek “Avrupa Birliği Avrupa İşleri Bakanları Toplantısı”nı iptal etmek zorunda kaldı. Yunanistan, GKRY’nin savunması için iki fırkateyn ve 2 savaş uçağı göndereceğini açıklayarak savaşın tarafı haline geldi.
Savaşı süresini kim belirleyecek?
Bu manzaraya bakarak gelelim en önemli sorulara: Trump’ın bu savaşın 4 haftada tamamlanacağı iddiasının gerçekliği var mı? ABD Başkanı’nın beklediği şekilde “yeterli bombardıman yapılıp” İran’daki rejimin askeri gücü kırılırsa, muhalefet Tahran’da yönetimi ele geçirebilir mi?
Bu sorunun yanıtı bilim insanı Albert Einstein’ın 1905’te geliştirdiği Görelilik Kuramı’nda yatıyor. Basitçe ifade edersek bu kurama göre zaman mutlak değildir. Zaman farklı gözlemciler için farklı hızlarda akar. Yani demem o ki, gerek savaş saati gerek zaman algısı İran ve ABD-İsrail ikilisi için farklı işlemekte. ABD’nin 40 trilyon dolara dayanan borcu ile bölgeye yığdığı gücün idamesini aylar boyunca sürdürmesi mümkün değil. Trump bu nedenle “4 haftayı” işaret etti. İran ise elindeki balistik füze kapasitesini idareli kullanarak, bir yandan da Körfez bölgesindeki yumuşak hedeflere düşük maliyetli ve etkili saldırılar düzenleyerek, savaşın süresini ABD’nin dayanma gücünün ötesine taşıyabilir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde yani ABD belli bir noktada havlu atarsa ve İsrail İran ile baş başa kalırsa ne olacak? Ya da İran’da taş üstünde taş bırakılmasa dahi Tahran’da yönetimi devralacak güçte bir muhalefet ortaya çıkmazsa Ortadoğu’da yola nasıl devam edilecek? Netanyahu artık gerek kendisi gerek ülkesi için Rubicon’u geçmiş durumda. Bu savaş ancak taraflardan birinin geri dönülemez şekilde ortadan kalkmasıyla sonuçlanabilir. Washington’da yapılan hesapların Tahran çarşısına uymaması halinde Ortadoğu da aynı Ukrayna-Rusya Savaşı cephesi gibi “sürdürülebilir savaş” konseptine uygun bitmeyen bir çatışma alanına da dönüşebilir. Savaşın geleceğinde sahnedeki aktörler kadar, sahnenin gerisindeki yani Çin Halk Cumhuriyeti gibi aktörlerin hamleleri önem kazanacak.
Devamını Oku
24 Şubat 2026 Salı - 08:25
Devamını Oku
17 Şubat 2026 Salı - 00:00
Devamını Oku
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:59