
2026 Münih Güvenlik Konferansı Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığını tedavi edecek reçeteleri ortaya koyabilecek mi? Japonya'da yapılan genel seçimler neden sadece bu ülke halkını ilgilendirmeyecek? Japonya'nın hazırlandığı anayasa değişiklikleri Asya-Pasifik bölgesini nereye götürecek
0:00
--:--
Son Güncelleme: 11 Şubat 2026 Çarşamba - 00:00 | GDH Haber
Münih'ten Tokyo'ya dünya dalgalanıyor
Dünyanın iki büyük metropolü, günümüzden 88 yıl önce olduğu gibi bir kez daha küresel bir kasırganın merkezinde yer alıyorlar. Her ne kadar dikkatler Tahran üzerinde yoğunlaşmış olsa da içerisinden geçtiğimiz hafta da gören gözler için Münih ve Tokyo’da yaşananlar, öngörülebilir geleceğin çatışma alanlarını belirleme hususunda daha etkili olacak. Münih 1938 yılının Eylül ayında, İkinci Dünya Savaşı’na sayılı günler kala, Hitler’i “yatıştırmak” isteyenler için son bir umut olmuştu. Faşist İtalya’nın lideri Benito Mussolini ile İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain ve Fransa Başbakanı Edouard Daladier, Hitler Almanya’sının Avusturya’dan sonra Çekoslavakya’yı da yutmasını engellemek için Münih’e koşmuşlar, Çekoslavakya temsilcilerinin alınmadığı toplantılarda Südet bölgesinin Almanya’ya bırakılması için anlaşma sağlamışlardı. Münih’te atılan imzaların Hitler’i yatıştırmaya yetmediğinin anlaşılması için fazla beklemeye gerek kalmamış, 1939 yılının Mart ayında Almanların Bohemya ve Moravya’yı da işgal etmeleri ve bu sürece Polonya ile Macaristan’ın da eşlik etmesiyle Çekoslavakya’dan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Tarihin garip bir cilvesi ki içerisinde bulunduğumuz bu hafta Münih bu defa ABD Başkanı Trump’ı “yatıştırmaktan” ümidi kesenlere ev sahipliği yapıyor.
Münih’te 2026’ın gelişi 2019’dan belliydi
Münih’te bu hafta ortaya çıkan manzara sürpriz sayılmamalı. 2019 yılında 55’incisi düzenlenen konferans için Anadolu Ajansı’na yazdığım değerlendirme yazısına “Küreselleşmenin Cenaze Töreni: 55. Münih Güvenlik Konferansı” başlığını atmıştım. Nitekim Birinci Trump döneminde ABD Başkanı’nı temsilen Münih’e gelen dönemin Başkan Yardımcısı Pence’in verdiği mesajlar, daha o günlerde ABD’nin sorununun Rusya’dan ziyade Avrupa ile olduğunu “müjdeliyordu”! Pence 7 yıl önce Münih’teki kitleye hitap ederken Avrupa ülkelerinden Washington’un iki beklentisini dile getirmişti. İlki, Obama döneminde İran ile nükleer programına ilişkin yaptıkları anlaşmadan çekilmeleri, ikincisi ise Kuzey Akım 2 Projesi’nin iptali. İkinci Trump döneminde kadrodaki isimler değişmiş olsa da ABD’nin gündeme getirdiği iki talep de şu ya da bu şekilde yerine gelmiş durumda. İran ile yapılan anlaşmanın da Kuzey Akım 2 boru hattının da yerinden yeller esmekte. Münih’te bir sonraki yıl gerçekleşen buluşmada ise gündemde “Westlessness-Batısızlık” kavramı vardı. 2020 yılında içeriği tam olarak idrak edilemeyen bu kavram, 2025 yılı itibarıyla yerli yerine oturdu. Yine Anadolu Ajansı için bu defa 56. Münih Güvenlik Konferansı’nı değerlendirdiğim “Batı Varoluşunu Münih’te Tartıştı” başlıklı makalemde “Westlessness- Batısızlık” kavramını; “Batı Dünyası” olarak tanımlayabileceğimiz ve bugüne kadar ekseriyetle Kuzey Atlantik İttifakı - NATO organizasyonunda vücut bulan siyasi ve askeri yapının küresel düzeydeki konumunun sorgulanması” olarak tarif etmişim. Bu tarif 2026 yılında yani içerisinde bulunduğumuz hafta düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nın ilgili raporunun başlığının “Under Destruction – Yıkım Altında” oluşuyla büyük bir uyum içerisinde. Almanya 5 yıldır görmezden geldiği gerçeklerle bu yıl Münih’te yüzleşmeyi kabul etmiş. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından kurulan düzenin yine bizzat ABD’nin eliyle yıkıldığı, reformlar ya da politikalardaki iyileştirmeler yoluyla değil, yıkıcı bir siyaset ile yeni düzenin belirlenmekte olduğu gerçeği konferansın düzenleyicileri tarafından da kabul görüyor.
Konferansa dair raporun önsözünü kaleme alan Münih Güvenlik Konferansı Vakfı Konsey Başkanı ve Emekli Büyükelçi Wolfgang Ischinger’in de işaret ettiği üzere bu yılki konferansı geçmiştekilerden farklı kılan en önemli unsur, küresel gündemi belirleyen krizlerden ziyade ABD’nin uluslararası sistemde değişen rolüne odaklanılmış olması. Büyükelçi Ischinger’e göre 2026 Münih Güvenlik Konferansı, Avrupa’nın ABD’ye olan bağımlılığını “tedavi” yollarının aranacağı ve transatlantik ilişkilerin geleceğini şekillendirmek için arayışların şekilleneceği bir platform olacak. ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun konferansa katılması beklenirken, Başkan Yardımcısı J.D Vance’nin konferansa katılmaktan vazgeçtiği geçen hafta bildirildi. ABD Savaş Bakanı Hegseth ile Dışişleri Bakanı Rubio’nun, mevkidaşlarının NATO kapsamındaki toplantılarına dahi iştirak etmedikleri dikkate alındığında, J.D Vance’nin tavrı şaşırtıcı gelmiyor.
Japonya’nın seçimi sadece Japonya’yı ilgilendirmeyecek
Ve şimdi sırada Tokyo’daki gelişmeler var. Ekim ayında Başbakanlık koltuğuna oturan ve Japonya’da bu göreve gelen ilk kadın siyasetçi olan Sanae Takaiçi büyük bir kumar oynadı ve büyük kazandı. Çin Halk Cumhuriyeti’ne meydan okuduktan sonra günden güne eriyen partisini erken seçime götüren Takaiçi, hem muhalefet partilerine hem de parti içerisindeki rakiplerine de etkili bir darbe vurdu. Liberal Demokrat Parti İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya siyasetinde görülmemiş bir başarı kazanarak Temsilciler Meclisi’ndeki 465 sandalyeden 316’sını kazandı. Tokyo bölgesindeki tüm sandalyeleri kazanan iktidar partisi, seçim öncesinde 199 milletvekiline sahipti. Peki Takaiçi bu “süper çoğunluk” ile ne yapacak? İşte bu sorunun yanıtı yalnızca Japonya’nın iç siyasetini ilgilendirmiyor.
Samuray kılıcının yeniden kuşanıyor
Ele geçirdiği çoğunluğun ardından LDP’nin önünde yapacağı anayasa değişiklikleri için hiçbir engel bulunmuyor. Peki bu anayasa değişikliği nedir? Atılacak en önemli adım İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın silahlanmasına ve ordu kurmasına yönelik ABD tarafından getirilen kısıtlamaların ortadan kaldırılması olacak. Tokyo hükümeti son 10 yılda uçak gemisi sahibi olmasını yasaklayan anayasa maddeleri de dahil, silahlanmaya yönelik pek çok kısıtlamayı ABD destekli hülle yöntemleriyle zaten aşmıştı. Şimdi sırada savunma harcamalarının GSYİH’nin yüzde 2’si seviyesine yükseltilmesi, Japon savunma kuvvetlerinin güç kullanmasını yasaklayan maddenin değiştirilmesi ve daimi profesyonel ordu kurulması gibi adımlar var. Etki tepki prensibi icabı, Japonya siyasetindeki ve savunma politikalarındaki bu değişikliklerin Rusya, Kuzey Kore ve Çin Halk Cumhuriyeti hatta Güney Kore’den karşılık görmemesini düşünmek mümkün değil. Keza Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2035 yılına kadar 6 uçak gemisi daha inşa etmeyi planladığına dair haberler de Japonya’daki gelişmelere paralel olarak basına yansımaya başladı. Görüldüğü üzere 2026 yılının henüz ilk günleri Bavyera ovalarından Asya-Pasifik kıyılarına kadar dünyanın çehresini değiştiren gelişmeleri beraberinde getirmiş bulunmakta.
Devamını Oku
04 Şubat 2026 Çarşamba - 08:38
Devamını Oku
28 Ocak 2026 Çarşamba - 00:00
Devamını Oku
21 Ocak 2026 Çarşamba - 08:41