
Meksika'da kanat çırpan bir kelebeğin, Türkiye'ye etkisini küçümsememeliyiz. 22 Şubat günü Meksika'da uyuşturucu karteli lideri El Mencho'nun öldürülmesi iç savaş manzaralarını tetikledi. Uyuşturucu ticaretinin küresel boyutları artık küçümsenmesi mümkün olmayan boyutlarda.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 24 Şubat 2026 Salı - 08:25 | GDH Haber
Geride bıraktığımız hafta, narkotik suçlarla mücadele konusunda üzerine kafa yorulması gereken olağanüstü iki gelişme yaşandı. Bunlardan birisi Türkiye’de Casperlar suç örgütüne yönelik operasyon diğeri ise Meksika’da “Jalisco Yeni Nesil Karteli/CJNG” lideri “El Mencho” lakabıyla tanınan Nemesio Ruben Oseguera Cervantes’in, Meksika güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonda öldürülmesiydi. İlk bakışta dünyanın neredeyse iki ayrı ucundaki bu suç yapılanmaları arasında ne bağlantı olabilir diye düşünebiliriz? Ancak unutmamak gerekir ki küreselleşme yalnızca büyük jeopolitik gelişmeler ile sınırlı değil. Narko-terörizmin ulaştığı ekonomik hacim, bu alanı da devletler tarafından kullanılan bir silah haline getirmiş durumda.
CJNG ve diğer Meksika kartelleri ekonomik hacimleriyle devletleşmiş yapılardır
Önce CJNG lideri El Mencho’nun öldürülmesinin ardından yaşananlara bakalım. ABD Savaş Bakanlığı’nın temin ettiği istihbarat ile düzenlenen operasyonla öldürülen El Mencho’nun liderliğini yürüttüğü yapı sentetik uyuşturucu kaçakçılığından milyarlarca dolar kazanıyor. Bu vesileyle şunu da belirteyim. Meksika’daki uyuşturucu kartellerinin bu işten tam olarak ne kadar para kazandıklarını öngörebilen bir hükümet kuruluşu ya da kaynak yok. Kartellerin sadece uyuşturucu gelirleri ile oluşan ekonominin hacminin 12 ila 45 milyar dolar arasında olduğunu ileri sürenler var. ABD Kongresine göre ise bu miktar 500 milyar doları buluyor. 129 milyon nüfuslu Meksika’da uyuşturucu kartelleri istihdam sağlama sıralamasında beşinci sırada. Yani sosyo-ekonomik olarak kurumsal bir yapıya dönüşmüş olan karteller Meksika’da doğrudan 200 binden fazla kişinin geçim kaynağı. Bunlara aile üyelerini ve kazandıkları parayı aklamak için işlettikleri sektörleri de eklersek Meksika nüfusunun hatırı sayılır bir kısmının narko-terörizmin parçası olduğunu tespit etmek yanlış olmaz. Karteller sadece uyuşturucu kaçakçılığı ile de ilgilenmiyor. ABD topraklarına yönelik insan kaçakçılığı, akaryakıt kaçakçılığı, emlak dolandırıcılığı, avokado başta olmak üzere getirisi yüksek tarımsal üretim alanlarına el konulması da yine kartellerin ilgi alanında. 2024 yılında The Guardian gazetesine bakacak olursak, belli başlı kartellere hizmet eden daha küçük silahlı grupların sayısı Meksika’da 200’ün üzerinde. Ülkeyi kuzeyden-güneye, batıdan doğuya parsellemiş olan büyük uyuşturucu kartellerinin sayısı en az 8. Bunlara her biri en az İstanbul büyüklüğünde bir metropolü kontrol eden 12 karteli daha ekleyebiliriz. Meksika’daki bu kartel hükümdarlığı nedeniyle “El Mencho”nun öldürülmesini takip eden saatlerde uyuşturucu kartelleri 31 eyaletin 19’unda Meksika ordusu ve polis güçlerine karşı saldırıya geçtiler. Uluslararası havalimanları, marketler, benzin istasyonları yakıldı ve yağmalandı. Ülkenin batı kıyılarındaki turizm merkezlerinde hayat felç oldu.
DEA raporlarında CJNG
ABD istihbarat ailesinin bir parçası olan DEA ( Drug Enforcement Administration / Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi ) tarafından paylaşılan bilgilere göre, El Mencho liderliğindeki CJNG, sentetik uyuşturucu üretimi ve pazarlaması alanında sayılı örgütlerden biri. Zırhlı araçlar ve ağır silahlara sahip olan, kurduğu özel ordu “Los Deltos”un mensupları bir örnek askeri kıyafetler giyen bu örgütün 40’tan fazla ülke ile ABD’nin 50 eyaletinde faaliyet gösterdiği, ayrıca franchise tabanlı komuta yapısıyla Meksika dışında çok etkili olduğu ifade ediliyor. DEA’nın CJNG ile ilgili düştüğü önemli notlardan biri ise, bu örgütün yasadışı faaliyetlerden elde ettiği gelirin Çin Kara Para Aklama Ağlarında ( CMLNs - Chinese-language money laundering networks ) yani kripto para borsalarında aklandığı. CMLNs sistemlerinde aklanan paranın 2025 yılında 16 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. ABD El Mencho’nun başına 15 milyon dolar ödül koymuştu. Yönettiği CJNG’nin yönettiği ekonominin hacminin 20 milyar doları bulduğu öne sürülüyor. Peki El Mencho’nun öldürülmesi, milyarlarca dolarlık bu narko-trafiğin son bulmasına yeter mi? ABD’de bu operasyonların karar alıcıları ve uygulayıcıları, bir ya da birden fazla kartel liderinin ortadan kaldırılmasıyla tüm bu trafiğin son bulacağına inanacak kadar saf olabilirler mi?
Jeopolitik bir silah olarak narko-terörizm: Mucidi İngilizler
Yasadışı narkotik maddelerin jeopolitik silah olarak kullanılmasının kaynağı 19’uncu yüzyıla dayanıyor. Çin İmparatorluğu karşısında ciddi ticaret açıkları veren Büyük Britanya İmparatorluğu o dönemde çareyi, Hindistan’ın doğusundaki topraklarda üretilen afyonun kaçak olarak Çin’e sokulmasında bulmuştu. İngilizler afyon ticaretinden büyük gelir elde etmekle kalmadılar. Aynı zamanda emperyalist emellerine direnme ihtimali olan bir halkı uyuşturarak etkisiz hale getiriyorlardı. Çin milliyetçileri İngilizlerin afyon ticaretine karşı iki defa ayaklandılar. Ancak Avrupa kıtasında rekabet halinde olan Batı emperyalizmi, Çin topraklarında kenetlenip iki isyanı da kanlı şekilde bastırdı. Çin Halk Cumhuriyeti’nde bugün yüksek seviyede seyreden milliyetçilik ve militarizmin kökenleri afyon savaşlarında yatmaktadır. Birinci Soğuk Savaş başladıktan sonra Vietnam Savaşı ile beraber Çin, narkotik silahını ABD’ye karşı kullanmaya başladı. Bir süre sonra ABD mafyası ve silahlı kuvvetlerdeki uzantıları Güneydoğu Asya’dan eroin ithalatında uzmanlaştılar. 1970’li yıllarda vatandaşlık hakları için ayaklanan siyahları eroin ile uyuşturmak dönemin ABD yönetiminin de işine gelmişti. Ardından bu defa ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA, uyuşturucu madde ticaretinin, ABD Kongresi’nin denetimlerini atlamak için çok faydalı bir mali kaynak olduğunu fark etti. CIA, başta Latin Amerika olmak üzere tüm anti-komünist paramiliter grupları uyuşturucu geliri ile finanse etmeye başladı. Birinci Soğuk Savaş’ın sona ermesi bu denklemin de noktalanmasına yol açtı. Ancak 2010 yılından itibaren yeniden tetiklenen ABD-Çin rekabeti bu defa yeni nesil sentetik uyuşturucuların kullanıldığı bir savaşa dönüştü. Donald Trump, ikinci kez başkanlık koltuğuna oturunca ilk hedefleri, fentanil üretiminde kullanılan öncül kimyasalları sağlayan Çin ile bu uyuşturucunun sınırlarından geçişine karşı yeterli önlemi almayan Kanada ve Meksika’yı hedef almaktı. Trump, Çin’i öncül kimyasal ihracatını sınırlamaya ikna ettikten sonra Karayip Denizi’nde uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelerin vurulması emrini verdi. Ve anlaşılan şimdi sırada Meksika var.
Meksika uyuşturucu kartellerinin her biri “bölgesel özerk yönetim”
Ancak Meksika’daki uyuşturucu kartelleri Venezuela ve Kolombiya’daki benzerlerine göre farklılıklar sergiliyor. Meksika kartelleri uyuşturucudan gelen parayı siyasi güç ihtirasına tahvil etmiyorlar. Pablo Escobar’ın ya da Baba filminde Michael Corleone’nin yaptığı gibi siyasi güç elde etmekle ilgileri yok. Başkentte yargıçlar, kendilerini savunacak avukat orduları satın almakla, siyasi lobilere yatırım yapmakla ilgilenmiyorlar. Ya da soğuk savaş döneminin paramiliter örgütleri gibi ideolojik mücadelelerini uyuşturucu parası ile finanse edip sonra ülkenin başkentini ele geçirip yönetimi devirmek arayışında da değiller. Yaşadıkları bölgelerde tesis ettikleri sosyo-ekonomik sisteme, bir nevi özerkliğe sahip örgütlenmelerine dokunulmaması başlıca hedefleri
Mesela El Mencho’nun 2016 yılında bulundukları bölgeye operasyon düzenleyen bir polis şefi ile yaptığı görüşmenin kaydı da son gelişmelerle sosyal medyaya düştü. Bu kayıtta El Mencho, polis şefine emrindeki memurlara verdiği rüşvetleri hatırlatıyor ve hemen bulundukları bölgeleri terk etmelerini istiyor. Bu talep anında yerine getiriliyor.
Casperla ve uluslararası bağları
Ve şimdi El Mencho’dan bizim Casperlar suç örgütüne. ABD istihbarat kaynaklarının verdiği şu bilgiyi aklınızda tutunuz: “Jalisco Yeni Nesil Karteli/CJNG’nin 40’dan fazla ülkedeki yasadışı gruplarla ilişkisi var”. Şimdi bir de gdh haber sitesinde 23 Şubat günü Sema Kızılarslan tarafından hazırlanan “Casperlar Suç Örgütünün Köstebek Yapılanmasına Darbe: Aralarında Polislerin de Bulunduğu 14 Kişi Tutuklandı” başlıklı habere göz atalım. CJNG’nin operasyonel kapasitesine dair ortaya konan bilgilerden sonra Casperlar’a dair şu bilgiler herhalde daha da anlam kazanmalı: “Örgüt lideri İsmail Atız’ın Almanya’da bir savcıya suikast planlaması ve yakalanan üyelerin dijital verileri, Türkiye’deki polis bağlantılarını ifşa etti”, “Polis memuru Ahmet Ö.’nün Europol’ün çözdüğü ve uyuşturucu baronlarının kullandığı “SKY” mesajlaşma uygulamasındaki Türk kullanıcı listesini örgüte sızdırdığı belirlendi”. “Polis memuru Azat A’nın, Atız’ın talimatıyla Güven E. isimli şahsı sorguladığı, Emrah Ç.’nin ise örgüt yöneticilerinden İbrahim Tanko’nun talebiyle avukatlardan, borçlu şahıslara kadar onlarca kişinin bilgisini paylaştığı... Emrah Ç’nin tek bir sorgu sonrasında hesabına 60 bin TL yatırıldığı…” “Örgütün uyuşturucu ticareti ve bilgi satışından gelen parayı Ergün K.’nın soğuk cüzdanına Tether (kripto para birimi) olarak transfer ettiği…” Evet değerli okuyucular, bu hafta yazımız biraz uzun oldu ama Meksika’dan Türkiye’ye kadar suç örgütlerinin şaşırtıcı ortak noktalarına kafa yormaya değmez mi? Son söz olarak, ABD’nin baskısı nedeniyle yeni pazar arayışına giren fentanil ile Suriye’deki rejim değişikliği sonrasında çöken, İsrail tarafından da desteklenen sentetik uyuşturucu trafiğini Türkiye’den uzak tutmak artık bir ulusal güvenlik meselesidir.
Devamını Oku
17 Şubat 2026 Salı - 00:00
Devamını Oku
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:59
Devamını Oku
04 Şubat 2026 Çarşamba - 08:38