
1950’de demokrasiye geçmesini hazmedemeyen güçler 27 Mayıs 1960’daki askeri darbeyle intikam almaya ve suları tersine akıtmaya çalıştılar. Darbeden sonra, demokrasi treni rayından çıktı, devletin hukukla sınırlandırılması hususunda sağlanan gelişmelerden geriye gidildi.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 12 Mayıs 2026 Salı - 10:09 | GDH Haber
Türkiye’nin 14 Mayıs 1950’de demokrasiye geçmesini hazmedemeyen güçler, 27 Mayıs 1960’daki askeri darbeyle intikam almaya ve suları tersine akıtmaya çalıştılar. 27 Mayıs darbesinden sonra, Türkiye’de demokrasi treni rayından çıktı, devletin hukukla sınırlandırılması hususunda sağlanan gelişmelerden geriye gidildi. Bugün yaşadığımız problemlerin kökeninde, 27 Mayıs’taki bu sapma yatmaktadır. Bu döneme ilişkin hatıraların yayınlanması, 27 Mayıs’ın nasıl bir kışkırtmanın sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda Demokrat Parti’nin yanlış ve eksikleri de yeniden tartışılıyor. Bu tartışmalar devam ederken 12 Eylül, 28 Şubat ve15 Temmuz darbecilerin yargılanması büyük bir başarı olarak ortaya çıkıyor.
Numan Esin: 27 Mayıs’ı CHP tahrik etti…
27 Mayıs darbesi üzerineydi. 27 Mayıs darbecilerinden Numan Esin, bir mülakatında darbenin sebeplerini şöyle açıklıyor: “İhtilal, CHP’nin muazzam tazyikiyle oldu.” 27 Mayıs sonrası hatıralarını, Devrim ve Demokrasi adlı kitabında anlatan Esin’in, 1950’lerin sonlarında Suriye ve Irak’ta gerçekleşen darbeler ve onlara benzer Türkiye’deki bir teşebbüs olan 9 Subay hadisesi hakkında söyledikleri şaşırtıcıdır:
Türkiye Suriye mi darbe olsun
“9 Subay olayı olduğu vakit, başkalarına bir şey diyemem ama şahsen ben çok yadırgamıştım. Burası Suriye mi diye? Çünkü Suriye’de üst üste darbeler yapılmış, Suriye halkı da bundan çok ağır bir şekilde nasibini almıştı.”
Esin, merhum Menderes’in o kadar baskıya rağmen iddia edildiği gibi teslim olmadığını ve serbest kalması halinde yeniden mücadele edeceğini anlatıyor:
Menderes pes etmezdi…
“Pes etmezdi. Mücadeleci yapısı vardı. Fırsat yakaladığı vakit iktidar mücadelesi yapardı. Arkadaşlar yanıldılar orada.”
Esin, Menderes’i tehlikeli bulup bulmadığı sorusuna şu cevap veriyor:
Darbecileri kimse yargılamadı
“Bulmadım. Menderes’in getireceği bir tehlike olduğuna inanmadım. Bize bir şey yapamazdı. Biz onun tedbirini alırdık. Zaten almıştık. Ne yaptılar ki kalanlar? Celal Bayar ne yaptı yani? Diğerleri ne yaptı? Asılan üç kişi var. Bütün parti 3 kişi değil ki. Bakın ihtilalin üzerinden seneler geçti. Bir tek Nazlı Ilıcak yazdı, 27 Mayıs Yargılanıyor diye bir kitap. Ama bizi kimse yargıya götürmedi.
Sıtkı Ulay: Kel Ali Divanı kuralım, asalım, kurşuna dizelim...
Esin, Yassıada Mahkemesi yerine çabuk iş gören bir tür İstiklal Mahkemesi kurmak istediklerini ama bu fikri kabul ettiremediklerini ifade ediyor:
“Mahkeme olursa ihtilal mahkemesi olur ve iki günde kararını verirdi. Asar, keser, bitirirdi işi. Hatta bunlar da tartışıldı komitede. Sıtkı Ulay ‘Ne ya! Böyle mahkeme mi olur? Kuralım kendi içimizden bir mahkeme, Fazıl Akkoyunlu’yu da başkan yapalım. Meşhur Kel Ali Divanı gibi… Kaç kişiyi asacaksak asalım, kurşuna dizelim, bitirelim şu işi. Gerisine de, haydi oğlum paydos, diyelim, bitsin, gitsin.’ Dedi. Bunlar aramızda tartışıldı ama hiç güç bulmadı. Mahkeme de istenmedi. Biz ekalliyette kaldık.
Numan Esin, 27 Mayıs’ta arkadaşları tarafından tasfiye edilen 14’ler içinde yer aldığından, yapmak istediklerini yapamadığından daha sonra 9 Mart cuntacılarına katılmıştır. 27 Mayıs1960’dan 12Eylül 1980’e kadar Türkiye yaklaşık 20 yıl deprem fırtınası gibi bir darbe fırtınasına tutulmuştur. Demokrasi, devlet, hukuk, siyaset, ordu, üniversite ülkenin bütün kurumları tahrip olmuştur. Mesela subaylar ve askeri öğrenciler darbeyle uğraşmaktan askerlik mesleğini ihmal etmişlerdir. Ordunun ve savunma sanayinin geri kalmasında bu darbe hastalığı salgını yatmaktadır…
27 Mayıs’taki Harbiyeli: Gardiyanlık Yapmaktan Askerliği Öğrenemedik
Bir Bursa yolculuğum sırasında, 27 Mayıs darbesinde Harp Okulu öğrencisi olan emekli bir albayla tanıştım. Kendisiyle 27 Mayıs üzerine konuştuk. Yaşadıklarının etkisiyle geçmişin muhasebesini yapabilen bu sağ duyulu insan, o günlerde olanları, pişmanlığını belirterek şöyle anlattı: Harbiyelilerin siyasete karışması, CHP gençlik kollarının, bilhassa CHP’li genç kızların Harp Okulunun kapısına gelerek kendilerini tahrik edecek sloganlar atmasıyla başlamış. 27 Mayıs’tan sonra Harp Okuluna getirilen yaşlı başlı Demokrat Partililer, hatta içlerinde eski Genelkurmay Başkanlığı yapmış askerler de çok ağır hakaretlerle dövülmüş ve yaz tatilinde öğrencilerin evlerine gitmeyerek DP’lilere eziyet etmeleri için yurt dışında gezi vaat edilmiş... Okulu bitirip Ağrı’ya tayin edilmesinden sonra yaşadıkları da gerçekten ibretlik... Askerlik dışında her şeyle uğraşan bu Harbiyeliler, askerlik nedir öğrenmediklerinden, askere eğitim verememektedirler. Bu eksikliğini Kore’de savaşmış bir astsubaydan öğrendikleriyle tamamlayan bu Harbiyelinin sözleri, hala kulaklarımdadır: “Bize ne büyük bir kötülük yapıldığını, nasıl kirletildiğimizi ve askerlikten ne kadar uzaklaştırıldığımızı bu şekilde çok net anladım. Gardiyanlık yapmaktan askerliği öğrenemedik. Askerlikle siyaset beraber olmaz!”
Devamını Oku
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:33
Devamını Oku
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:51
Devamını Oku
08 Mayıs 2026 Cuma - 08:30