SON DAKİKA:

28 Şubat’ta başlayan operasyon, Washington’un "rakiplerini dönüştürme" hülyasının coğrafyanın kadim kurallarına tosladığı bir kırılma noktasına dönüştü. İslamabad’daki başarısızlık sadece bir "hazırlıksızlık" sorunu mu, yoksa Amerikan diplomatik aklının köklü bir çöküşü mü?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 14 Nisan 2026 Salı - 08:45 | GDH Haber
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde saldırısıyla başlayan 40 günlük İran Savaşına, ateşkes ve İslamabad müzakeresiyle bir ara verildi. ABD stratejisiz bir şekilde başladığı savaşı, stratejisiz bir müzakereyle sürdürüyor… ABD İran’ın Hürmüz Boğazını kontrol ederek elde ettiği avantajı, Hürmüz Boğazını ablukaya alarak etkisiz kılmaya çalışıyor. ABD İran’da istediğini elde edemediği gibi İran Savaşı dolayısıyla Avrupa, Körfez ülkeleri ve Pasifik’te de müttefikleriyle ilişkileri bozulmaya başladı…
ABD diplomasisinin İslamabad’daki başarısızlığı açık… Almanya Şansölyesi Merz bu başarısızlığın sebebini “iyi hazırlanmama” olarak ifade ediyor:
"Pakistan’daki görüşmelerden bir şey çıkmamış olmasına şaşırmadım. Baştan beri bu görüşmelerin iyi hazırlanmadığını düşünüyordum zaten. Bu yüzden süreç uzayacak. Savaş bitse bile etkilerini uzun süre hissedeceğiz."
Merz’in değerlendirmesi isabetli ama ABD diplomasisinin başarısızlığının kökleri daha derinlere gidiyor. ABD, düşmanı tecrit etmeyi, kendi etrafındaki ittifakı genişletmeyi başaramıyor. ABD stratejik aklı ve diplomatik kabiliyeti bu yüzden sorgulanıyor. A Wess Mıtchell Büyük Güç diplomasisi kitabı bu sorgulamanın bir sonucudur.
ABD diplomatik kabiliyetini yeniden kazanabilmek için yanlışlarıyla hesaplaşması gerekiyor:
“Bunu yapmanın yolu, Soğuk Savaş’ın bitişinden bu yana yaygınlaşan yanlış inançları terk etmekle başlar. Bunlardan biri, ABD’nin rakiplerini sınırlandırmak yerine dönüştürmeyi hedeflemesi gerektiği düşüncesidir. Diğeri ise uluslararası düzenin ulusal güvenlik ve refah yerine Amerikan diplomatının birincil hedefi olması gerektiği fikridir. İlki, aydınlanmış bir şekilde ikincisinin peşinden gelir, tersi değil. Ancak en büyük yanılgı, insanlığın cesur yeni fikirler ve teknolojilerle coğrafya, tarih ve insan doğasının kadim kurallarından kurtulacağı bir yücelmeye doğru ilerlediği iddiasıdır. “
ABD, rakiplerini dönüştürmek ve mesela demokratikleştirmeye çalışmak yerine sınırlandırmayı esas almalıdır. İkinci olarak uluslararası düzeni değil, ulusal güvenlik ve refahı hedeflemelidir. İnsan tabiatının tamamen değişeceği bir iyimserlik yerine, gerçeklik üzerinden değerlendirme yapılmalıdır. Bu hatalardan kurtulmak diplomasinin yolunu açabilecektir. Peki etkili diplomasi nedir?
“Etkili diplomasi, insan olaylarının genellikle trajediye yöneldiğinin, güç arayışının türümüzün doğasında olduğunun ve aydınlanmış devlet yönetiminin görevini bu arayışın ne kadar ileri gidebileceğine sağlam ancak geçici sınırlar koymak olduğunun soğukkanlı bir kabulünden hareket eder. Diplomasi, mücadeleyi aşmayı değil onun tehlikeleri ve çelişkileri arasında istikrar adacıkları yaratmayı amaçlar. Diplomasinin nihai paradoksu, en bencil amaç olan devlet varlığını sürdürmeyi ararken insanlık tarihindeki en büyük refah ve barış anlarının gerçekleşmesini mümkün kılmasıdır. Bu görev, 21. yüzyılda da geçmiş çağlar kadar zor ama aynı zamanda gerekli olmaya devam etmektedir.”
ABD’nin diplomasi kabiliyetine yönelik bu eleştirilerin İran’a da büyük ölçüde teşmil edilebileceğini söyleyemez miyiz? Bu durumda savaşın diplomatik bir şekilde çözülmesinin hele İsrail de eklenirse çok zor olduğu ortaya çıkmıyor mu? Ancak savaşın bugüne kadar yarattığı ağır maliyet ve devam etmesinin yaratacağı daha ağır maliyet, taraflara ve savaştan zarar gören üçüncü taraflara diplomatik seçenek için muazzam bir baskı yapıyor… Savaşın ağır maliyetinin doğurduğu diplomasi ihtiyacı, diplomatik kabiliyetin gelişmesi için bütün tarafları zorluyor. Bu yüzden savaşın derin dondurucuya konulmasa dahi yavaşladığı, daha uzun bir müzakere sürecinin kapısının açılması hala ihtimal dahilindedir… Taraflardaki diplomatik eksikliği gidermek için dışarıdan bir müdahaleye ihtiyaç var. Türkiye başlangıçtan beri bu eksikliği giderecek müdahaleyi gerçekleştirmeye çalışıyor.
Devamını Oku
12 Nisan 2026 Pazar - 09:53
Devamını Oku
11 Nisan 2026 Cumartesi - 10:19
Devamını Oku
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:45