
ABD Suriye Temsilcisi Tom Barrack’tan şok açıklama: "SDG müttefikliği bitti!" Murat Karayılan’ın "İkiyüzlülük" feryadı yükselirken, PKK/PYD’nin önünde sadece iki seçenek kaldı: Ya Suriye ordusuna bireysel teslimiyet ya da İran’a zorunlu göç.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 21 Ocak 2026 Çarşamba - 08:44 | GDH Haber
Suriye Devleti SDG’nin kontrol ettiği bölgenin ve örgütün entegrasyonu için başlattığı zorlayıcı harekat ve müzakere adımlarına devam ediyor… 19 Ocak tarihindeki yazımızda ateşkes anlaşmasına rağmen PYD/YPG’nin direnebileceğini ve dolayısıyla Suriye ordusunun zorlayıcı harekatının devam edebileceğini yazmıştık, SDG adına Mazlum Abdi yeni şartlar öne sürünce harekat devam etti. Suriye ordusu harekata devam ederken de, 20 Ocak’ta müzakereye tekrar dönülebileceğini yazmıştık, böyle de oldu… Son halde Suriye Devleti SDG’nin mutabakata uyması için 4 günlük bir ateşkes ilan edildi. Bu sefer SDG/PYD/YPG’nin mutabakata uyması için Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın Kürtlerin kimlik, dil ve vatandaşlık talebini karşılayan kararnamesi ve Suriye ordusunu zorlayıcı harekatının yanında, SDG’nin beklediği dış müdahale SDG aleyhine ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Temsilcisi Tom Barrack’tan geldi… Artık 10 Mart mutabakatının kimi muğlaklıkları, 18 Ocak ateşkes anlaşması ile netleşti ve problemler aşıldı. Barrack’ın açıklaması, bu netliğin bir ifadesi olarak da kıymet taşıyor.
Barrack’ın açıklamasına geçmeden önce bu açıklamanın tarihi ve siyasi anlamını değerlendirebilmek için, PKK/ PYD çevrelerinin beklentilerini hatırlamak gerekiyor. Bu beklenti ve hissiyatı PKK’nın önemli isimlerinden Murat Karayılan’ın ifadeleriyle anlaşılabilir:
“Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Birleşik Krallık’ın, Almanya’nın, Fransa’nın ve diğer uluslararası koalisyon devletlerinin alnında kara bir leke olacaktır. Siz bu insanlara müttefikleri olduğunuzu söylediniz. O hâlde neden şimdi müttefiklerinizi böyle bir saldırıyla karşı karşıya bırakıyorsunuz? Yaptığınız şey ikiyüzlülüktür. Bu ikiyüzlülüğü unutmayacağız.”
ABD Suriye temsilcisi Tom Barrack, ABD’nin Suriye politikasındaki değişimi ve stratejik önceliklerini açıkladı. Barrack daha önce DEAŞ ile mücadele etmek için SDG ile müttefik olduklarını, bunun sebebinin Suriye’de merkezi hükümetin zayıf, Rusya ve İran ile müttefik olması olduğunu, bu durumun artık değiştiğini söylüyor. Artık Suriye’de DEAŞ ile mücadele edebilecek merkezi ve işleyen bir hükümetin olduğunu, bu yüzden de SDG ile ittifak misyonunun sona erdiğini vurguluyor. Barrack ABD’nin uzun vadede Suriye’de askeri varlığını muhafaza etmek gibi bir düşüncesi olmadığını kaydetti. Tom Barrack çok net olarak Suriye’de ayrılıkçı, federalist hatta yarı özerkliğe karşı, Suriye ulus devletinin ulusal birliği içinde Kürtlerin haklarını ve entegrasyonu esas aldıklarını ifade ediyor. Suriye hükümetinin açtığı pencereyi ise çok olumlu değerlendiriyor:
“Bu durum Kürtler için eşsiz bir pencere açmaktadır: Yeni Suriye devletine entegrasyon; tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürü için anayasal korumalar (örneğin Kürtçe eğitim, Newruz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve yönetime katılım gibi, SDG'nin iç savaş kaosu içinde sahip olduğu yarı-özerkliğin çok ötesinde imkanlar sunmaktadır.”
ABD’nin Suriye'de önceliklerini şöyle sıralıyor:
“1- Halihazırda SDG tarafından korunan ve IŞİD mahkumlarını barındıran hapishane tesislerinin güvenliğini sağlamak.
“2- SDG'nin barışçıl entegrasyonunu ve Suriye'nin Kürt nüfusunun tarihi, tam bir Suriye vatandaşlığına siyasi katılımını sağlamak için SDG ile Suriye Hükümeti arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak.”
Trump, Barrack’ın açıklamasını müteakiben aynı gün SDG’nin serbest bıraktığı Avrupalı DAEŞ tutuklularını Suriye yönetiminin ABD ile işbirliğiyle yakaladığını bir başarı olarak takdim etti. Trump Suriye’ye desteğini bir kez daha vurguladı. Tom Barrack’ın Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptıkları görüşmesini takiben ABD Dışişleri Bakanı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD Savunma Bakanı Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü. Trump da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı. Trump ve ABD bu şekilde, Suriye dosyasında Erdoğan ve Türkiye’ye verdiği ağırlığı, bir kez daha güçlü bir şekilde fiilen göstermiş oldu.
Suriye dosyasındaki gelişmeler şunu gösterdi; İsrail’in Suriye ve Ortadoğu’daki kaos ve çatışma marifetiyle güvenlik ve hegemonya kurma tezi karşısında, Türkiye’nin istikrar, barış ve işbirliği tezi ABD nezdinde kabul görmüş durumda. Bunun sadece Suriye’de değil, bölgede de başka gelişmelere yol açması beklenebilir.
Kandil aslında Osmanlı döneminden itibaren Balkanlarda uygulanan isyan taktiğini yeniden uygulayarak ABD’yi kendisine icbar etmeyi düşündüler… Bu isyan taktiğinin mantığı şudur: Devlete karşı şiddetle isyan, sivil katliamlarla devletin sert tepki vermesini sağlamak ve sonra da bu sert tepkiyi Batı kamuoyuna duyurarak Batılı güçlerin müdahalesini sağlamaktır. Kandil’in Suriye’de çatışmayla İsrail ve ABD’nin müdahalesini tahrik ederek yeniden SDG’nin Suriye Devleti yerine müttefik olması projesinin işlemeyeceğini, ABD ısrarla her düzeyde açıkladı… ABD Kürtlere kimlik, vatandaşlık ve siyaset hakkının Suriye ulus devleti ve ulusal birliği içinde mümkün olduğunu, orduya entegrasyonun ancak bireysel olarak mümkün olduğunu anlatarak PYD/ YPG’nin Suriyeli unsurları büyük ölçüde ikna edebilir. Ancak Kandil kökenli PKK unsurlarının bununla yetinmeyecek egemenlik içeren özyönetim projesinden vazgeçmeleri çok zor görünüyor. Fakat artık karşılarında sadece Suriye ve Türkiye değil, ABD de olacak… PKK önümüzdeki günlerde Terörsüz Türkiye projesine uyarak PKK’nın tasfiyesini ve Türkiye‘ye entegrasyonunu mu tercih edecek yoksa İsrail’in tavsiyesiyle ABD’nin örgütü İran’a tayinini mi isteyecek? PKK’nın kaderini bu soruya verecekleri cevap tayin edecek…
Devamını Oku
20 Ocak 2026 Salı - 08:24
Devamını Oku
19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:27
Devamını Oku
16 Ocak 2026 Cuma - 08:20