
Bugün CHP’de yaşanan "asabiyet" ve ittifak çıkmazının anahtarı, Bülent Ecevit’in 1980 öncesi teşhislerinde mi saklı? Onun "dine saygılı laiklik" ve "yerli sol" anlayışıyla CHP elitlerinden nasıl koptuğu, DSP’yi hangi "sadakat" temelleri üzerine kurduğu mercek altına alınmalı.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 18 Şubat 2026 Çarşamba - 08:29 | GDH Haber
Ecevit erken tarihlerden itibaren en büyük problemi halktan kopuk elit ve bürokraside görmektedir. Ancak daha sonra da başarısız olacağı problem bu parti elitleri ve bürokratlarının partiden atılamayacak ölçüde partiye kök salmalarıdır. Ecevit bu elit ve bürokratların ideolojisi olan gardrop Atatürkçülüğünü ve laiklik anlayışını da eleştirecektir. Bu eleştirilerden bürokrasi eleştirisine dayanan demokratik sol düşünce ve dine saygılı laiklik anlayışı ortaya çıkacaktır. Ecevit halk İslamına düşmanca tutum alan CHP elitlerinden farklı olarak halk İslamına ve tasavvufa olumlu bir perspektifle bakmaktadır. Bu iki konu zamanla Ecevit’in CHP elitleriyle temel anlaşmazlık ve nihayet ayrılma konularına dönüşecektir.
Ecevit sadece CHP elitleriyle değil, yeni ortaya çıkan sosyalist düşünce ve elitlerle de farklılaşmaktadır. Ecevit’i özgünleştiren ve evrensel sol karşısında yerel ve ulusal kılan da bu tartışmalar olacaktır.
Bugünkü gelişmeleri daha kolay anlayabilmek için Bülent Ecevit'in fikirlerini, demokratik sol ideolojisini ve DSP'nin kuruluş sürecini kısaca hatırlamak faydalı olacaktır. Ecevit'e göre, Türkiye kendine has özellikleri olan bir toplumdur. Bu yüzden de Türkiye'deki solculuk batıdakinden farklı olmalıdır. Sınıf çatışması temelinde yükselen Marksizmden hareketle teşekkül eden sosyal demokrasi, Türkiye'ye hitap etmemektedir. Türkiye'deki sol, sınıf çatışması yerine halk ile aydın ve bürokrat ittifakının çatıştığı temel üzerinde yükselecek demokratik sol ideoloji olabilir. Demokratik sol ideoloji, sendika ve diğer örgütleri tıpkı parti örgütü gibi demokratik değil, tam aksine halkın üzerinde aydın-bürokrat iktidarını pekiştiren anti-demokratik oluşumlar olarak görür. Bu eksiği gidermek ve halkı kurtarmak üzere karizmatik bir lider gereklidir. Osmanlıdan Cumhuriyete geçerken Atatürk'ün oynadığı bu role, bu düzeni değiştirmek ve demokratik sol düzeni kurmak üzere Bülent Ecevit taliptir.
12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesi CHP'de bu düşünceyi hayata geçirmek üzere mücadele veren Ecevit; aydınların, bürokratların, CHP örgütünün ve sosyal demokratların ihanetine uğradığını düşünür. Ecevit bu tarihten sonraki arayışında CHP ile yollarını tamamen ayırmıştır. DSP işte böyle bir düşünce ile doğal liderin etrafında toplanan, vefalı ve sadık sıradan halktan oluşur. DSP'nin de CHP gibi bozulmaması için aydınlar ve eski CHP'liler bu oluşumun dışında tutulmalı, buna rağmen sızanlar da partiden temizlenmelidir. Ecevit’in ölene kadar bu konuda kararlılıkla mücadele ettiğini biliyoruz. Bu tabi bir süre sonra DSP’nin kurumsallaşmasına ve büyümesine izin vermeyen bir engele de dönüşecektir.
Ecevit’in ölümünden sonra fikri ve siyasi mirası sahipsiz kaldı. CHP ve solun sembolik atıfları dışında, adeta intikam alırcasına Ecevit’i unutulmaya terk ettiler… Ancak CHP ve sol, bu mirası reddettikçe % 50 bandına çıkamayan bir kısırlığa hapsoldu. Halbuki Ecevit DSP’yi sıfırdan ve yapayalnızken %20lik bir oy tabanına taşımayı ve CHP’yi barajın altında bırakmayı başarmış bir siyasi mirasa sahipti. Bugün CHP ve solun üzerinde bir “Ecevit hayaleti “ dolaşmaktadır. Ecevit fikirleri ve mücadelesiyle CHP ve sol üzerinde çok güçlü bir yarık çok güçlü bir damar bıraktı. CHP ve sol, Ecevit fikirlerini temellük ederek tarihi ve ontolojik meseleleriyle yüzleşmek ve yenilenmek yerine, onu yok sayarak Batı solunun basit bir taklitçisi veya bürokratik vesayetin özlemcisi olmanın ötesine geçemedi. CHP ve sol, Cumhurbaşkanlığı sisteminin %50’lik bir blok yaratma mecburiyetinin arkasına sinerek problemlerini görünmez kılmayı tercih etti. Ancak %50’lik blok uğruna solun ve sağın her fraksiyonuna kapıyı açan ve demokratik olmayan yöntemlere göz kırpan bir partinin “kendini ve toplumu aldatması” çok uzun süremez. İdeolojik olarak hazırlanılmamış ve hazmedilmemiş ittifakların, CHP içinde ciddi kırılmalara yol açtığı ve açacağı açıktır. Ecevit’in CHP’nin darbecilikten etnik ayrılıkçılığa, komünizmden mezhepçiliğe, evrenselcilikten taşralılığa açık yamalı bohçalı ideolojik muğlaklığı karşısında, Ecevit’in üzerinde iyi düşünülmüş fikirlerinin yeni bir lider ve parti eliyle yeniden gündeme gelmesi mümkündür. Ecevit’in lider vurgulu, yerli, ulusal, inançlara saygılı laiklik anlayışıyla örülmüş demokratik solculuğunun bugün CHP’nin bütün problemlerini çözmesi beklenemez. Ancak CHP buradan başlarsa problemlerini görebileceği bir yerden başlayabilir… Aksi halde CHP’de her tartışmalı konuda yaşanan sinir krizlerinin artışı hayra alamet değil…
Devamını Oku
17 Şubat 2026 Salı - 10:50
Devamını Oku
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:17
Devamını Oku
13 Şubat 2026 Cuma - 10:10