
19 Mart yolsuzluk soruşturmasıyla sarsılan CHP, içine girdiği türbülanstan çıkış yolunu "kavga stratejisi"nde arıyor. Özgür Özel’in militan tabanı konsolide etmek için tercih ettiği sertlik dili, bir yandan parti içi muhalefeti sustururken diğer yandan makul seçmeni ürkütüyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 12 Şubat 2026 Perşembe - 09:43 | GDH Haber
CHP’de Keçiören Belediye Başkanının istifa sürecinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ağır hakaret ve küfürleri tartışılırken CHP bu sefer de TBMM’de şiddetli bir kavga çıkardı…CHP, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olarak başlayan yolsuzluk soruşturmasıyla içine girdiği siyasi türbülanstan çıkamıyor. Bu yüzden hem parti içinde hem parti dışında bilerek ve isteyerek sertlik ve kavga stratejisi izleniyor. Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı üzerinden parti bütünlüğünü sağlama, parti içinde herhangi bir farklı görüş, hizip ve tartışmaya izin vermemek için siyasi söylemin sertleşmesi bilhassa tercih ediliyor. CHP, bir zaman için işe yarayabilecek bu “geçici” stratejiyi, CHP siyasi tarzının çatışmacı eğilimlerinin etkisiyle “kalıcı” bir stratejiye ve siyasi kültür koduna dönüştürmüş durumda. Bunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in şahsi tercih ve tarzının da katkısı olduğu anlaşılıyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel CHP’deki çok boyutlu krizleri aşabilmek için çatışma ve kavgayı sadece siyasi bir strateji olarak tercih etmenin ötesinde, tarz olarak da tercih ettiği anlaşılıyor.
CHP’nin Cumhurbaşkanı kabinesinde İçişleri ve Adalet bakanlıklarına yeni atamalar dolayısıyla yeni bakanların TBMM’de yemin etmesini kürsüyü işgal ederek ve kavgayla önlemeyi çalışması, CHP içinde milletvekilleri arasında da rahatsızlık yaratmış durumda. CHP’de bir çok milletvekili bu eyleme katılmayarak tavırlarını göstermiş oldular. CHP içindeki militan taban CHP’nin 19 Mart 2025’deki CHP’ye yönelik yolsuzluk operasyonlarından itibaren içine girdiği eylem, kavga ve sertlik sürecinden ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in performansından memnun. Ancak bu süreç aynı zamanda CHP içinde bir parti içi iktidar mücadelesi anlamına geliyor, bu mücadeleyi kaybedenler bunun bir tasfiye anlamına geleceğini de biliyorlar. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise parti içinde ve dışında sertlik söylemiyle militan tabanı motive ederek parti içindeki farklı sesleri susturuyor ve parti içi muhalefetin farklı seçenekleri dile getirmesine izin vermiyor. CHP militan tabanı dışındaki makul CHP seçmeni ve genel seçmen kitlesi ise CHP’yi ve CHP Genel Başkanı Özgür özel, endişeyle takip ediyor.
Bakanlar kurulu değişikliğiyle 19 Mart Ekrem İmamoğlu yolsuzluk soruşturmasının savcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı oldu…CHP’nin bu atamadan rahatsız olması bu bakımdan bir ölçüde anlaşılabilir. Ancak CHP’nin bu rahatsızlığını hukuki ve siyasi gerekçelerle anlatmak, kamuoyunu etkilemek yerine, TBMM’de kürsü işgali ve kavgayla Adalet Bakanının yemin törenini kaba kuvvetle engellemeye kalkmasının mantığını anlamak zor… Bunun mümkün olmadığı bilindiği halde, CHP neden bu yolu tercih ediyor? Üstelik ölçü kaçtığı için CHP milletvekilleri bil bu eyleme mesafe koyuyorlar…
Dünya ve bölgede olağanüstü jeopolitik ve ideolojik gelişmeler karşısında CHP’nin politika üretmek yerine; Ekrem İmamoğlu kampanyası, partide ve TBMM’de kavga dışında bir strateji üretememesi dikkat çekiyor. CHP Keçiören Belediye Başkanının istifa sürecinde CHP Genel Başkanı, CHP sözcüleri ve CHP medyası CHP’nin sağa açılım sürecini baltalayan ve CHP’yi dar bir siyasi alana hapseden bir strateji izlediler. Üstelik AK Parti ve Cumhur İttifakını Adalet Bakanı Akın Gürlek’e daha başlangıçta sahip çıkmaya icbar ederek karşı oldukları bakanı, siyaseten güçlendirmiş oldular. Şimdi de iki bakanın TBMM’deki yemin sürecini engellemek için TBMM’de kavga çıkararak CHP’nin militan tabanı dışındaki genel seçmen kitlesini ürkütecek bir siyasi strateji hatası daha yaptılar… Bu büyük siyasi stratejik hataların CHP Genel Başkanının ötesinde CHP siyasi kültüründeki sebeplerine baktığımızda 1970’lerde Ecevit döneminde Cahit Kayra’nın tespitlerinin hala açıklayıcı olduğunu görüyoruz;
"O gün Eyüboğlu ile yaptığımız konuşma sırasında Ecevit ve CHP hareketinin neden başarısız olduğunu görüştük. Notlar almışım, demişiz ki: "Başarısızlığımızın nedeni "iç çekişmemiz". Bu yorum Bülent Ecevit'in "Mücadele, içe dönüktür" kuralını gündeme getiriyor. Ancak "Neden iç çekişme?"nin açıklaması gerek. Bunu şöyle açıklamışız: "Ülkenin büyük sorunları var. Biz bunları göğüsleyebilecek, çözecek güce sahip değiliz. Bunun için gerekli entelektüel gücümüz ve böyle bir güçle donatılmış "kadromuz" yok. Bu yüzden çözemeyeceğimiz sorunları bırakıp, iç çekişmelere dönüyoruz. Böylece hem kendimizi aldatıyor, hem de belki, kamuoyunu oyaladığımızı sanıyoruz" (Cahit Kayra, 1938 Kuşağı, s. 515.)
Devamını Oku
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:02
Devamını Oku
10 Şubat 2026 Salı - 08:45
Devamını Oku
09 Şubat 2026 Pazartesi - 08:42