
Cumhuriyet’in erken yıllarında Türk milletini "gayrireşit" gören iki dereceli seçim usulü, bir dönem Atatürk ve Afet İnan tarafından "iptidaî" bulunarak kaldırılmak istenmişti. 1930 belediye seçimlerinde halkın muhalefete akın etmesi, demokrasi hayallerine bir fren yaptırdı.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 05 Şubat 2026 Perşembe - 08:50 | GDH Haber
CHP'nin tarihinde demokrasi konusundaki yaklaşımındaki değişiklikleri iki dereceli seçime ilişkin tavırlarındaki değişikliklerden takip etmek mümkündür. Birinci Meşrutiyet'ten itibaren tartışılan iki dereceli seçim, tartışmalara rağmen bu tarihten itibaren uygulanmaya devam edilmiştir. 1930'da SCF (Serbest Cumhuriyet Fırkası)’nın kurulmasıyla başlayan çok partili hayat tecrübesinde iki dereceli seçim konusu tekrar tartışılmaya başlanmıştır. İşin ilginç tarafı başlangıçta Gazi de bu tartışmayı teşvik etmekte ve iki dereceli seçimin kaldırılarak tek dereceli seçime geçilmesini istemektedir. Ancak SCF'nın 1930'da tek dereceli olarak yapılan belediye seçimlerinde halktan büyük destek görmesi demokrasi konusunda geri adımları da peşinden getirecektir. Yine de 1931'de toplanan CHF Üçüncü Büyük Kurultayı'na tek dereceli seçim uygulanmak istenen yüksek emel olarak programa girmiştir. 1931 sonrası siyasî rejimdeki otoriterleşme bu konuya da sirayet ederek 1935'te toplanan CHF'nın Dördüncü Büyük Kurultayı'nda programda geri adım atılacaktır.
1931 CHF Programı’na giderken Afet İnan'ın yaklaşımı
Afet İnan'ın yazdığı, dolayısıyla Mustafa Kemal'in de onayından geçtiği varsayılabilecek 1930 tarihli İntihap adlı kitapta, iki dereceli sistemin, Türk milletini gayrireşit gösteren bir "iptidaî usul" olarak görülmekte ve mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde kaldırılması istenilmektedir. 1931 CHF programına da hazırlık teşkil eden bu düşüncenin zamanla değiştiği görülecek. 1930'daki bu iyimser bakış, arkasından gelecek olumsuz SCF tecrübesini izleyen otoriterleşmenin etkisiyle, zaman içinde değişecektir. 1930'un iyimser bakışını yansıtan Afet İnan'ın ifadeleri şöyledir:
"... artık demokrat ve medenî türk içtimaî heyetini haksız yere gayrireşit gösteren bu iptidai usulü devam ettirmek caiz değildir. Emsalimiz medenî devletlerde olduğu gibi bir dereceli, yani doğrudan doğruya ve reyi âm ile intihap usulünün konması için tereddüde mahal yoktur; müntehibi sani intihap eden vatandaşın doğrudan doğruya meb'us intihap etmekte daha çok acemilik ve isabetsizlik göstereceği kabule şayan değildir."
Afet İnan Medeni Bilgiler'de iki dereceli seçim düşüncesini haklı olarak seçimi bir "vazife" olarak görüşün devamı olarak görmektedir. Afet İnan'ın biraz eleştirel bir şekilde bakmaya çalıştığı bu kuramı, ileride Recep Peker'in iki dereceli seçimi savunmak için kullandığı görülecektir. Seçimi bir hak olarak gören düşünceye göre, seçim hakkının bütün vatandaşlarca uygulanmasına hiçbir kanunî engel olmamaktadır. İsteyen herkes seçime katılabilmelidir.
Seçimin bir vazife olduğu düşüncesini savunanlara göre ise, seçim hakkı bütün millete ait olmakla beraber, "Millet umumî menfaatte kimlerin faal olması icap edeceğini tayin hakkına maliktir." Bu vazife "...en iyi ifa edeceklere tahmil..." edilebilir. İnan, iki dereceli seçimin ve oy vermeyi vergi verme şartına bağlamanın bu kuramın "doğurduğu sakatlıklar" olduğunu düşünmektedir.
Afet İnan oy verme konusundaki bu iki farklı kuramın kendi başlarına yanlış, ama makul ve mantıklı bir sentezinin mümkün olduğunu iddia etmektedir:
"Bir içtimaî heyetin her azasının, cemaatteki mevcudiyeti sebebiyle, intihap hakkını kullanarak, içtimaî arzusunu izhar ve ifadeye kabiliyeti vardır. Fakat, bu hakkı kullanacaklar hakkında, içtimaî nizamın mahfuziyeti noktai nazarından bazı ihtiyatlardan sarfınazar edilemez. Bu ihtiyatlar zamana ve memleketlere göre değişir. Her memleketin müntehipleri muhtelif olmakla beraber, millî hâkimiyet kanunlarına uymıyacak hiçbir şey yoktur. Ancak, ihtiyatlı olmak bahanesiyle intihap hakkını lüzumsuz darlaştırmamak lâzımdır."
CHF 1931 Programı
CHF programında, seçimlerin iki dereceli olmasına ilişkin ilk açıklama 1931 programında olmuştur. Programın birinci kısmının "amme hukuku"nu düzenleyen maddesinin (md. 4) ikinci fıkrasında şöyle denilmektedir:
"Birinci dereceli intihabı tatbik etmek yüksek emellerimizdir. Ancak, vatandaşı, intihap edeceğini tanıyabilecek vasıflar, şartlar ve vasıtalarla mücehhez kılmak lâzımdır. Bunun temini hususundaki mesainin matlup [talep edilen, istenilen] neticeyi vereceği güne kadar vatandaşı, yakından tanıdığı ve emniyet ettiği insanları intihap etmekte serbest bırakmağı demokrasinin hakiki icaplarına uygun buluruz."
Programın görüşüldüğü 1931'de toplanan CHF Üçüncü Büyük Kongresi'nde, bu fıkranın üzerinde hiçbir tartışma olmadan kabul edildiği görülmektedir. Fıkranın programda yer alış sebebi, SCF, ACF ve basında iki dereceli seçimlerin eleştirilerine yönelik bir cevap niteliği taşımasıdır.
Abdülkadir Kemalî Bey'in kurduğu ACF (Ahali Cumhuriyet Fırkası)'nın 24.9.1930 tarihli Nizamnamesinde yer alan madde eleştirel niteliktedir. "Bilumum intihabatın şehremanetleri de [belediye başkanlıkları] dahil olmak şartıyla bir dereceli ve her türlü tazyikten azade olarak yapılması için kavâninde [kanunlarda] tadilât icra kılınacaktır."
SCF'nın Prensiplerini ilan ettiği 11.8.1930 tarihli belgede, konuya ilişkin olarak yer alan madde ise şöyledir: "Fırka, bir dereceli intihap usulünün tesisini ve siyasî hukukun Türk kadınına da teşmilini [yaygınlaştırılmasını] müdafaa edecektir."
SCF'nın bu tür belgelerinin Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın onayıyla ve hatta bazen talimatıyla hazırlandığı bilindiğinde , maddede Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının önce belediye seçimlerinde sonra da genel seçimlerde tanınmış olmasına rağmen, tek dereceli seçim konusunda CHF 1931 programında yer alan "Bir dereceli intihabı tatbik etmek yüksek emelimizdir" ibaresinin CHF (1935) Dördüncü Büyük Kurultayı’nda kaldırılması dikkat çekicidir.
Basında iki dereceli seçimin eleştirisine Yarın gazetesinden bir örnek verilebilir. İlki seçim kararı alınmasının ardından birinci sayfada manşetten verilen şu ifadelerdir: "Hükümet neden bir dereceli seçimi kabul etmedi? Çünkü, halkın HF namzetlerine rey vermeyeceğini anladı. Eğer böyle değilse tecrübe etsinler!"
Devamını Oku
04 Şubat 2026 Çarşamba - 08:55
Devamını Oku
03 Şubat 2026 Salı - 08:40
Devamını Oku
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:51