


Bugünkü CHP’ye, Özgür Özel’e, Ekrem İmamoğlu’na ve Kemal Kılıçdaroğlu’na bugünden baktığımızda CHP’nin değişim birikiminin dahi muhafaza edilemediği her açıdan tam bir düşüş görmüyor muyuz?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 15 Nisan 2025 Salı - 08:57 | GDH Haber
CHP’nin büyük bir yenilenme, değişme ve dönüşüm ihtiyacı var. CHP’nin artık ana meselesi haline gelen bu ihtiyaç, bugüne has da değil… Maurice Duverger kriz dönemlerinde kurum ve partilerin kuruluş dönemlerindeki reflekslerine döneceğini söyler.
CHP de her kriz döneminde kuruluş dönemlerinin dar, dışlayıcı, bürokratik tahakkümcü, usule riayet etmeyen, aceleci, sabırsız, ikna yerine zor ile iş gören otoriter tek parti dönemi reflekslerine dönüyor. Bu refleksleri ve değişimde zorlanmasını anlayabilmek için CHP’nin sosyal tabanına daha yakından bakmak lazım.
27 Darbesini yapanlardan 14’lerle birlikte tasfiye edilen ve MHP’nin kuruluşunda Alpaslan Türkeş ile beraber hareket eden Dündar Taşer’in CHP’nin sosyal tabanına ilişkin değerlendirmesi dikkat çekicidir. CHP “inkılabın” yarattığı iktidarı kullanmış, vatandaşın 1/3’ünü partiye alarak bunlara Ermeni ve Rum göçlerinden kalan “em’vali milliye ve metruke” mülklerini dağıtmış, banka kredileri, ithalat ve ihracat permileri, imtiyazlar vs. devlet imkânlarını tahsis etmiştir.
CHP içinde yer alanlar idare, polis ve jandarma ile ittifak halinde CHP dışında kalanları “mürteci” iddiasıyla ezmişlerdir. Bu dönemde CHP’liler “… tuttuğu fikrin iktidarını destekleyen bir vatandaş gibi değil bir ülkeyi zaptetmiş bir fatih kavmin yerli ahaliye…” davranacağı gibi davranmıştır. Bu sosyal tabanın teşekkülü ve CHP’nin topluma hükmetme şekli, CHP’nin siyasi kültür kodunu oluşturmuştur. CHP’nin tek parti döneminde oluşmuş siyasi kültür kodunun demokratik olmadığı ve demokratikleşmeye direndiği çok partili hayata geçiş sürecinde de görülmüştür.
Demokrat Parti’nin mühim isimlerinde Samet Ağaoğlu’nun Demokrat Parti'nin Doğuş ve Yükseliş Sebepleri, Bir Soru kitabındaki şu ifadeler bu bakımdan bir gerçekliğin ifadesidir:
"Türk Milletinin tarihinde, 1946-1960 arası, bu on dört yılın yeri büyüktür. Bu on dört yıl yalnız tek partili totaliter bir rejimden çok partili demokratik bir rejime geçiş devresi değil, ondan çok daha önemli olarak Türk Milletinin yeni bir hüviyet, yeni bir kişilik alması kavgasının sahnesidir."
İşte CHP, iç ve dış dinamiklerle önünü açtığı bu 14 yılda aynı zamanda demokrasiye reaksiyoner tepkiler gösteren bir partidir. Öyle ki darbecilerin Yassıada’daki yargılamalarında Tevfik İleri “Allah, CHP’ye bile CHP gibi yıkıcı bir muhalefet yapmasın” diye dua ederek savunma yapacaktır. CHP’nin 27 Mayıs darbesindeki rolü de bilindiğinde, değişmesindeki bir başka problemli siyasi kültür kodu daha sayılmış olacaktır.
CHP bütün bu olumsuz siyasi kültür kodlarına rağmen, Türkiye’deki ve dünyadaki büyük değişiminde etkisiyle değişmeye çalışmıştır. Bu değişim çabası 1970’lerde zirveye ulaşacaktır. İsmet İnönü’nün yerine Bülent Ecevit’in ve parti yönetimine de “Mülkiye Cuntasının” (“cunta” ifadesine dikkat) gelmesiyle CHP gerçekten değişti mi sorusunun sorulabileceği bir ortam ortaya çıkmıştır. Ancak ortanın solu veya demokratik sol değişimin başarılı olmadığı daha o zaman bu sürecin içinde yer alanlar tarafından kaydedilmiştir.
Bakın bu sürecin içinde yer alan partili bir bürokrat aydın Cahit Kayra bu dönemi 1938 Kuşağı adlı kitabında nasıl anlatıyor:
“1976 Kasım'ında Kurultay yaptık. Kurultay'dan sonra yeni Genel Yönetim Kurulu oluşturulduğu zaman içimizde iş bölümü yapıldı. Turan Güneş, Dışişlerini ben ise ekonomik durumu inceleyip Kurul'a getirecektik. Güneş, Kurul'a iki kez bilgi verdi. Ben daha dayanıklı oldum; 4-5 kez raporlar getirdim. Kimse bizim anlattıklarımızı ‘dinlemiyor’, kimse getirdiğimiz raporları okumuyordu. Özene bezene yazdığımız ve çoğalttığımız raporları masalardan topluyorduk. Herkesin aklında Adıyaman'daki İl Başkanı, Kastamonu'da partiye katılanlar, radikal sol kanadımızdaki gelişmeler, İzmir mitingi gibi konular vardı. Bir gün çantamı açarken Coşkun Karagözoğlu, Eric Fromm'un kitabını gördü. ‘Bu komünist mi?’ dedi. Eric Fromm'un kim olduğunu anlatmaya çalıştım. Kısa kesti: ‘Kaç delegesi var’.
Bir tür hakaret sözleri ile bir daha rapor yazmayacağını söyleyen Güneş'in gerçekçiliğini, ya da yaptığımız işin anlamsızlığını giderek gördüm ve ben de vazgeçtim" (s.448)
Cahit Kayra’nın kitabındaki bir başka paragraf değişim çabasına teşkilatın kayıtsızlığını ve nihayet vazgeçişlerini çok dramatik bir şekilde anlatıyor:
"Her hafta belli il ve ilçelerin yöneticilerini, masraflarını ‘Parti'den ödeyerek’ Ankara'ya çağırdık. Ve onlara politika, ekonomi, uluslararası ilişkiler ve benzeri konularda bilgiler vermeye çalıştık... İlk önce 38 İl Başkanını çağırdık. Ama haftalar birbirini izleyince sadece saflığımız kanıtlanmış oldu. Benim ilk konferansıma 2 il başkanı, biri dışarıdan 3 kişi geldi. Onlar da zaten söylediklerimi dinlemediler. Akın Düren beni teselli etti: ‘Geçen hafta da benim konferansıma 4 kişi geldi, üzülme’ dedi. Acıklı ve bir bakıma çirkin olan şey, davet edilenlerin ‘masraf karşılıklarını aldıktan sonra’ Ankara'ya gelip kendi özel işlerini yapmalarıydı. Ama aslında bundan yılmamak gerekiyordu. Eğitim çalışmalarını bir buçuk ay sürdürdük. Sonuç alamadığımızı gördükten sonra vazgeçtik" ( s. 581-582)
Turan Güneş bu değişim çabasını devam ettirmek için çabalamaktan vazgeçmeyerek Haziran 1978’de Toplumcu Düşün dergisinin çıkmasını destekleyecektir. Çünkü değişim çabasının teşkilat tarafında ciddiye alınmaması bir yana, CHP ve değişimin lideri olarak ortaya çıkan CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit de ideolojik bir muğlaklığa ve popülizme savrulacaktır. Toplumcu Düşün batılı anlamda bir sosyal demokrasi çizgisinde yayın yapmaya çalışacaktır ama 12 Eylül 1980’de araba yeniden devrildiği için bu çaba da uzun ömürlü olamayacaktır.
Bugünkü CHP’ye, Özgür Özel’e, Ekrem İmamoğlu’na ve Kemal Kılıçdaroğlu’na bugünden baktığımızda CHP’nin değişim birikiminin dahi muhafaza edilemediği her açıdan tam bir düşüş görmüyor muyuz?
Devamını Oku
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:04
Devamını Oku
15 Mayıs 2026 Cuma - 10:29
Devamını Oku
12 Mayıs 2026 Salı - 10:09