
DEM Parti’nin TBMM Komisyonuna sunduğu rapor ne söylüyor, neyi gizliyor? PKK’nın tasfiye edilmesinden sonra DEM Parti 27 Şubat’taki yeni paradigmayla yeni bir siyasete yönelebilecek mi? DEM Parti ne kadar değişebilecek?
Son Güncelleme: 02 Ocak 2026 Cuma - 13:53 | GDH Haber
Siyasi analiz yaparken metinleri ve söylemleri kendi başına, sadece kendinden hareketle ve ortaya çıktığı zaman bakarak analiz etmek kopuş ve devamlılıkları anlamak bakımından bize yardımcı olmaz. Gerçekçi siyasi analizler için mukayese edebilecek daha geniş zaman dilimine, diğer aktörlere, döneme etki eden dış aleme bakarak devamlılık ve kopuşları, bazen henüz kopma aşamasına gelmeyen farklılaşma veya dönüşümleri anlamaya çalışmak lazım. Kopuş ve devamlılıkları takip etmek de bir siyasi kültür değerlendirmesine ihtiyaç duyar.
DEM Parti’nin TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu için hazırladığı rapor bu bakımdan üzerinde durulması gereken bir metindir. DEM Parti’nin 10 Aralık 2025 tarihli metni, Terörsüz Türkiye formülüne ve bu formül etrafında şekillenen PKK’nın kurucu ismi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli PKK’nın feshedilmesine ilişkin çağrı metninin nasıl anlaşıldığına ve ne tür bir dönüşüme yol açtığına ilişkin önemli bir metindir. Böyle önemli bir metin de 6-7 Aralık 2025’de İstanbul’da DEM Parti’nin yaptığı Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Sonuç Bildirgesidir. Rapora gelmeden bu toplantı metindeki cari hukuku tanımayan dilin (cari hukuku tanımazsanız nasıl hak talep edeceksiniz?), “halklar” ibaresini (artık Türkiye halkı denmeli) ve özellikle istenirse sürece AB’nin arabulucu ve garantör olabileceğinin söylenmesinin çok problemli olduğunu hatırlatmak lazım. Bu ifadeler toplantı metninde desteklendiği söylenen 27 Şubat çağrısının ruhuna da uygun olmadığını kaydedelim. Ancak DEM Parti çevresi sürecin önemli isimlerinin özen ve gayretine rağmen yeni sürecin formülüne ve 27 Şubat çağrısının paradigmasına uyum sağlamakta zorlanıyor. 6-7 Aralık’taki toplantının bildirgesi bu uyumsuzluğun bir sonucu. Aynı zorluğu DEM Parti komisyon raporunda da görmek mümkün ancak raporda 27 Şubat çağrı metninin paradigmasının etkilerini görmek de mümkün.
DEM Parti ve müttefiklerinin sosyalist ideolojik müktesebatını dikkate alarak Leon Trotsky’in ‘Sürekli Devrim’inden bir iktibasla bu değişim sürecinin zorluğuna ama aynı zamanda kaçınılmazlığına işaret etmek isterim:
“Tüm toplumsal ilişkiler çok uzun bir süre ve sürekli iç mücadeleler içinde, dönüşüm geçirirler. Toplum deri değiştirmeye devam eder. Değişimin her aşaması dolaysız olarak bir öncekinden köklenir. Bu süreç zorunlu olarak politik bir nitelik taşır...”
DEM Parti’nin TBMM Komisyon Raporu’na gelecek olursak, aslında rapor PKK’nın kurucu ismi Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı çerçevesinde bir yeni paradigmanın genişletilmiş hali olabilirdi… Bu yeni paradigma çerçevesinde DEM Parti raporunda PKK’nın neden feshedilmesi gerektiği, silahlı mücadelenin sona ermesi, silahlı mücadelenin siyasi mücadele ve demokratikleşmeye zararları, ayrı devlet, federasyon ve hatta kültüralist taleplerden dahi vazgeçerek etnik bir bölge partisi olmaktan bir Türkiye partisi olma çabasına, dış müdahalelere karşı bir bakış açısına, topluma ve devlete entegre olma çalışmalarına, Türkiye’deki demokratikleşme ve reformlara, değişen tarihi sosyolojiye, müşterek milli kimlik ile alt kimlikler arasındaki ilişkiye nihayet PKK’nın tasfiye sürecinin geçiş hukukuna ilişkin önerilere odaklanabilirdi… Rapor bunun yerine eski tezleri tekrar eden, sadece devleti eleştiren, PKK ve DEM Parti geleneğinin geçmişi öven bir hatta ilerliyor. Raporda silahlı mücadelenin ve etnik hareketin özeleştirisinin neredeyse hiçbir özeleştirisinin olmadığını görüyoruz. 27 Şubat’taki PKK ve DEM Parti için yeni paradigmanın PKK ve DEM Parti tarafından neden kabul edildiğini, nasıl içselleştirildiğini göremiyoruz. Bunun yerine eski paradigmanın yumuşatılmış versiyonundan uzun Kürt sorunu tarihi ve ideolojik analizler tercih edilmiş. Türkiye’nin genel demokratikleşme, insan hak ve hürriyetlerindeki iyileştirmelere ve reformlarına hiçbir atıf olmaması dikkat çekicidir. Keza bu bağlamda Kürt kimlik ve dilinin inkarının sona ermesi, bu konudaki reformlardan da hiçbir şekilde bahsedilmemektedir 99 sahifelik raporda... Halbuki 27 Şubat çağrısının temel dayanak noktalarından birisi demokratik reformlar ve Kürt kimliğiyle ilgili yasakların kalkmasıdır. Raporda PKK ve DEM Parti açısından sürecin temeli olması gereken PKK’nın kurucu ismi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki PKK’nın feshedilmesi yönündeki çağrı metninin yer almamış olması da kayda değerdir. Raporda bu metne atıf ve yorumla çabaları olmakla beraber metnin tamamı raporda, başka metinlerden uzun iktibaslar yapılmasına rağmen, yer almamaktadır.
DEM Parti komisyon Raporunun bir başka temel problemi de, kendi Kürt sorunu tanımıyla PKK’nın tasfiye sürecinin birbirine karıştırmasıdır. Bu konudaki olumlu ve iki konuyu birbirinden tefrik edebilen yaklaşım DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’dan geldi… Bakırhan şöyle diyor:
“Bunu şu metaforla anlatmak istiyorum; yüz yıllık bir meselenin çözümü, asırlık bir çınar ağacına benzer. Bu komisyon ise bir bahçıvan gibidir - ama tek bir mevsimde o çınarı yetiştirmesi beklenemez. Bahçıvanın görevi toprağı hazırlamak, tohumu ekmek, ilk sulamayı yapmaktır. Ağacın kök salması, dallarının uzaması, gölgesinin büyümesi ise zamanın, emeğin, mücadelenin ve ortak iradenin eseri olacak. Ezcümle, bu komisyon Kürt meselesinin tümünü çözmeyecek ama çözümün filizleneceği toprağı hazırlayacak. Komisyon, bir köprü inşa ediyor ama bu köprü hedefin kendisi değil, bizi o tarafa ulaştıracak yoldur. Asıl yolculuk köprüden sonra başlayacak. Odağında ise hukuk, demokratikleşme ve eşitlik olacak. Bu komisyon ilk etapta silahları devreden çıkma iradesini hukuk zeminiyle güçlendirmeli. PKK ve tüm sonuçlarına ilişkin müstakil ve özel bir yasa çıkarmalı. Demokratik siyasetin önündeki yasal ve idari engelleri ortadan kaldırmalı. Demokratik siyaset kanallarının açıldığı bir mecrada, Kürt meselesinin gerçek anlamda çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için yine sonuna kadar mücadele edeceğiz. Dil, kültür, kimlik ve kolektif haklara dair mücadelemizi demokratik siyasetin güçlendirildiği zeminde yürüteceğiz.” (https://www.indyturk.com)
Bakalım DEM Parti’de Bakırhan’ın bu bakış açısı hakim olabilecek mi? PKK’nın tasfiye edilmesinden sonra ise, DEM Parti 27 Şubat’taki yeni paradigmayla yeni bir siyasete yönelecek mi? Yoksa 27 Şubat çağrısı eski paradigma tarafından deforme edilerek DEM Parti etnik bir parti olarak mı devam edecek? Bakalım DEM Parti ne kadar değişebilecek?
Devamını Oku
01 Ocak 2026 Perşembe - 13:53
Devamını Oku
31 Aralık 2025 Çarşamba - 12:25
Devamını Oku
30 Aralık 2025 Salı - 10:21