
Ülkücü hareketin 'Osmanlı' yorumu ve devlet kutsiyeti anlayışı... Dr. Devlet Bahçeli’nin bugünkü uzlaşmacı ve kuşatıcı liderliğini anlamak için Taşer’i okumak.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10 Şubat 2026 Salı - 08:45 | GDH Haber
MHP, 57 kuruluş yıldönümünü kutladı… MHP Genel Başkanı ve lideri Dr. Devlet Bahçeli’nin yıldönümünde yaptığı konuşmaya baktığında MHP’nin yaşadığı siyasi tarihin tecrübesinin, müktesebatının ve alınan derslerin bir siyaset ve devlet aklına dönüştüğü görülüyor. Bahçeli konuşmasında ırkçılığı reddeden vatandaşlık ve medeniyet temelinde bir millet ve milliyetçilik tanımı yaptı. Üniter ve milli devleti demokratik hukuk devletiyle kuşatıcı bir şekilde tahkim eden, devlet ve bireyi dengeleyen bir siyasi ve ideolojik çerçeveyi ortaya koydu Bahçeli…Bahçeli yenilediği bu fikri çerçeveyi Terörsüz Türkiye projesiyle büyük risk alarak hayata da geçirecek bir siyasi inisiyatif sergilemeyi de başardı. Şimdi Bahçeli’yi anlayabilmek için konuşmasında atıfta bulunduğu MHP’nin kurucu babalarından Dündar Taşer’i anlatarak bugüne gelelim.
Dündar Taşer (1925 – 1972), Türk milliyetçiliğinin siyasî bir hareket olarak gelişmesinde 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesi sonrasında liderliği üstlenen Alparslan Türkeş’in yakın çalışma arkadaşlarından biridir. 1925 yılında Gaziantep’te doğan Taşer, köklü bir aileye mensup olup, ailesinin Taşar olan soyadı her nasılsa Taşer olarak kaydedilmiştir. 1944’te Kara Harp Okulu’ndan mezun olmuştur. 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesine tankçı binbaşı olarak katılmış ve 13 Kasım 1960’da Türkeş’le beraber tasfiye edilen 14’ler arasında yer almıştır. Fas ve İsviçre büyükelçiliklerindeki mecburî görevlerini (sürgünlerini) takiben 1965 yılında, daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi adını alacak olan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne Türkeş’le beraber katılan 14’lerden 10’u içinde yer almış ve diğerlerinin aksine Türkeş’in yanından ayrılmamıştır.
Ölene kadar partinin genel başkan yardımcılığını yapan Taşer, Ülkü Ocakları’nın ve sonradan komando kampları olarak bilinen eğitim kamplarının kurucularındandır ve ülkücülük isminin bir anlamda fikir babalığını yapmıştır. Taşer o zamana kadar farklı teşkilâtlarda ve ekollerde yer alan milliyetçi gençliğin ve aydınların anti-komünist bir misyonla merkezî bir teşkilât ve ideoloji disiplini altında “birlik” içinde toplanmasına çalışmış ve soğuk savaş ortamının tesiriyle büyük ölçüde başarılı olmuştur. MHP milliyetçiliğinin Nihal Atsız’ın Türkçü çizgisinin ötesinde sonradan Türk–İslam ülküsü adı verilen bir çizgide teşekkülünde önemli rol oynamıştır. Tarih yorumlarıyla da MHP içinde “Osmanlıya dönüş”e katkıda bulunmuştur. Konuşma üslubuyla yazdığı makaleleri Mesele, sohbetleri Dündar Taşer’in Büyük Türkiyesi adlı kitaplarda toplanmıştır. Hüseyin Sabahattin müstearıyla Devlet gazetesinde yayınlanmış siyasî mizah yazıları da vardır.
1960’lar ve 70’ler Türkiye’sinde kendi ifadesiyle “romantik milliyetçi” Dündar Taşer’i aydınlar üzerinde etkili kılan, siyasî mevkiisinin yanında tarih görüşüdür. Taşer dönemin otoriter devletçi havasını ve Türk modernleşme hareketine muhalif geleneksel milliyetçi kodlarını veciz bir şekilde ifade etmektedir. 1960 sonrası siyasî fikir hayatına damgasını vuran sosyalizm ve devletçilik tartışması kalkınma reçetesi ararken tarafları tarihe yöneltmektedir. Tarih bu anlamda bir cephaneliğe dönüşmektedir. Bir strateji arayışının ürünü olarak ortaya çıkan tarih anlayışları içinde Tanzimat’la başlayan Türk modernleşme hareketleri, Cumhuriyet istisna edilerek, ağır bir şekilde eleştirilmekte ve Osmanlı devletinin “kerim devlet” anlayışı sağdan ve soldan ortak bir şekilde dile getirilmektedir. Taşer bu havada, tarihî malzemeyi antikomünist ve devlet anlayışı esasında yorumlamaktadır. Batı’da kadim otorite ve hürriyetlerin müdafaası üzerinde teşekkül etmiş muhafazakârlığın versiyonlarına mukabil Taşer, Türk muhafazakârlığını salt “otorite” prizması altında milliyetçilikle beraber yeniden yorumlayan örneklerden biridir. Taşer, Türk sağının milliyetçilik, muhafazakârlık ve İslamcılık şeklindeki üç halini şahsında cem edebilmesi bakımından da dikkat çekici bir figürüdür. Taşer’in devlet anlayışı bu bakımdan anlamlıdır. Ziya Nur, Cevdet Paşa’nın Köprülü için kullandığı “fena fi’d-devle” kavramından hareketle Osmanlı devlet adamlarının devlete atfettikleri mukaddesliğin tasavvuftaki “fenâ fi’l-lah” tabirine benzer şekilde “fena fi’d-devle ve’l mille” tabiriyle anlatılabileceğini kendisine söylemiş olduğu Taşer’in konu üzerindeki fikrini şöyle aktarıyor:
“Adamlar, ölürken bile devleti düşünüyorlar; onunla dopdolular. Zaten devlete, ne kadar canla başla hizmet ederlerse, o yola ne kadar fedakârlık ederlerse ilâhî rızaya o kadar nail olacaklarına kaaniler. (…) Adamların kafasında daima büyük, alabildiğine büyük bir ‘devlet’ var. Ona en hafif bir gölge düşürmekten korkuyorlar. Bu adamlar başka tipler; devlete adeta tapıyorlar; ona taabbud [ibadet] edercesine bağlılar. Hegel’in devlet tasavvuru ve telakkisi bile, bunların fiilen ulaştıkları yüksekliğin yanında fazla bir mana ifade etmez görünüyor.” (Z.N., 1979: 25-26)
Erol Güngör, Taşer’in tarih sohbetlerinin etkisini bir dönem Yahya Kemal’in sohbetlerinin yaptığı etkiye benzetmektedir. Taşer’in 1972 gibi erken bir tarihte vefat etmesinden sonra MHP çok ciddi siyasi tecrübeler ve bunun neticesinde bir olgunlaşma yaşamıştır. Darbelerden ve dünyadaki gelişmelerden aldıkları dersler liderler Alpaslan Türkeş ve Devlet Bahçeli’nin yanında, MHP kadrolarını da dönüştürdü. Bu bakımdan bilhassa Devlet Bahçeli dönemindeki esneme ve olgunluğun altını çizmek lazım. Devlet Bahçeli döneminde MHP siyasi kültürü ve kadrolarının demokratik hukuk devleti, vatandaşlık ve uzlaşmayla temsil edilebilecek demokrasi tecrübesini temellük ettiği açıktır. Vaktiyle Ziya Nur’un Dündar Taşer için söylediği “fena fi’d-devle ve’l mille” ifadesinin, bugün 57 yıllık siyasi tecrübeyle zenginleştirerek fiiliyata geçiren Devlet Bahçeli için de kullanılabileceği rahatlıkla söylenebilir…
Devamını Oku
09 Şubat 2026 Pazartesi - 08:42
Devamını Oku
06 Şubat 2026 Cuma - 08:41
Devamını Oku
05 Şubat 2026 Perşembe - 08:50