14°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Uzay

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Gizlilik politikamızı okuyun.

Ana SayfaCanlı GelişmelerHava DurumuGazete ManşetleriİnfografikPodcastGaleriGündemDünyaYerel Haberler
EkonomiSavunmaTeknolojiSporKültür & SanatTarihSağlıkYaşamEğitimYakın Plan
YazarlarCuma HutbeleriDeprem HaritasıBiyografiUzayPozitifTeknofestTelevizyonSeçim
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber GönderGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
14°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Uzay

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Murat Yılmaz
  • Hürmüz’den sonra Tayvan Boğazı'nda bekleyen tehlike…
Murat Yılmaz
Murat Yılmaz

[email protected]

Sosyal Medya Hesapları:

Sosyal Medya Hesapları:

Hürmüz’den sonra Tayvan Boğazı'nda bekleyen tehlike…

Uluslararası sistemin geleceği bakımından bir başka önemli soru da İran’ın Hürmüz boğazını kapatmasının başka ülkelere, mesela Çin’e Tayvan Boğazı’nı kapatma bakımından bir örnek teşkil edip etmeyeceğidir?

0:00

--:--

Son Güncelleme: 04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:28 | GDH Haber

editor avatar
Murat Yılmaz

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
NSosyal Logo

Bilindiği üzere ABD Başkanı Donald Trump, siyasete girmeden önce emlakçı kimliği ve Trump’ın sunucusu olduğu Çırak programıyla meşhur olmuştu. Çırak programında Trump’ın mülklerinden birini tanıtmak için 250.000 dolarlık sözleşme ödülüyle birbirleriyle yarışan işadamlarının yarışması ve bölüm sonunda Trump’ın yarışmacılardan birini kovmasıyla sona eriyordu. Trump iş hayatındaki ve TV programındaki tecrübelerinden hareketle Pazarlık Sanatı adıyla 1987 yılında en çok satanlar arasına giren bir kitap da yazmıştı. Trump’ın iş hayatındaki bu tecrübeyi, siyasi hayata da aktarmaya çalıştığını görüyoruz. Trump pazarlık ve müzakere konusunda kendisine kibirli denecek kadar güveniyor ve işler yolunda gitmeyince patron olarak herkesi kovarak suçu çalışanlara yıkacak bir formüle işletiyordu. Son İran krizinde de bu şahsi özelliklerinin devreye girdiğini görüyoruz. Bir yandan İran’ı bombalar ve liderlerini öldürürken diğer yandan pazarlıkla İran’ı yarın ikna edeceğinden emin ve başarıya ulaşamayınca da ordudaki bir düzine generali kovacak kadar da kibirli…

Siyasetin ticaret ve ekonomiye benzetildiği kimi tanımlar olmakla beraber, siyasetle ticaretin aynı faaliyetler olmadığı açıktır. ABD gibi ticaret üzerine ve tüccarlar tarafından kurulmuş bir devlette dahi, ticari amaçlara ulaşmak için dahi siyasetin ve bir imparatorluğa dönüşen ABD’nin diplomasinin kendi kurallarına uyması gerektiğini bilebilecek bir tecrübe ve elitlere sahip olduğunu görebiliyoruz. ABD için bugün problem, ekonomi ve ticaret ile siyaset ve diplomasi arasındaki ilişki ve dengenin yitirilmiş olmasıdır. Bu dengesizlik hali, ABD küresel düzenin arkasındaki güç olduğu için küresel alemi de etkilemiş durumda… Trump bu bakımdan züccaciye dükkanına girmiş ve her hareketiyle bir şeyi yıkan file benzetiliyor. Ancak sadece Trump’a bakmak ve onu eleştirmek dünyada olup biteni anlamak bakımından ne ölçüde yeterlidir, bu çok tartışmalı bir konu… Bugün artık bir kişi veya filin sakarlıklarının ötesinde, uluslararası sistemin yıkılışından bahsediyoruz. 13-15 Şubat’ta toplanan Münih Güvenlik Konferansının bu yılki başlığının “Yıkım Altına” olması bu bakımdan çok manidardır. Sistem yıkım altında, sistemi yıkan en önemli aktörler de İsrail ve ABD Başkanı Trump… Fakat dikkat edilirse Trump eleştirileri hem İsrail’in hem de sistemin eleştirilerinin üzerini örtecek bir şahsiliğe ve magazine savruluyor…

İran savaşı etrafındaki her çalkantının, İran ve bölgenin yanında uluslararası sistemde de yeni çalkantılara yol açtığını görüyoruz. Düne kadar ABD ile en yakın müttefik olan Anglo-Sakson ülkeleri bugün ABD ile kriz halindeler… ABD Başkanı Trump Kanada’nın egemenliğini tanımıyor ve ABD’nin bir eyaleti olmasından bahsediyor. İngiltere ise ABD Başkanı Trump’ın açık istihzalarına hedef oluyor. Kanada Başkanı Mark Carney orta güçler yaklaşımıyla ABD dışındaki güçlere işbirliği çağrısı yapıyor, İngiltere Başbakanı Starmey 10 yıl önce koptukları AB ile yeni bir yakınlaşma modeli arıyor…

İran’ın Hürmüz Boğazının geçiş rejimini tek taraflı olarak ve güçle yeniden belirlemesi etrafındaki tartışmalar, uluslararası sistemdeki kırılmaları kristalize etti. ABD Başkanı Trump Hürmüz Boğazının yeniden açılması için Batılı müttefiklerini, Körfez’deki müttefiklerini ve hatta Çin’i göreve çağırdı. Olumlu cevap alamayınca da önce “İran Savaşı biterse Hürmüz Boğazı kendiliğinden açılır” dedi; sonra da “Biz buradan petrol almıyoruz almak isteyenler kendi başının çaresine baksın” dedi… Halbuki ABD uluslararası sistemde enerji güvenliğini ve deniz ticaretinin güvenliğini temin eden bir modern deniz imparatorluğu olduğu için hegemonik bir güç olarak kabul ediliyor. Trump’ın bu açıklamaları ABD’nin bu pozisyondan vazgeçmesinin bir işareti olabilir mi? Uluslararası sistemin geleceği bakımından bir başka önemli soru da İran’ın Hürmüz boğazını kapatmasının başka ülkelere, mesela Çin’e Tayvan Boğazı’nı kapatma bakımından bir örnek teşkil edip etmeyeceğidir?

İran’ın Hürmüz Boğazındaki petrol ve doğalgaz ihracatını sınırlama üzerinden geliştirdiği yıpratma savaşını; Çin Tayland Boğazı çip, elektronik ve otomobil gibi ileri teknoloji ürünleri üzerinden bir başka yıpratma savaşına emsal alamaz mı? Eyck Freymann Financial Times’da “Hürmüz Kanalı'nın Kapatılması, Çin'in Tayvan'da Uygulayabileceği Bir Örnek Teşkil Ediyor” başlıklı yazısında şu tezi savunuyor: “Pekin, Tayvan Boğazı'nda Tahran'ın izlediği taktiği tekrarlamaya çalışacak ve bunun küresel ekonomik etkisi daha da kötü olabilir.”

Freymann’ın senaryosu şöyle:

“Pekin, ticari gemilere ateş açmadan da benzer bir strateji izleme yeteneğine sahip. Tayvan krizi, tek taraflı bir yasal açıklamayla başlayabilir: Pekin, adaya kimin ve neyin girip çıktığını kontrol etme hakkını ilan edebilir. Çin, füze veya mermi ateşleyerek ve ‘yasak bölgeler’ ilan ederek kararlılığını gösterebilir. Açık bir çatışma olmasa bile, tırmanma riski yüksek görünüyorsa, özel taşıyıcılar Tayvan çevresindeki sulardan ve hava sahasından uzak durmak için baskı altında kalacaklardır. Ticari savaş riski sigortasındaki standart ‘Beş Güç Maddesi’, ABD ve Çin arasındaki herhangi bir çatışmada teminatı sona erdirir. Birkaç kontrolsüz İran insansız hava aracı arasında seyir riskini göze alma konusunda nakliye şirketlerini ikna etmek zor olduysa, onlardan Halk Kurtuluş Ordusu'na karşı koymalarını istemeyi hayal edin. Dolayısıyla seçim Washington'a kalacak: Pekin'in Tayvan'ın ticareti üzerinde -çip üretim tesisleri de dahil olmak üzere- fiili kontrol sahibi olduğu yeni bir normali kabul etmek ya da açık bir ekonomik savaşa ve muhtemelen askeri bir çatışmaya yol açma riskini almak. Gerçek bir savaştan kaçınılsa bile, Tayvan üzerindeki böyle bir krizin makroekonomik ve finansal şoku, bugün Körfez'de gördüğümüzden çok daha büyük olabilir. Dahası, şu anda panik içinde olan ülkeler en çok etkilenenler olacaktır.”

Freymann Tayvan Boğazı krizinin muhtemel etkilerinin Hürmüz Boğazı krizinden daha yakıcı etkilerine karşı ABD ve müttefiklerini uyarıyor.

“ABD ve müttefiklerinin kendi ortak stoklama düzenlemelerine, önceden konumlandırılmış kriz lojistiğine ve ekonomik kriz yönetimi için kalıcı bir çerçeveye ihtiyaçları var. Bunların kurulması zaman alacak ve krizden önce test edilmeli, kriz sırasında doğaçlama yapılmamalıdır. Herhangi bir Tayvan krizinde, Çin'i cezalandırmadan veya tedarik zincirlerini ayırmadan önce öncelikli iş, küresel ekonomik sonuçları yönetmek olacaktır.”

Bakalım ABD Hürmüz Boğazında ne yapacak? ABD'nin buradaki tavrı, kendisinin ve uluslararası sistemin geleceğini de tayin edecek…

yazarın diğer yazıları

Papalık ABD’ye neden karşı?

ABD Başkanı Donald Trump ve MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) Hareketine karşı Batıda sadece siyasi bir muhalefet yok, ABD’ye karşı Papalık üzerinden dini bir muhalefet de yükseliyor. Trump’ın ve ABD sağının radikal görüşleri Katolik dünyasında bir tepki doğurdu.

Devamını Oku

03 Nisan 2026 Cuma - 11:15

İran’ı kim, nasıl değiştirecek?

Batı’nın müdahaleci "bataklığı" ile rejimin "beka" refleksi arasında sıkışan İran halkı için asıl savaş, bombardıman bittiğinde başlayacak. Katı olanın buharlaştığı, pragmatizmin ise yeniden icat edildiği bir dönemin eşiğindeyiz.

Devamını Oku

01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53

ABD’nin müttefikleri zor durumda

Hürmüz Boğazı’nın kilitlenen vanaları ve İran’ın yaydığı bölgesel ateş karşısında Batı ve Körfez dünyası tarihin en ağır ikilemiyle baş başa Ya halklarının karşı çıktığı bir savaşa Trump’ın zorlamasıyla dahil olacaklar ya da enerji ve gıda fiyatlarının altında ezilecekler.

Devamını Oku

31 Mart 2026 Salı - 10:39

Yazarın Tüm Yazıları

diğer yazarlar

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

Yazar
Taceddin Kutay
[email protected]