
İran Savaşı uzadıkça ABD kaybederken rakipleri Rusya ve Çin avantajlar elde ediyorlar… Bu avantajlar da, ABD karar alıcıları üzerinde ateşkes ve barış için dikkat edilmesi gereken faktörlere dönüşecektir.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 25 Nisan 2026 Cumartesi - 09:38 | GDH Haber
İran Savaşı’nın seyri sadece İran’ın değil, bölgenin ve uluslararası sistemin kaderini de tayin edecek bir boyut kazandı. İran Savaşı’nda sadece savaşan taraflar değil, neredeyse bütün dünya petrol arzını azalması ve enerji fiyatlarının artışı üzerinden ciddi maliyetler ödüyor. Savaşan taraflar için çekilen acı ve maliyetler, bir dayanıklılık testine dönüşmüş durumda. Bu acı ve maliyetlere en uzun dayanan savaşı kazanabilir.
Ray Dalio “En Önemli Şey: Yakında Bitmeyecek Bir Dünya Savaşının İçindeyiz” (https://www.linkedin.com/pulse/big-thing-we-world-war-isnt-going-end-anytime-soon-ray-dalio-sbrqe/) başlıklı yazısında şavaşı en güçlü olanın değil en dayanaklı olanın kazanacağını söylüyor:
“Tarihin gösterdiği gibi, hangi ülkenin kazanma olasılığının en güvenilir göstergesi en güçlü olan değil; en uzun süre en fazla acıya dayanabilen ülkedir. “
Ray Dalio savaşın taraflarına bu açıdan bakıldığında ABD’nin dezavantajlı, teslim olmayan İran’’ın ise avantajlı olduğunu düşünüyor:
“Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en güçlü ülkesi gibi görünse de, aynı zamanda en fazla kaynak harcamış büyük güç ve uzun süre acıya dayanma konusunda en zayıf ülkedir.”
Ray Dalio sadece İran Savaşın a bakmanın, asıl büyük meseleyi, “dünya savaşını” gözden kaçırmaya yol açabileceğini vurguluyor. İran Savaşını kendi başına bir savaş olarak değil, bir dünya savaşının içindeki yeriyle değerlendirmek lazım. Dünya savaşının ise kısa zamanda biteceği söylenemez:
“50 yılı aşkın süredir küresel makro yatırımcısı olarak, piyasaları etkileyen son 500 yıldaki her şeyi inceleyerek gelecekte neler olacağını anlamak zorunda kaldım. Bana öyle geliyor ki, çoğu insan o an dikkat çeken olaylara odaklanıp tepki veriyor – örneğin şu anda İran'da yaşananlar gibi – ve çok daha büyük, daha önemli ve uzun vadeli gelişen, olup bitenleri ve muhtemelen olacakları yönlendiren şeyleri gözden kaçırıyor. Bugün için en önemlisi, ABD-İsrail-İran savaşının içinde bulunduğumuz dünya savaşının sadece bir parçası olması ve bunun yakın zamanda sona ermeyecek olmasıdır.”
Dünya Savaşı ayrı bir tartışma konusu olsa bile, İran Savaşı’na dünya ölçeğinde ve uluslararası sistem bağlamında bakmak gerekiyor. Özellikle Rusya ve Çin’in pozisyonu bu bakımdan önem arz ediyor. Rusya ve Çin’in, ABD’ye göre acı eşiklerinin yüksekliğine ve savaşa dayanıklılığını da kaydederek geçelim.
Elina Ribakova ve Alicia García-Herrero “Rusya ve Çin İran'daki Savaşı Nasıl Kazanıyor?” (https://www.piie.com/blogs/realtime-economics/2026/how-russia-and-china-are-winning-war-iran) başlıklı yazılarında savaşı ABD, Rusya ve Çin’in kayıp ve kazançları üzerinden tartışıyorlar… Bu mukayese önemli çünkü İran Savaşı dünya ölçeğinde jeopolitik, stratejik ve ekonomik sonuçları olacak bir savaş. Rusya ve Çin’in sessizliği de bu bakımdan anlamlı. Geçtiğimiz günlerde The Economist ABD Başkanı Trump’ı sakince seyreden Çin başkanı Xi Jinping’in fotoğrafını ve Sun Tzu’ya atıf vermeden onun meşhur sözünü kapağına koymuştu:
“Rakibiniz hata yaparken onu asla durdurmayın…”
Ribakova ve Garcia-Herrero İran Savaşı’nın Rusya ve Çin üzerindeki etkisini şöyle resmediyor:
“İran'daki genişleyen savaş, küresel ekonomiyi alt üst etmese de, yıkıcı bir etkiye sahip. Bu arada, normalde oldukça konuşkan olan Çin ve Rusya liderlerinden gelen sessizlik çok şey anlatıyor. Onların bakış açısına göre, sessizlik, Washington'ın Ortadoğu'da uzun süreli bir savaşa bulaşmasına izin vermenin en iyi yolu; bu da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Avrupa'daki ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Hint-Pasifik'teki nüfuzunu genişletmesi için alan açıyor. İran'ın deniz mayınları, kıyı füze bataryaları ve insansız hava araçları kullanarak Hürmüz Boğazı'nı kapatma stratejisi, enerji fiyatlarının fırlamasıyla küresel ekonomiyi rehin alıyor. ABD'nin İran'la ilgili planı, algılanan bir tehdidi ortadan kaldırmak ve zafer ilan etmek için hızlı ve ezici bir eylem gerçekleştirerek Venezuela'nın izlediği yolu tekrarlamaksa, bu plan feci şekilde ters tepti. Bu arada Çin ve Rusya kenarda bekliyor. Neden? Çin, petrol ithalatının %13'ünü indirimli fiyatlarla sağlayan İran'a bağımlı. 2021'den beri Iran, Pekin ile 25 yıllık bir is birliği anlaşması imzalayarak, Çin yatırımı ve güvenlik iş birliği karşılığında piyasa fiyatlarının altında 400 milyar dolarlık petrol temin etti. Rusya ise, 2014'te Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlardan bu yana en önemli Orta Doğu ortağı olarak İran'a güveniyor. Her iki ülke de yıllardır Tahran'ı mali, askeri ve diplomatik olarak destekliyor. Ancak saldırılara verdikleri tepki, ABD'yi kınamaktan öteye geçmiyor. Ancak sessiz kalmaları bir hata değil. Bu stratejik bir hesaplama: ABD Ortadoğu'da pahalı bir bataklığa saplanırken neden yürüttüğü bir savası kesintiye uğratsınlar ki? Hem Rusya hem de Çin bu savaştan birçok yönden fayda sağlıyor.”
Rusya Ukrayna Savaşı dolayısıyla bir sınırlanmışlık içinde olmakla beraber, İran’a teknik istihbarat ve destek sağlamış olabilir… Rusya İran Savaşı dolaysıyla ABD ve Avrupa’nın dağılan dikkatlerinin aksine kendi savaşına, Ukrayna’ya yoğunlaşmış durumda. Petrol fiyatlarının artması ve petrol arzının azalması dolayısıyla Rusya’ya yaptırımların zayıflamasıyla ciddi mali avantajlar sağlamış durumda.
Çin İran’a petrol bakımından bağlı olmakla beraber, petrol sevkıyatını devam ettiriyor. Çin’in stok kapasitesi ve enerji konusundaki dirençliliği artıyor. Batıda girdi maliyetleri Çin’den daha hızlı artıyor, bu da Çin’in rekabetçi yönünü devam ettiriyor. Çin İran Savaşı dolayısıyla ABD ordusunu ve stratejisini takip ederek güç ve zaafları üzerinde istihbarat ve senaryo çalışmaları yapma imkanına sahip…
Dünyadaki ekonomik durgunluk ihtimali ise Çin’in ihracata dayalı ekonomisine zarar verebilir. İran Savaşı, Çin için çok ciddi jeopolitik riskler ve imlanlar da barındırıyor Ribakova ve Garcia-Herrero’ya göre:
“Öte yandan, Çin'in jeopolitik riskleri de önemli. Eğer ABD İran'da egemenlik kurarsa –bölgesel etkisini ortadan kaldırıp daha uysal bir rejim kurarsa– Pekin'in bölgede zorlu mücadelelerle kazandığı diplomatik kazanımlar, Çin'in İran'da kendisine ekonomik olarak fayda sağlayabilecek herhangi bir rejimle çalışmaya hazır olsa bile, baltalanacaktır. Çin'in Küresel Güvenlik Girişimi kapsamında arabuluculuk yaptığı 2023 Suudi Arabistan-Iran yakınlaşması, Körfez'deki ABD egemenliğine karsı koymada dönüm noktası niteliğinde bir başarıydı. Pekin, İran'ın Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) ve Çin, Rusya, Brezilya ve Hindistan liderliğindeki BRICS'e kabul edilmesi için baskı yaparak, kendi istediği gibi şekillendirdiği çok kutuplu bir mimarinin parçası olarak nüfuzunu artırıyordu. ABD'nin İran'da zafer kazanması, bu mimarinin tamamını alt üst edebilir ve Küresel Güney'e Çin'in güvenlik garantilerinin boş olduğunu gösterebilir. Tersine, iç maliyetler, İran'ın direnci veya her ikisi nedeniyle zorunlu bir ABD çekilmesi, bölge genelinde Çin diplomasisinin ve yatırımlarının genişlemesi için alan açacaktır.”
İran Savaşı uzadıkça ABD kaybederken rakipleri Rusya ve Çin avantajlar elde ediyorlar… Bu avantajlar da, ABD karar alıcıları üzerinde ateşkes ve barış için dikkat edilmesi gereken faktörlere dönüşecektir.
Devamını Oku
24 Nisan 2026 Cuma - 05:46
Devamını Oku
21 Nisan 2026 Salı - 09:23
Devamını Oku
20 Nisan 2026 Pazartesi - 08:48