10°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Gizlilik politikamızı okuyun.

Ana SayfaCanlı GelişmelerHava DurumuGazete ManşetleriİnfografikPodcastGaleriGündemDünyaYerel Haberler
EkonomiSavunmaTeknolojiSporKültür & SanatTarihSağlıkYaşamEğitimYakın Plan
YazarlarCuma HutbeleriDeprem HaritasıBiyografiUzayPozitifTeknofestHaftalıkTelevizyonSeçim
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber GönderGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
10°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Murat Yılmaz
  • “İki dereceli seçimler” ve demokrasiye geçişin zorlukları
Murat Yılmaz
Murat Yılmaz

[email protected]

Sosyal Medya Hesapları:

Sosyal Medya Hesapları:

“İki dereceli seçimler” ve demokrasiye geçişin zorlukları

Türk demokrasi tarihi, sadece kazanılan hakların değil, ustalıkla kurgulanmış 'engelleme' mekanizmalarının da tarihidir. 1877’den 1946’ya kadar uygulanan 'İki Dereceli Seçim Sistemi', halkın iradesini doğrudan sandığa yansıtmak yerine, araya 'ikinci seçmen' bariyerini koymuştur.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 04 Şubat 2026 Çarşamba - 08:55 | GDH Haber

editor avatar
Murat Yılmaz

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş

İki dereceli seçim, belli sayıdaki birinci seçmenin kendi iradelerini temsil etmek üzere ikinci seçmenler seçmesidir ve bu ikinci seçmenlerin, asıl seçimi yapmasıdır. Türkiye 1877'deki ilk seçimlerden 1946'ya kadar iki dereceli seçim sistemini uygulamıştır. 27 Mayıs darbesiyle inşa edilen vesayet sistemin, seçimlerden önce ikinci seçmenlerle tesis etme mantığını ve bunun tarihini hatırlamak, Türk demokrasi tarihini de hatırlamak anlamına gelecektir. Bugün bazı komşu ülkelerde, mesela Suriye ve Irak’ta, yaşanan demokrasiye geçiş süreçlerini ve zorluklarını anlamak bakımından, Türkiye tarihini hatırlamak öğretici olacaktır.

İki dereceli seçim konusu ilk defa Birinci Meşrutiyet dönemi Meclis-i Mebusanı'nda tartışılmıştır. Ancak 1877 Meclis-i Mebusanı'nın oluştuğu 1877'deki ilk seçim de iki dereceli olarak yapılmıştır. Bu seçimin dayanağı Mithat Paşa'nın Anayasa kesin şeklini almadan, seçim ve toplantı şekillerini düzenleyen 01.10.1876 (10 Şevval 1293) tarihinde yayınlattığı "Meclisi Mebusan Âzasının Sureti İntihap ve Tayinine Dair Talimatı Muvakkate"dir. "İntihab-ı Mebusân Kanunu" görüşmelerinde kanunun iki dereceli seçimi düzenleyen maddelerine gelindiğinde, daha sonraları da devam edecek tartışma konuları açılmıştır…

İlk olarak Ali Naki Bey (Yanya) bu konunun encümende de tartışmalar yarattığını seçimin iki dereceli olarak yürütülmesinin haksızlık olarak görüldüğünü söyleyerek şöyle devam ediyor:

"Devletin ihsan eylediği serbestiyi biz men etmiş oluyoruz. Burada beş yüz kişinin hürriyeti bir adama veriliyor. Ben dahi efkârımca [fikrimce] diyorum ki, herkes doğrudan doğruya intihap etsin. Böyle olmazsa gelen meb'usa elli bin kişi tarafından [seçilen] mebus denemez. Yirmi, otuz, seksen, yüz kişi tarafından [seçilen] me'bus, diyebiliriz."

Söz alan Vesaliki Bey de doğrudan doğruya olmayan, iki dereceli seçimin Kanun-u Esasiye aykırı olduğunu iddia etmiştir. Sadi Efendi (Halep) ise Vesaliki Bey'in ifadesinin güzel olduğunun ahalinin hürriyet hukukunu genişlettiğini ancak "...bizim ahalinin istidadı daha bu derece olmadığı..." nın malûm olduğunu belirtmiştir. Yenişehirlizâde Ahmed Efendi (İzmir) bu sözleri itirazla karşılarken Solidi Efendi (İzmir) çok sert bir cevap vermiştir:

"Bu meclisi alide ahalimizin daha bir techil [cahil] ve tahmik [ahmak] edilmesini kabul edemem. Bizim milletimiz Avrupa milletlerinden daha ahmak değildir. Onlardan daha istidatlıdır. (alkış)"

Daha sonra söz alan Hüsnü Bey (Edirne) “Ahali malumat bakımından tamamlanırsa o zaman sahiden Avrupalılardan üstün olur” diyerek, kendisinin iki dereceli seçime taraftar olduğunu ancak beş yüz adama bir ikinci seçmenin hürriyeti darlaştırdığını, bunun yerine elli adama bir ikinci seçmen seçilmesinin arzu edileni yerine getireceğini beyan etmiştir.

Manok Efendi (Halep) birinci derece seçim yerine niçin ikinci derecenin tercih edildiğine ilişkin Şura-yı Devlet memurlarına bir soru sorması üzerine, Şura-yı Devlet üyesi Mithad Beyefendi ikinci derecenin ahaliye zahmet olmaması için tercih edildiği cevabını vermiştir. Doğrudan seçimin diğer ülkelerde de yeni başladığını ve ABD'nin hâlâ iki dereceli seçim yaptığını söyleyen Mithad Beyefendi, halkın tecrübesizliğine dikkat çekmiştir. "Biz bu şeyleri yeni yapıyoruz. Halkın intihap edeceği intihabcılar [ikinci seçmenler] elbette daha vukuflu adamlar olacaktır. Binaenaleyh bizce intihabın ikinci derecesi daha faydalı olur."

Nakkaş Efendi'nin (Suriye) “Birinci derece seçimin ne mahzuru var?” sorusu üzerine Mithad Beyefendi seçme hürriyetinin geri alınmamak üzere Padişah tarafından ihsan edildiğinden, istenildiği zaman tek dereceli seçime geçilebileceğini, ancak ilk defa seçim yapıldığından, birdenbire bir dereceli seçim yapılırsa mahzur çıkabileceğini, şimdilik iki dereceli seçimi uygulamanın doğru olacağını ifade etmiştir.

Şura-yı Devlet üyesi Mithad Beyefendi'nin görüşüne rağmen, Meclisi Mebusan seçimlerinin tek dereceli uygulanmasına ve layihanın bu yönde değiştirilmesi kararına varmıştır. Tek dereceli seçime karar verilmesine rağmen, zaman zaman iki dereceli seçime ilişkin tartışmalara dönülmüştür. Bunlardan biri Sebuh Efendi'nin (İstanbul) seçimin tek dereceli olarak yapılması halinde Osmanlı milletini oluşturan kesimlerin, özellikle dağınık bir şekilde yaşayan Ermeniler'in temsilinde sorun yaratacağını iddia etmiştir. Sebuh Efendi bazı yerlerde Rum ve Bulgarlar'ın seçilebileceğini ama genel olarak Müslümanlar çoğunlukta olduğu için, Müslümanlar'ın seçileceğini Ermeniler'in "Osmanlı milleti namına dahil olamayacaklarından mahzun olacaklarını şimdiden resmen" beyan etmiştir. Sebuh Efendi iki dereceli seçimlerde, ikinci seçmenlerin bu temsil sorununu gözeteceğini ama tek dereceli seçimde bu hassasiyetin gözetilmeyeceğini düşünmektedir. Yenişehirli Ahmed Efendi (İzmir) bu konunun dört kişinin muhalefetine karşın, çoğunlukla tek dereceli seçim tercih edilerek karara bağlandığını hatırlatmıştır.

Bir başka yerde Salim Efendi'nin bu bahsi açmasıyla söz alan Şurayı Devlet üyesi Mithad Beyefendi birinci derece seçimin "pek müşkül ve mazarrat" olduğunu ve kendisinin bunu anlattığını ama çoğunluğun aksi görüşte karar kıldığını, yeniden müzakere açılırsa bu konuda konuşabileceğini ifade ettiyse de, Reis bu bahsin geçildiğini söyleyerek konuya devam etmiştir.

İntihab-i Mebusan kanunu uzun bir süre görüşülmesine rağmen, Meclis-i Mebusan-ın feshiyle kanunlaşamadan kalmıştır. II. Meşrutiyet'le beraber 03.10.1908 tarihli irade ile çıkan İntihabı Mebusan Kanunu Muvakkatı, iki dereceli seçimi esas alarak çıkmıştır. Bundan sonraki seçimler de iki dereceli olarak gerçekleşmiştir. İlginç olan nokta, bu kanunun I. Meşrutiyet dönemi Meclis-i Mebusan'ında kanunlaşmasa bile tek dereceli seçimi kabul eden kararının dikkate alınmamış olmasıdır. Merkezin seçimlerin iki dereceli olması yönündeki kararlılığı devam etmiş ve bu durum II. Meşrutiyetten sonra da, hatta 1946 yılına kadar değişmemiştir.

Evet demokrasi tarihi, demokratikleşmenin ne kadar zor olduğunun da altını çiziyor. Bu bakından komşu ülkelerdeki demokrasiye geçiş süreçlerinin kırılganlıklarını bilerek anlayışlı, teşvik edici ve yol gösterici olmak lazım…

yazarın diğer yazıları

“Stratejik meydan okuma”ya Türkiye’nin cevabı (ll)

Namlunun ucundaki profesyonellikten, masadaki diplomatik özgüvene: Türkiye, 'stratejik meydan okuma' dönemine nasıl tam donanımlı girdi? Ordunun sivil denetimi, MİT’in küresel kapasitesi ve iç güvenliğin yeniden inşası...

Devamını Oku

03 Şubat 2026 Salı - 08:40

DEM ve CHP Suriye’ye “irtica” gözlüğüyle bakıyor…

Suriye’de kartlar yeniden dağıtılırken, ana muhalefetin 'irtica' saplantısı! Cevdet Paşa’nın uyarısından bugüne değişmeyen zihniyet sorunu: CHP ve DEM Parti, Suriye gerçeğini laiklik dogmasıyla mı yoksa milli menfaatlerle mi değerlendirecek?

Devamını Oku

02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:51

İtham Etmek Yerine Bu Kez Fikir Hürriyetini Savunalım…

1960'lardan 2026’ya değişmeyen meselemiz: Fikir hürriyeti. Çetin Altan’ın Meclis kürsüsünden haykırdığı "demokrasi" tanımından, Erol Güngör’ün "hiçbir sınırlamaya taraftar değilim" duruşuna kadar; Türkiye’nin düşünce iklimindeki kırılma noktalarını inceliyoruz.

Devamını Oku

02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:49

Yazarın Tüm Yazıları

diğer yazarlar

Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

Yazar
Taceddin Kutay
[email protected]