
Trump’ın 'hızlı zafer' hesabı Tahran surlarına çarptı: İran savaşı, ABD için yeni bir Vietnam mı oluyor? Robert D. Kaplan’ın 'Orta Ölçekli Savaşın Laneti' uyarısıyla sarsılan Washington, jeopolitik bir bataklığın eşiğinde.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 17 Mart 2026 Salı - 13:02 | GDH Haber
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş devam ediyor… Savaşın geleceğine ilişkin tartışma ve senaryolar da devam ediyor. Trump’ın İran’a saldırısı öncesindeki hesabının tutmadığı görülüyor. Humeyni döneminde 8 yıl Cumhurbaşkanlığı, İran İslam Devriminin lideri Humeyni’nin ölümüyle onun yerine 37 yıldır devrimin rehberliğini yapan Ali Hamaney’in öldürülmesiyle İran’da ABD ile anlaşabilecek yeni bir yönetimin ortaya çıkacağı varsayımı, şimdilik gerçekleşmedi. İran’da Hamaney çizgisinin şahsi arızi bir durum değil, siyasi ve kurumsal bir gelenek olduğu anlaşıldı. Devrim Muhafızları ordusunun ağırlığını arttığı ve oğul Mücteba Hamaney’in yeni devrim rehberi seçildiği yeni iktidar kompozisyonu ortaya çıktı. İran yönetimi savaşı uzatma, körfez ülkeleri ve Hürmüz üzerinden yayma stratejisini uyguluyor.
ABD ise küçük bir askeri müdahalenin büyüyerek orta ölçekli bir savaşa dönüşmesi, ABD’nin Ortadoğu’dan çıkma ve Pasifik odaklı jeopolitik önceliklerinin hayat geçmesinin ertelendiği bir yıpranma savaşı tuzağına düşebilir. Jeopolitik tarih üzerine çalışmalarıyla bilinen Robert D Kaplan, Foreign Affairs’de 11 Mart 2026 tarihinde yayınlanan “Orta Ölçekli Savaşın Laneti” başlıklı yazısında hem ABD’yi hem de ABD yönetimini İran savaşının mahiyetinin değişmesiyle yaşanabilecek jeopolitik tuzaklara karşı uyarıyor…
Kaplan demokrasiler için küçük veya çok büyük savaşların değil, orta ölçekli savaşların yıkıcı olabileceğini söylüyor:
“Orta ölçekli savaşlar, muazzam yıkıma ve kan dökülmesine yol açacak kadar büyük, ancak iç cephenin tamamını etkilemeyecek kadar küçük savaşlardır. Generaller ve siyasi liderler sınırlı bir savaşta ne yaptıklarını bilirler. Günümüzün orta ölçekli savaşlarındaki ABD liderleri ise bunu bilmiyorlar.”
Robert Kaplan, Trump yönetiminin sonsuz savaşlardan kurtulmak vaadiyle iktidara geldiğini ama şimdi İran üzerinden iyi planlanmamış bir savaşa girdiğini, bu savaşın zaman içerisinde Vietnam Savaşı gibi orta ölçekli bir savaşa dönüşebileceğini vurguluyor…
“Trump, sonsuza dek sürecek savaşları sona erdireceğine söz vermişti. Ancak gevşek söylemler, kötü planlama, politika disiplini eksikliği ve istikrarsız bir dünyada herhangi bir liderin yaptığı normal hatalar ve yanlış hesaplamalar nedeniyle, kendini yeni savaşların içinde buldu. Yönetimi, İran'a karşı konuşlandırılan geniş hava ve deniz filosuna önemli sayıda kara birliği dahil etmedi. Ancak kademeli ilerlemenin kaygan zemini bir sorun teşkil ediyor. İran'da bir iç savaş veya benzeri bir durum çıkarsa, yönetim bir tarafa yardım etmek için özel kuvvetler ve danışmanlar göndermek zorunda kalabilir. Ve buradan itibaren tırmanma riskleri artar. Vietnam Savaşı, Kennedy yönetiminin tamamını ve Johnson yönetiminin başlangıcını kapsayan, orta ölçekli bir savaşa dönüşmesi yıllar aldı. İran'daki durum da benzer bir yörünge izleyebilir.”
Kaplan orta ölçekli savaşların ABD yönetimlerini ve kamuoylarını, ABD dış politikasını yıprattığını Vietnam ve Irak üzerinden hatırlatıyor. İran’ın da böyle bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıdığını vurguluyor:
“ABD için orta ölçekli savaşlar benzersiz bir sorun teşkil etmektedir. Bu savaşlar, başkanlık yönetimlerini ve Amerikan kamuoyunun ABD hükümetinin dış politika yürütme yeteneğine olan saygısını yerle bir etmektedir. Amerikan halkının orta ölçekli savaşlardan bıktığı ve bunları asla tekrarlamak istemediği düşünülebilir. Aslında, Amerika Birleşik Devletleri'nin son dönemdeki orta ölçekli savaşlarının her birinden sonra, hem kamuoyu hem de politikacılar bu savaşların sona erdiğini ilan etmiştir. Bu durum, özellikle Vietnam ve Irak savaşlarından sonra, üst düzey politika yapıcıların itibarlarını yerle bir eden savaşlarda daha da belirginleşmiştir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri bir başka savaşın eşiğinde olabilir. Trump yönetiminin İran'daki savaşı, ABD Başkanı Donald Trump'ın talep ettiği gibi dinci rejim teslim olmazsa ve ABD ile İsrail'in devam eden bombardımanları İran'da anarşiye yol açıp Basra Körfezi'ni istikrarsızlaştırırsa, orta ölçekli bir savaşa dönüşme potansiyeline sahiptir. Mevcut bir düzeni devirmek ile yeni, daha esnek bir düzen kurmak arasındaki uçurum çok büyük olabilir.”
Kaplan yerel kültüre ve siyasi koşullar yerine genel jeopolitik konular hakkında çok konuşulmasının, savaşın orta ölçekli bir savaşa dönüşme emaresi anlamına geldiğini söylüyor… ABD bilhassa Doğu yarımküresindeki zayıf istihbarat ve analiz yeteneği zaafiyeti dolayısıyla bu tür hatalara düşmektedir:
“Küçük bir savaşın veya askeri harekatın orta ölçekli bir savaşa dönüşebileceğinin tehlike işaretlerinden biri, jeopolitik hakkında çok fazla konuşulması ve yerel kültürel ve siyasi koşullar hakkında yeterince konuşulmamasıdır. Tarihçi Barbara Tuchman, ABD'nin Vietnam'da jeopolitikten ziyade yerel konulara daha fazla odaklanmış olsaydı çok daha başarılı olacağını savunmuştur.”
ABD süper gücünün müdahale öncesi bölgenin kültürel ve siyasi şartlarını çok iyi tartışması gerektiğini altını çiziyor Robert Kaplan.
“Orta ölçekli savaşlar genellikle müdahalenin nereye yardım etmesi gerektiği konusundaki yanlış anlamalardan kaynaklanır. Bu nedenle, müdahale eden ülkenin neye bulaştığını bilmesi çok önemlidir. Bu kolay gibi görünse de, politika oluşturmanın en zor kısmı olabilir. Kültürel konuları ve farklılıkları gündeme getirmek zordur çünkü kolayca önyargı olarak yanlış yorumlanabilir ve bu da insanları sahadaki gerçekler hakkında eleştirel konuşmalardan kaçınmaya iter. Ancak bir süper gücü beladan uzak tutabilecek olan da bu tür tartışmalardır.”
ABD bu konuda genel olarak zaaf içerisindeyken Trump yönetiminin hem Başkan Trump’ın şahsi özellikleri hem de kurumlarla mesafesi ve hatta kavgası dolayısıyla bu tür hatalara daha yatkın olduğu söylenebilir. Kaplan, kara harekatıyla beraber yaşanabilecek hatalara ilişkin tarihi örnekleri hatırlatıyor:
“Kara savaşları özellikle tehlikelidir çünkü hızla bataklığa dönüşebilirler. Trump, bugüne kadarki tüm askeri operasyonlarında (Nijerya, Venezuela, İran) neredeyse yalnızca hava ve deniz güçlerini kullandı. Bu iyi bir şey. Amerika Birleşik Devletleri, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana orta büyüklükteki savaşlarının tamamının yapıldığı Doğu Yarımküre'deki kara savaşlarına karşı özellikle dikkatli olmalıdır. Bu sadece büyük mesafelerin getirdiği zorluklardan kaynaklanmıyor; aynı zamanda ABD istihbaratının kalitesinin genel olarak kendi arka bahçesine göre daha zayıf olmasından da kaynaklanıyor (ancak orada bile ABD gereksiz yere sorun yaşayabilir). Eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Irak'ı bir başka Panama olarak tasavvur etmişti; birkaç hafta veya ay içinde girip çıkmak ve sadece sınırlı sayıda asker kullanmak. Ancak ABD'nin Panama hakkındaki istihbaratı Irak'takinden çok daha fazlaydı ve Irak çok daha büyük bir ülke. Rumsfeld ve George W. Bush yönetimi, Tuchman'ın tavsiyesine kulak asmadı ve müdahaleye karşı uyarıda bulunan bölge uzmanlarına güvenmedi. Ayrıca, Irak'ı işgal ettikten sonra izlenecek yeterli ve gerçekçi bir planları da yoktu. Bunun sonucunda maliyetli, orta ölçekli bir savaş yaşandı.”
Robert Kaplan askeri harekat ve dış politika arasındaki entegrasyon ve sonraki aşamaların planlanması konusundaki eksiklere de dikkat çekiyor.
“ABD'nin her askeri harekatı, ne kadar küçük olursa olsun, sürekli güncellenen ve profesyonel bürokrasiden gelen alan uzmanlığını dış politika karar alma süreçlerine daha fazla entegre edecek kapsamlı bir ‘iş sonrası planı’ ile desteklenmelidir.”
Robert Kaplan İran Savaşının orta ölçekte bir savaşa dönüşmesiyle sadece Trump yönetiminin değil ABD İmparatorluğunun dünya hakimiyetinin de zarar görebileceği uyarısını da yapıyor:
“En uzun süre ayakta kalan imparatorluklar ve büyük güçler, orta ölçekli savaşlardan kaçınanlardır. Örneği Bizans İmparatorluğu, açık savaştan kaçınmak için mümkün olan her şeyi yaparak bin yıldan fazla varlığını sürdürmüştür. Amerika Birleşik Devletleri 250. yılını kutlarken, aynı zamanda giderek artan bir dizi çatışmayla karşı karşıyadır. Geçmişte onu rahatsız eden orta ölçekli savaşlardan kaçınamazsa, halk ile yönetici elit arasında ölümcül bir ayrılık yaşanabilir. Etkileri hemen ortaya çıkmayabilir, ancak bu tür bölünmeler cumhuriyetlerin yavaş yavaş nasıl öldüğünün göstergesidir.”
Evet ABD ve İsrail’in saldırısıyla başlayan İran Savaşının sadece Trump yönetiminin 2026 seçimlerindeki başarısını değil, zaten problemler yaşayan ABD gücünün dünya hakimiyetini, dolayısıyla dünya uluslararası sistemini de etkileyeceği görülüyor… Trımp yönetimi bakalım bu tür uyarılara ciddiye alacak mı?
Devamını Oku
16 Mart 2026 Pazartesi - 11:34
Devamını Oku
15 Mart 2026 Pazar - 07:35
Devamını Oku
14 Mart 2026 Cumartesi - 09:33