
Barut kokusuyla ağırlaşan diplomasi masasında, Trump’ın "Pazarlık Sanatı" ile tarihin "Tukidides Paradoksu" çarpışıyor. İşte ABD-İran savaşının gölgesinde küresel sistemin çöküşünü ve Washington’ın yitirdiği "diplomatik aklı" özeti.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:33 | GDH Haber
ABD İran savaşında bir yol ayrımında… Savaş ile müzakere arasında bocalıyor… Trump Hürmüz’ü açmazsa İran’ı enerji ve altyapısına saldırmak ve taş devrine döndürmekle tehdit ediyor. İran ise ABD enerji ve altyapısına saldırırsa Körfez ülkelerinde ve İsrail’e aynı şekilde karşılı vermek ve Badülmendep Boğazını da kapatmakla tehdit ediyor. İran Yemen’deki Husiler üzerinden Badülmendep Boğazını kapatarak Hümüz’de dünya ticaretinin %20’sinin Süveyş Kanalı üzerinde Akdeniz havzasına girişi engelleyerek aylarca gecikme ve maliyete yol açarak, ticareti Ümit Burnuna zorlayacak bir stratejik hamleyle ABD’ye cevap vereceğini ilan ediyor…
Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2026) “Yıkım Altında” başlığıyla 13-15 Şubat’ta Münih’de gerçekleşmişti. Konferans değerlendirmelerinde Trump odaya giren file benzetilmişti. Fil odada dolaşmaya devam ediyor ve artık fil yalnız değil, şimdilik İsrail ve İran da odada… dünya sistemi hala yıkım altında…. Trump’ın ortaya koyduğu yapıcı bir perspektif yok. İran saldırısı ve bu savaşın yönetimi, ABD’ye olan güveni hızla eritiyor. ABD’nin İsrail’in peşine takıldığı İran Savaşına stratejisiz başladığı ve şimdi de stratejik bir bocalama yaşadığı, Trump’ın bir çıkış aradığı genel bir kanaate dönüştü. ABD kamuoyunda Trump’ın İran Savaşında strateji belirlerken güvenlik kurumlarını ve orduyu dinlemediği, savaşın saflarını planlamadığı eleştirileri artıyor. Trump ve kabinesi eleştirileri ciddiye almadığı gibi gerçekçi değerlendirme yapan komuta ve kurmay heyetini de tasfiye ederek kendilerine tam itaat edecek kişileri atıyor.
ABD’de savaşın yönetimindeki problemlerin, diplomasi sahasında da yaşandığı anlaşılıyor. ABD İran ile müzakere ederken iki defa İran’a saldırdı ve İran’ın müzakere heyetlerini dahi hedef aldı. Aslında ABD diplomasisinin problemi, müzakere sırasında muhataplarına saldırmaktan ibaret değil. A Wess Mitchell Büyük Güç Diplomasisi isimli kitabında bu konuyu ele alıyor. Soğuk Savaşta süper güçlerin dehşet dengesi ve Soğuk Savaş’tan sonraki dönemde de ABD’nin gücüyle tesis edilen Pax-Americana, diplomasiyi ziyadesiyle zayıflatmıştır. Ancak bugün Çin’in yükselişiyle ABD’nin hegemonyasının sorgulanması, diplomasiye ihtiyacı artırmaktadır. ABD’li siyaset bilimci Graham Tallison’nın ortaya koyduğu Tukidides Paradoksu hegemonyanın sorgulandığı ve mücadele konusu olduğu dönemlerde, savaşların ciddi bir ihtimal olduğunu ortaya koyuyor. Benzeri 16 tarihi örnekten 12’sinin savaşla sonuçlanması, ABD- Çin mücadelesinin de savaşla sonuçlanması endişesinin tartışılmasına yol açıyor…
Wess Mitchell güç kaybı yaşayan Batıya ve özellikle ABD’ye diplomasinin basit bir destek unsuru değil, devletlerin zaman ve mekan içinde güç dengelerini yeniden düzenlemek ve kaldıramayacakları güç mücadelelerinden kaçınmalarını sağlayabilecek stratejik bir araç olduğunu hatırlatıyor.
ABD’nin diplomatik kas ve kapasitesindeki gerileyişi de şöyle anlatıyor Mitchell:
“Bu cesur yeni dünyada diplomat giderek gölgede kalmıştır. Pax Americana döneminde diplomatlık zaten ABD’nin baskın askerî gücü tarafından güvence altına alınmış bir ortamda faaliyet göstermek anlamına geliyordu; kamu diplomasisi yoluyla ‘yumuşak güç’ kullanmak, Amerika’nın kırsal savaşlarında ulus inşası yapmak ve Amerika kıyılarından uzak bölgelerde yaşanan insan, mekân ve sorunlar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik etmek temel görevler hâline gelmişti. Büyük bir rakip gücün görülmediği dönemde Amerikan diplomasisi, esas olarak demokrasiyi yaymaya ve çevresel krizleri yönetmeye odaklanmış; (…) ‘başkalarının sorunlarını yönetme’ işlevini üstlenmiştir. Bu ortamda ABD dış politikasında Savunma ve Hazine Bakanlıklarının rolü giderek artarken Dışişleri Bakanlığının rolü aynı hızla küçülmüştür.” .” (A Wess Mitchell, Büyük Güç Diplomasisi, Kadim Yayınları, sXVIII)
Artık dünya şartları ve güç dengesi değişmiş durumda… ABD-Çin arasına bir hegemonya mücadelesi açıkça başladı. ABD siyaseti bu mücadelenin nasıl yürütüleceği konusunda ve ideolojik olarak da çok sert, bir tür iç savaşa benzer bir mücadele içerisinde… Trump’ın seçilmesi sürecinde yaşananlar, uğradığı suikast bu sert mücadelenin tezahürleri. Trump seçildikten sonra da bu sert mücadeleyi sürdürüyor. ABD içindeki mücadele, Batı içinde de bir mücadeleye dönüştü. ABD ile ABD dışındaki Batı arasında ciddi görüş ayrılıkları ve kırılmalar yaşandı, yaşanıyor. ABD’nin İran’a saldırısı bu kırılmayı çok daha ileri noktalara taşıdı. ABD bugün İran Savaşında hem Batılı müttefikleriyle hem de Körfezdeki müttefikleriyle ciddi zorluklar yaşıyor. Kuvvetle ve kuvvet tehdidiyle istediği sonucu alamayan ABD Başkanı Trump sadece İran’a değil, müttefiklerine de küfrediyor ve onları da bir tür tehdit ediyor. Halbuki diplomasi, ABD’ye Çin yahut İran ile mücadelede yalnız kalmaktan ve kuvvet dışı yollarla netice almak bakımından ciddi bir stratejik imkanlar sunabilirdi.
“Usta bir diplomasi yoluyla devletler, hegemon güç olma arzusundaki devletleri sınırlayacak ittifaklar kurar ve jeopolitik kaos ile tehlikelere karşı geçici setler inşa eder. Tarihsel olarak diplomasi, büyük güçlerin savaşlardan kaçınmasını ve savaş kaçınılmaz olduğunda galip gelmek için rakiplerinden daha avantajlı bir konuma geçmesini sağlayan temel araç olmuştur. Böyle şeyleri ustaca yapmayı bilen bir lider, bunu yapamayan karşısında ciddi bir avantaja sahip olur.” (A Wess Mitchell, Büyük Güç Diplomasisi, Kadim Yayınları, s.XX)
Trump’ın diplomasi ustalığından çok uzak olduğunu arttık bütün dünya görmüş durumda. Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır ABD’nin diplomasiden uzak tavrının yol açtığı büyük yıkımı engelleyebilmek için diplomatik imkanları kullanmaya çalışıyor. ABD’nin problemi ise İran meselesi şu ya da bu şekilde çözülse bile, yerinde duruyor. ABD diplomasinin kıymetini bilen bir liderlikten, diplomatik bir akıl ve kapasiteden çok uzak…
Devamını Oku
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:28
Devamını Oku
03 Nisan 2026 Cuma - 11:15
Devamını Oku
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53




