
ABD nükleer kapasiteyi vurup durmak istiyor, İsrail ise haritayı yeniden çizmek! Epstein dosyalarından ara seçim hesaplarına kadar Trump’ı İran’a iten gizli dinamikler ve Devrim Muhafızları ile pazarlık umudunun çöküşü. Savaşın karakteri mi değişiyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 06 Mart 2026 Cuma - 11:52 | GDH Haber
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş devam ediyor. Tarafların stratejileri tartışma konusu… Bilhassa ABD’nin İran Savaşı’ndaki stratejisi anlaşılamıyor, hatta The Economist’in kapağına “Stratejisiz Savaş” başlığı atılmış durumda… Bir savaş planındaki en önemli şey, olmazsa olmaz kalem savaşın nihai hedefidir. Savaşta siyasi hedefin tayin edilmemiş olması, odaklanma ve önceliklendirme anlamına gelen stratejinin, muğlaklaşması ve ortadan kalkması demektir.
ABD, İran Savaşı’nda siyasi hedefi net olmayan bir şekilde savaşa başladı. Aynı şeyin İsrail içinde geçerli olduğu söylenemez, İsrail’in siyasi hedefi ve stratejisi net… İsrail ABD’yi de bu istikamette yönlendirmeye, kullanmaya çalışıyor. ABD ile İsrail arasındaki siyasi hedef ve strateji farklılıklarının İran ile sınırlı kalmayacak şekilde Gazze, Filistin ve Suriye dosyalarında da olduğu görüldü, görülüyor. ABD bu farklılıklarını ortaya koyduğu siyasi hedeflerle ortaya koyarak İsrail’i bu dosyalarda sınırlarken, İran konusundaki siyasi hedef yoksunluğu İran dosyasında zaman zaman inisiyatifin İsrail’e geçmesine yol açabiliyor. Hatırlanacaktır 2025’deki 12 Gün Savaşları’nda ABD ile İsrail arasındaki siyasi hedef farklığı görünür hale gelmişti. ABD İran’ın nükleer kapasitesine büyük zarar verilmesini yeterli görmüş, İsrail ise savaşa devam etmek istediği için Trump’ın sert uyarılarına muhatap olmuştu. 2025’in Aralık ayında açıklanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde de Ortadoğu’da İran’ın zayıflatılması suretiyle İsrail’in güvenliğinin sağlandığı tespiti yapılmıştı. Bu belgeden sadece birkaç ay sonra İran’a yönelik yeni bir savaşın ABD stratejileri açısından bir tutarsızlık olduğu açıktır. Peki, ABD ve Trump’ın bu tutarsızlığının sebepleri nelerdir? Bu tutarsızlığın sebepleri anlaşılabilirse ABD’nin İran Savaşındaki siyasi hedef yoksunluğunun kökleri de anlaşılabilir.
ABD’yi İran’a karşı yeni bir savaşa ikna eden aktörün İsrail olduğu açıktır. İsrail Gazze, Filistin, Suriye konularında ABD tarafından sınırlanmış olmanın karşılığını adeta İran dosyasında ısrarlı çalışmalarıyla almış durumda… ABD, 2026 yılı sonunda bir ara seçime gidecek. Trump, İsrail ve ABD’deki Yahudi ve Siyonist lobiyi ara seçimlerden önce tatmin etmek durumda istemiş olmalıdır. ABD’de tarihinde görülmeyen şekilde her ne kadar İsrail aleyhinde yükselen bir kamuoyu gelişmeye başlamış olsa da; İsrail, Yahudi ve Siyonist lobisinin ABD siyasi elitleri üzerindeki etkisi hala kırılabilmiş değildir. İkinci olarak Epstein dosyalarının ABD siyaseti ve Trump üzerinde, İsrail tarafından tehdit amacıyla kullanılabilmiş olma ihtimali de çok sık dile getiriliyor. Üçüncü olarak ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonuyla Venezuela Devlet Başkanını kolayca kaçırması ve Venezuela‘da istediği sonuçları alabilmiş olması, ABD’nin İran’da da kolay bir başarı umuduna yol açmış olabilir. Nitekim İran Rehberi Hamaney’in öldürülmesiyle İran’da da ABD’nin anlaşabileceği bir yönetimin iş başına gelme beklentisi bizzat Trump tarafında açıklanmıştı. Trump, Demokrat Başkan “fıstıkçı Carter”ın, 1979 İran devriminde yaşadığı elçilik baskını ve askeri harekat skandalını ABD hafızasındaki travmatik başarısızlığı aşacak bir başarıya dönüştürerek ara seçimlerde bu rüzgardan istifade etmeyi de hesap etmiş olmalıdır.
ABD’nin yaptığı hesap, İran’ın bir anlaşmayı kabul etmesinin önündeki engelin Hameney olduğu ve Hameney öldürülürse yerine gelecek yeni lider ve İran ekonomisinin 1/3’ünü kontrol eden Devrim Muhafızları Ordusuyla pazarlık ederek bir anlaşmanın mümkün olduğu varsayımına dayanıyordu. Ancak sahada Trump’ın yaptığı açıklamalara bakılırsa Hameney’in yerine gelebilecek ve anlaşmaya daha yatkın olduğu düşünülen isimler de öldürülmüş durumda… Bu ölümlerin İsrail eliyle gerçekleşmiş olması ve ABD’yi daha uzun bir savaşa icbar etme ihtimalini şimdilik kaydederek bu bahsi geçelim. Dolayısıyla ABD henüz arzu ettiği muhatabı İran’ın başına getirebilecek ve asıl güç sahibi Devrim Muhafızları Ordusu ile anlaşabilecek şartları yakalayabilmiş değil… Bu ABD’nin bocalamasına ve stratejisiz bir savaşa yönelmesine yol açıyor. Bu bakımdan Trump’ın zaman zaman diplomatik müzakerelere kapı aralayacak bir noktaya gelmesi mümkün.
İsrail ise ABD’nin bu bocalamasını kendi ajandasını ve stratejisini hayata geçirmek için bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor. İran’ın sert karşılığı, savaşı yayma stratejisi ve direnişi uzatma potansiyeli İsrail tarafından rejimi yıkma ve İran’ı bölme senaryolarını hayata geçirme için bir fırsat olarak görüldüğü anlaşılıyor. İsrail’in İran’da Kürt ayrılıkçılar kartını açması bu bakımdan mühim bir eşiktir. ABD’nin bu konuya angaje olması, ABD stratejisini ve savaşı başka bir boyuta taşıyabilir. İran’ın bölge ülkelerini hedef alan sert direniş stratejisi, Türkiye ve bölge ülkelerinin diplomatik müzakere seçeneğine dönmek için motivasyonunu kırıyor. ABD stratejik olarak bocalarken inisiyatifin tamamen İsrail’in eline geçmemesi için Türkiye ve bölge ülkelerinin her şeye rağmen, yeniden diplomatik seçenek için İran ile ABD arasında bir pencere açabilmesi gerekiyor.
Devamını Oku
03 Mart 2026 Salı - 12:30
Devamını Oku
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:59
Devamını Oku
28 Şubat 2026 Cumartesi - 08:32