
İran savaşı yalnızca cephede değil, senaryolar üzerinden de sürüyor. Irak modeli, uzun kuşatma stratejisi ve bölgesel yayılma ihtimali… Ortadoğu yeni bir “uzun savaş” dönemine mi giriyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 15 Mart 2026 Pazar - 07:35 | GDH Haber
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş devam ediyor… Savaş henüz 2 haftayı tamamladı ama savaşın yönü ve geleceği meselesi de tartışılmaya devam ediliyor. ABD, İran’da Venezuela’daki gibi kolay zafere ulaşamadı.
Ervard Abrahamian’ın Modern İran Tarihi isimli kitabı şöyle sona eriyor: “Ya taraflardan biri geri çekilecek, ya iki devletin aynı tehlikeli ortamda bir arada yaşamayı öğrendiği müzakereli bir uzlaşma yapılacak ya da Avrupa’nın Otuz Yıl Savaşı çapında bir felakete yol açabilecek gerilim politikası sürdürülecek. “ ( Ervand Abrahamian, Modern İran Tarihi, s.258)
Abrahamian bu kitabı 2008 yılında yazmış, şu anda savaş başlamış durumda ama hala bu seçenekler gündemde… Seçenekler zenginleşiyor… İran’ın durumu üzerine senaryolar yazılmaya devam ediliyor…
Sanam Vakil The Financial Times’da “İran Neden Bir Sonraki Irak Olabilir?” başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Vakil yazısında İran’ın Birinci Körfez Savaşındaki Irak senaryosunu tartışıyor.
“Irak örneği önemlidir çünkü oradaki savaş başarısı, Washington'daki birçok kişinin tahmin ettiği siyasi dönüşümü sağlamadı. Koalisyon güçleri Irak birliklerini Kuveyt'ten çıkardı ve Saddam Hüseyin'in askeri gücünün büyük bir kısmını yok etti, ancak onu devirmekten kaçındı. Bunun yerine, Başkan George H.W. Bush Iraklıları ayaklanmaya teşvik etti. 1991'de güneydeki Şiiler ayaklanırken, kuzeyde Kürt güçleri bir isyan başlattı. Bir an için rejimin otoritesi tehlikeli derecede kırılgan görünüyordu. Ancak ayaklanmalar, yıpranmış Cumhuriyet Muhafızları'nın ezici bir güçle karşılık vermesiyle acımasızca bastırıldı. Bunu takip eden şey rejim değişikliği değil, yaptırımlar, silah denetimleri, uçuşa yasak bölgeler ve periyodik askeri saldırılar yoluyla on yıldan fazla süren bir çevreleme dönemiydi. 1990'lar boyunca Irak, askeri gücü zayıflamış, altyapısı harap olmuş ve ekonomisi BM yaptırımlarıyla harap olmuş stratejik bir belirsizlik içindeydi. Batılı güçler, Kuzey ve Güney Irak üzerindeki hava sahasını kontrol ederek Bağdat'ın askeri erişimini sınırladı. Saddam bölgesel etkisinin büyük bir kısmını kaybetti, ancak ülke içinde baskıcı kontrolünü korudu. İnsani sonuçlar ağır oldu. Yaptırımlar ve ekonomik izolasyon devlet kurumlarını zayıflattı, yoksulluk arttı ve kamu hizmetleri kötüleşti. Sıradan vatandaşlar, azalan kaynaklar üzerindeki kontrolü sıkılaştırarak ve güvenlik güçleri arasında sadakati koruyarak uyum sağlayan rejimden daha fazla etkilendi.”
Sanam Vakil, ABD ve İsrail’în Irak benzeri bir senaryoyla İran Savaşına ara vermesinin problemi çözmeyeceğini, Irak’taki gibi önce istikrarsızlık sonra da İkinci Körfez Savaşı gibi yeni bir savaşa yol açabileceğini iddia ediyor… Vakil’e göre: “Eğer mevcut savaş İran rejiminin zayıflaması ancak iktidarda kalmasıyla sona ererse, daha büyük risk bölgenin bir başka kuşatma, kriz ve çatışma döngüsüne girmesi ve bunun da gelecekte daha büyük, daha yıkıcı bir çatışma için baskı oluşturmasıdır.”
Görüldüğü üzere siyasi yorumcular müzakere ve anlaşmadan ziyade çatışmanın versiyonları üzerine senaryolara ağırlık veriyorlar. İsrail İran’ın üzerindeki baskıyı arttırabilmek için körfez ülkelerinin, hatta Türkiye ve Azerbaycan’ın da savaşa dahil olarak kara gücü açığını kapatabilmesi için açık çağrılardan, sahte bayrak operasyonlarına kadar muhtelif yolların denendiği endişesi sık sık dile getiriliyor. Türkiye’ye yönelik İran’dan üçüncü füze saldırısı bu bakımdan manidardır. Körfez ülkelerinin. Türkiye ve Azerbaycan’ın siyaseti bu bakımdan kayda değerdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin etnik, mezhebi tahriklere, İran’a yönelik itidal ve ihtiyat açıklamalarının yoğunlaştığı görülüyor. Türkiye bütün tahriklere ve çatışmanın yoğunlaşmasına rağmen, diplomatik seçeneği gündemde tutuyor. Türkiye’ye yönelik füzelere ve Türkiye içindeki etnik, mezhebi, ideolojik gerginliklerin diplomatik seçeneği engelleme amacına matuf beşinci kol operasyonları olması kuvvetle muhtemeldir.
Devamını Oku
14 Mart 2026 Cumartesi - 09:33
Devamını Oku
10 Mart 2026 Salı - 08:28
Devamını Oku
09 Mart 2026 Pazartesi - 10:20