
Batı’nın müdahaleci "bataklığı" ile rejimin "beka" refleksi arasında sıkışan İran halkı için asıl savaş, bombardıman bittiğinde başlayacak. Katı olanın buharlaştığı, pragmatizmin ise yeniden icat edildiği bir dönemin eşiğindeyiz.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53 | GDH Haber
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaşın İran, bölge ve dünya uluslararası sistemi üzerinde kalıcı etkileri olacak…İran’da ABD’nin beklediği türden bir değişimin gerçekleşememesi ve ABD-İsrail saldırganlığı savaşın İran’daki dönüştürücü etkisinin yeterince tartışılmasını engelliyor. Ancak İran’da değişim, dönüşüm kaçınılmaz. İran’da savaş öncesinde var olan reform ihtiyacı, savaştan sonra da devam edecek… İran’daki değişimin savaş biter bitmez olmasını beklemek gerçekçi değil ancak kısa, orta ve uzun vadeye yayılmış bir değişim kaçınılmaz.
İran 20.yüzyılda olağanüstü bir değişim yaşadı. Değişimin büyüklüğünü Edvard Abrahamian’n Modern İran’ın Tarihi kitabında şu örnekle anlatıyor. Yüzyılın başında İran, sadece Şah’ın bir otomobili olduğu bir ülkeden bugün dünyada en çok trafik kazasının olduğu bir ülkeye dönüştü… İran’da sanayileşmeden eğitime, vatandaşlıktan Farsçanın yaygınlaşmasına kadar merkezi devlet üzerinden yürüyen muazzam bir değişim yaşandı. Farklı rejimler, darbeler ve bir devrim yaşadı. İran 20. yüzyılda işgal ve istihbarat marifetiyle gerçekleşen, hafızalarda en çok yer edeni 1953 Musaddık’ın devrildiği darbe olmak üzere, darbeler yaşadı… Petrolün millileşmesine en erken teşebbüs eden ve bu yüzden en büyük bedeller ödeyerek petrolü en geç millileştiren Ortadoğu ülkesi olarak tarihe geçti. Batının ve bilhassa ABD’nin bu dönem zarfında yaptığı büyük hatalar ve İran’ın milli izzeti nefsini kıran saldırganlıkları, İran’ın Batı’ya karşı Edvard Abrahamian’ın Darbe 1953 kitabındaki ifadesiyle “paranoid bir siyasi tutum” geliştirmesinin önünü açtı. 1979 Devrimi, bu müdahalelere karşı gelişen milli bir tepkinin sonucudur. Batı’nın ve ABD’nin İran İslam Devrimi’nden sonra da büyük hatalara ve İran’ın milli onurunu zedelemeye devam ettiği görüldü. 28 Şubat 2026 saldırısı, bu serinin bir devamıdır…
Batı’nın ve ABD’nin menfi rolü, İran’ın kendi yolunu bulmasını ve reformlarını gerçekleştirmesini engelleyen bir bataklığa yol açtığı görülüyor. Ancak meselenin bir de iç dinamikler boyutu var. İran’daki rejim de bu dış müdahaleyi içerideki her türlü reform ve değişiklik isteyen çevreleri susturmak ve bastırmak için kullanan bir rejime dönüştü. ABD ve İsrail saldırganlığı meselenin bu yönünün tartışılmasını da engelleyen bir manipülatör işlevi görüyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da başlayan son saldırısında İran rejiminin kilit taşı olarak görülen 37 yıllık devrim rehberi öldürüldü. Liderlik kadrosunda pek çok suikastle beraber İran’da rejim ideolojik olarak Ali Hamaney çizgisinde İran Devrim Muhafızları’nın kilit kurum haline geldiği daha katı bir modele dönüştü. Savaş sona erdiğinde İran’ın savaşın yıkımından kurtulmak, komşularla ve uluslararası camiayla ilişkilerini düzeltmek için ihtiyaç duyacağı pragmatizm yolu ve pragmatik kadroların önünüm ne zaman, ne şekilde açılacağı ve bunların kimlerden olacağı önümüzdeki günlerin temel tartışma konuları olacak… Savaştan sonra İran’da “katı olanın buharlaşacağı” uzun bir değişim dönemi kaçınılmaz görünüyor…
Devamını Oku
31 Mart 2026 Salı - 10:39
Devamını Oku
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:42
Devamını Oku
27 Mart 2026 Cuma - 11:18