
Vesayet dönemlerinde kendi halkıyla uğraşan istihbarattan, dünyadaki jeopolitik depremleri önceden okuyan bir teşkilata...Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MİT’ten asıl beklentisi ne? "Ham bilgi" nasıl "stratejik bir kalkana" dönüşür?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 08 Ocak 2026 Perşembe - 11:10 | GDH Haber
2010 yılında Emre Taner’in yerine Hakan Fidan MİT Müsteşarlığına atandı. MiT’teki reform süreci, bu dönemde genel reform süreciyle beraber hızlandı. Hakan Fidan’ın MİT’in başında bulunduğu 2010-2023 yıllarındaki 13 yılda çok önemli gelişmeler yaşandı. PKK’nın silah bırakmasını amaçlayan müzakere sürecinde MİT’in oynadığı rol ve bu istikametteki mevzuat değişikliği, GES veya sinyal istihbaratı kapasite ve yetkisinin Genelkurmay Başkanlığından MİT’e devri, MİT’e yurt dışında operasyon yapma yetkisi gibi gerçekten çok mühim değişiklikler bu dönemde yapıldı. MİT’in genişleyen yetkileri, güçlenen kapasitesi ve profesyonel kadroları hükümetin siyasi direktifiyle Türkiye’nin ilgilendiği bölgelerde MİT’in operasyonel ve diplomatik gücünün artmasını sağladı.
2023 seçimlerini takiben Hakan Fidan’ın Dışişleri Bakanlığına atanmasıyla MİT Başkanlığına Cumhurbaşkanlığı sözcüsü ve başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Kalın atandı. Kalın MİT’in reform sürecini devam ettirdi. MİT’in artan teknik, operasyonel ve kadro gücünü “stratejik istihbarat” seviyesine çıkarmaya yöneldi. MİT yeni başkanının entelektüel kimliğiyle beraber Milli İstihbarat Akademisini de kurarak bu vasfını temayüz ettirdi.
10 Ocak 2024’te MİT’in 97. Kuruluş yıldönümünde MİT Başkanı Kalın’ın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarındaki “stratejik istihbarat” vurgusu, bu bakımdan çok önemli bir aşamanın ilanıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan MİT’teki reform ve sivilleşme sürecini şöyle anlatıyordu:
“İlk kez rahmetli Turgut Özal döneminde başlayan MİT’in sivilleşmesi, bizim dönemimizde daha da hız kazandı. MİT sivilleştikçe asli görevlerini daha etkin, çok daha başarılı bir şekilde icra etmeye başladı. Şüphesiz bunda iç ve dış tehdit algısının doğru ve isabetli yapılmasının da çok ciddi payı vardır. Vesayet dönemleri sadece ekonomimize, sadece demokrasimize değil, devletimizin omurgasını oluşturan kurumlarımıza da zarar vermiştir. Bu dönemlerde Teşkilatın nelerle meşgul olduğunu, asıl sorumluluk alanı yerine vaktini ve enerjisini nerelere harcadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. İnşallah bir daha benzer enerji, vakit ve odak kayıplarının yaşanmasına müsaade etmeyeceğiz. Bugün Teşkilatın tehdit öncelikleri ülkemizin ve dünyanın gerçekleriyle son derece uyumludur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan MİT’ten haber ve bilgi almanın ötesinde analiz beklediğinin altını çiziyor. Bu bağlamda da nitelikli personelin önemini de şöyle anlatıyordu:
“İstihbaratın bir yüzü haber alma ve bilgi toplamaysa, diğer yüzü de analiz ve kıymetlendirmedir. Ham bilginin titizlikle işlenip, karar vericilerin istifade edebileceği bir parametreye dönüştürülmesi, teşkilatın en az diğer işleri kadar mühimdir. MİT’in terörle mücadele, dış istihbarat, istihbarata karşı koyma, teknik ve siber istihbarat alanlarında ürettiği bilgiler, karar alma mekanizmamıza güç katarken; krizlerin önlenmesi ve yönetilmesinde de kritik rol oynuyor. Bu süreç aynı zamanda kurumun en önemli unsuru olan insan kaynağının kalitesini, kalibresini ve kabiliyetlerini de göstermektedir.”
MİT Turgut Özal’ın sivilleştirme siyasetinin verdiği imkanla kendi kurum ve meslek kimliğini inşa etme çalışmalarına yönelmiş, AK Parti döneminde Erdoğan’ın iradesiyle bu iki mecra güçlenerek devam etmiştir. MİT’in 97 kuruluş yıldönümünde MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın “Belirsizlik Çağında Hibrit Tehditler ve Stratejik Öngörü” başlıklı uzun konuşması, bu bakımdan reformun ve MİT’in ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından dikkate değer bir konuşmadır.
Konuşmada bugün isabeti daha iyi anlaşılabilecek bir dünya değerlendirmesinden sonra, MİT için “stratejik istihbarat“ hedefini ortaya koyuluyordu:
“Asimetrik ve hibrit tehditler, çok katmanlı ilişki ağları ve yeni ittifak yapıları, istihbarat diplomasisini daha kritik ve önemli hale getirmektedir. Bu kırılgan belirsizlik ortamında istihbarat kurumları büyük fotoğrafı doğru okurken süreç analizlerini de derinleştirerek hareket etmek zorundadır. Bizim için istihbari bilgi hem taktik işleve hem de stratejik değere sahip olan bilgidir. Stratejik okuma, bu bilgiyi esas alarak süreç analizi yapar ve orta ve uzun vadeli öngörülerde bulunur. Burada bilgi, istihbarat, gözlem, takip, analiz ve stratejik değerlendirme, öngörülü politika yapımının vazgeçilmez unsurlarıdır. Teşkilâtımız, Türkiye’nin hak ve menfaatleri için stratejik istihbaratın tüm imkânlarını harekete geçirmekte ve karar verme süreçlerinde kritik rol oynamaktadır.(s29)”
MİT reformunun 2024 tarihi itibarıyla demokratik siyasi otoritenin talimatıyla Türkiye’yi stratejik istihbarat seviyesine taşımış olduğunu görüyoruz.
Haber almak ve bilgi toplamak istihbarat açısından yeterli değil; bunun analiz edilmesi, değerlendirilmesi ve bilimsel bir süzgeçten geçirilmesi lazım. ABD’de istihbarat ana bilim dalı olan üniversiteler var. Bizde soğuk savaş döneminde askeri talimnamelerden öğrenilen şekilde İstihbarat üretiliyordu. Asker, stratejik istihbarat üretemez. Nihayetinde yok edilecek düşman arar ama stratejik istihbarat bundan fazlasıdır. Burada siyasi otorite olarak Cumhurbaşkanı istihbarata, stratejik yön ve hedefler çiziyor. Bu sadece demokratikleşme ve sivilleşme değil, devlet olmanın gereğidir de…
Türkiye’de ordunun sivil denetimi ve istihbaratın sivilleşmesi bir fantezi değil, devlet olmanın da icabıdır. MİT’in sivilleşmesi, yurt dışında operasyon yapabilmesi ve teknolojik kapasitesinin peşinden “stratejik istihbarat” seviyesine çıkması olağanüstü ehemmiyetlidir. İbrahim Kalın bu durumu şöyle ifade ediyor:
“MİT, Türkiye’nin artan jeopolitik önemi ve etkinliği bağlamında taktik ve operasyonel süreçlerin yanısra stratejik istihbarata odaklanmak ve ülkemizi yeni tehdit ve fırsatlara hazır hale getirmek için çaba sarf ediyor.”
İstihbarat far gibi önünüzü aydınlatırsa işe yarar, bizde eski istihbarat anlayışı stop lambası gibiydi... Sadece durdukları yeri ve pozisyonlarını gösteriyordu. Eski istihbarat anlayışı Türkiye'nin önünü aydınlatmak ve müstakil milli politikanın bir bileşeni olmak üzere değil, Batıya sinyal vermek üzerine teşekkül etmişti. Bu anlayışın reformlarla hem MİT içinden hem de siyaset eliyle dışarıdan değişmesi, Türkiye’nin stratejik özerkliği ve büyük stratejisi bakımından hayati derecede önemlidir.
MİT Başkanı İbrahim Kalın bu konuşmadan iki yıl sonra MİT’in 99. Yılı sebebiyle Anadolu Ajansı için yazdığı yazıda, stratejik istihbarat hedefinin altını çizmeye devam ediyor.
“En yalın haliyle ‘doğru ve kıymetli bilgi’ olarak tanımlayabileceğimiz istihbaratın amacı, uzak ve yakın, görünen ve görünmeyen riskleri tespit etmek ve tehlikeye dönüşmeden bertaraf etmektir. Bu kapsamda istihbarat paradigmamızın temelini sahada yürüttüğümüz operasyonel çalışmaların yanı sıra; riskleri analiz etme, orta ve uzun vadeli öngörülerde bulunma, tehditleri tespit ve bertaraf etme süreçlerini içeren önleyici istihbarat anlayışı oluşturmaktadır. Toplanan istihbari bilginin niceliksel analiziyle yetinmeyen ve niteliksel değerlendirmesini yapan, taktik-operasyonel boyutların ötesinde stratejik kıymetlendirmeyi esas alan bir istihbarat tasavvuruyla hareket ediyoruz. Böylece büyük veriyi stratejik istihbarata dönüştürerek isabetli ve uzun vadeli politika yapımına katkı sunuyoruz. Bu proaktif yaklaşım, geleceğin tehditlerini bugünden engelleyen, istihbari bilginin gücüyle perde arkasındaki oyunları bozan milli iradenin sessiz ve güçlü kalkanıdır.”
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın bilgiyi işleme, stratejik istihbarat ve milli irade arasında kurduğu ilişkinin üzerinde siyaset, akademi ve medyanın da durması lazım.
Ahmet Mithat Efendi’nin Üssü İnkılap kitabında “Desaisi nasarayı tahsil-i ıttıla edecek kardem dakik ademler yetiştirmemiz lazım " diyordu. “Batı Hristiyan dünyasının desise ve stratejilerini dikkatli bir kavrayışla anlayacak zekalara olan ihtiyacı” Ahmet Mithat Efendi yüz elli yıl önceden bize haber veriyordu… Türkiye, bugün bu konuda ciddi mesafeler almış görünüyor. Ancak istihbarat alanındaki gelişmelere rağmen siyasetin bu konudaki uzmanlaşma eksikliği, istihbaratın sivil denetiminin içinin doldurulamaması, teknik istihbarata karşı koymadaki durumun nasıl destekleneceği, MİT Akademisi dışındaki akademinin istihbarat literatürüne katkısının yetersizliği, medyanın ve düşünce kuruluşlarının yapıcı eleştirel mesafeyi tutturamaması, muhalefetin saldırganlık ve eskiye dönüş dışında bir argüman geliştirememesi bu alandaki problemlerin devam ettiğini göstermiyor mu? Dünyadaki jeopolitik depreme karşı stratejik istihbarata dayanan siyasi analiz ihtiyacı, hem ülkenin hem de siyasetin pusula ve hatta beka meselesine dönüşmüş durumda… Son dönemdeki birçok tartışma, çatışma ve savaşın istihbarat ve stratejik istihbarat ihtiyacını çok net ortaya koyduğunu defalarca gördük. Bu bakımdan istihbarat bahsindeki tarafgirlik, karşıtlık, ilgisizlik ve bilgisizliğin dışına çıkacak yeni bir bakış açısına ihtiyaç var…
Devamını Oku
07 Ocak 2026 Çarşamba - 08:56
Devamını Oku
06 Ocak 2026 Salı - 12:25
Devamını Oku
05 Ocak 2026 Pazartesi - 10:53