
Yeni rehber Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları’nın desteğiyle sahnede! ABD’nin 'Venezuela usulü' kolay devrim beklentisi neden gerçekleşmedi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10 Mart 2026 Salı - 08:28 | GDH Haber
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş devam ediyor… İlk saldırıda öldürülen dini lider Ali Hamaney’in yerine kimin seçileceği, savaşın ve İran’ın geleceğine ilişkin bir işaret olarak beklendi. ABD Başkanı Trump Venezuela saldırısındaki kolay başarının bir benzerinin İran’da da yaşanacağı umudundaydı…
Sadece Trump değil, Trump ve Netanyahu’yu eleştirenler dahi nedense bir anda İran savaşının başlamasıyla iyimser bir bakış açısıyla İran ve Ortadoğu’da işlerin yoluna gireceği umuduna kapıldılar. Bu havayı en iyi temsil eden Thomas Friedman’ın “İran’da her şey mümkün, hatta tam tersi de..” başlıklı yazısına bakmakta fayda var:
“İran halkının şimdi birleşip rejimi devirmesine gelince; net bir liderlik ve ortak bir gündem olmadan bunun yakın zamanda gerçekleşmesi zor görünüyor. Görüştüğüm İranlı analistlere göre daha olası senaryo, bir tür ‘İslam Cumhuriyeti 2.0’. Buna göre rejim içindeki önde gelen reformcular (2013-2021 yılları arasında İran’ın yedinci cumhurbaşkanı olarak görev yapan ve Hamaney’in sert çizgisini giderek daha açık biçimde eleştiren Hasan Ruhani ya da eski dışişleri bakanı ve nükleer müzakereci Cevad Zarif gibi isimler) hayatta kalan liderliği Trump’la bir anlaşma yapmaya zorlayabilir. Bu anlaşma, İran’ın nükleer programından vazgeçmesini, vekil güçler üzerinden yürüttüğü savaşlara ve balistik füze kapasitesine sınırlamalar getirmesini kabul etmesini; karşılığında ise ekonomik yaptırımların kaldırılmasını ve rejimin varlığını sürdürmesini içerebilir. Böyle bir ‘İslam Cumhuriyeti 2.0’ rejimi, belki de daha sonra gerçek bir İran demokrasisine geçişi denetleyebilir.”
Ancak İran’da birçok şey Trump’ın ve Friedmam’ın beklentilerinin hilafına gelişti. Gerçi Friedman bu yazısında bu ihtimalden de bahsediyordu… İran ağır kayıplarına rağmen, ilk günden itibaren organize bir şekilde direndi. Rejimin hemen değişmesinin kolay olmadığı anlaşıldı. İran’ı Kürt ayrılıkçılar üzerinden bölme senaryosunun Türkiye’yi rahatsız edeceği ve Kürtlerin bu tahrikler karşısında temkinli olduğu görüldü. İran’ın ABD üsleri olan Arap ülkelerini hedef almasının ABD üslerini ve körfez ülkelerinin güvenliğini riske soktuğu ve bu saldırıları ekonomik maliyetleri ciddi olarak görüldü. Şimdilik Hürmüz boğazının İran tarafından kapatılmasının petrol ve doğal gaz akışını engelleyebileceği ve fiyatları katlanılmaz meblağlara arttırabileceği anlaşıldı. Bunların üstüne yeni rehberliğe öldürülen Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney seçildi.
Mücteba Hamaney babasının ofisinde siyaset; Devrim Muhafızları Ordusu ve Besiçler üzerinden güvenlik ve isyan bastırma; din eğitimi üzerinden din adamlarıyla ilişkiler; Devrim Muhafızlarının ekonomik işleri üzerinden de ekonomi ve yurtdışındaki vekil güçlerin finansmanında tecrübesi olan bir isim… Bu tecrübeleriyle üzerinde tartışma olmayacağı tahmin edilebilir. Eğer öldürülmez ve savaş rejimi düşürecek kadar uzun sürmezse Mücteba Hamaney ile beraber Devrim Muhafızlarının sıklet merkezi olduğu bir yapıda bir gençleşme beklenebilir. 28 Şubat 2026 saldırısı, 1953 Darbesi gibi İran siyasi aklında ve kültüründe kalıcı bir Batı ve ABD karşıtlığı bırakacaktır.
Mücteba Hamaney sert bir savaş için de savaşın sona ermesi için de güçlü bir isim… Mücteba Hamaney’in savaşın bitmesi halinde, gençleşmenin ötesinde ekonomik bir reform programını hayata geçirmesi de mümkün... Fakat bu, ancak zamana yayılmış otoriter bir reform programı olabilir. İran şu anda kritik bir yol ağzında… Bu karar sadece İran’ın değil, ABD’nin de kararı olacak… İran için savaş dışında diplomatik bir pencere açılıp açılmayacağı sadece İran’ın değil, Ortadoğu’nun ve hatta dünya uluslararası sisteminin de kaderini tayin edebilir.
Devamını Oku
09 Mart 2026 Pazartesi - 10:20
Devamını Oku
07 Mart 2026 Cumartesi - 11:47
Devamını Oku
06 Mart 2026 Cuma - 11:52