


Savaşta çuvallayan ABD, diplomaside kazanabilecek mi? Savaş alanına çöken sis, şimdi de müzakere masasında! ABD ve İran arasındaki çatışmalar ateşkes fısıltılarıyla yerini diplomasiye bırakmaya çalışırken, Trump'ın stratejik belirsizliği "barış sisini" daha da koyulaştırıyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 21 Nisan 2026 Salı - 09:23 | GDH Haber
28 Şubat 2006’daki ABD ve İsrail saldırılarıyla başlayan İran Savaşı zirve noktasına ulaştı mı? Bugün ateşkesle beraber tartışılan hususlardan biri de budur. ABD Başkanı Trump’ın savaşa başlarken de şimdi barış görüşmelerine başladığında da stratejisizliği, muğlaklığı artırıyor. Clausewitz savaş üzerine klasik kitabında “savaşın sisin”den bahseder, bu sis savaş alanındaki belirsizlik, bilgi ve istihbarat eksiklilerinden kaynaklanır. Stratejisizlik, bu sisin artması ve savaşın, savaş alanının an anlaşılması ve yönetilmesinin daha da zorlaşması anlamına gelir. Gdeıon Rachman Clausewitz’in savaş sisi kavramlaştırmasını barışa da uygulayarak “barış sisi” kavramını kullanıyor ABD-İran müzakere süreci için… Haklı ve yukarıda dediğimiz gibi Trump’ın stratejisizliği sisin etkisini artıyor, karar alıcıların görebildiği alanı sınırlıyor.
Savaş üzerine klasik kitaplardan birinin yazarı General Antoine Henri Jomini’dir. General Jomini savaşı bir bilimden ziyade sanat olarak görmektedir. Jomini savaş sanatının beş askeri dal yanında altıncı olarak diplomasiyi de içerdiğini vurgulamaktadır.
“Savaş sanatı genellikle belirtildiği üzere beş askeri dalı içerir, yani: Strateji, Büyük Taktik, Lojistik, İstihkam ve Taktik. Şimdiye kadar bilinmeyen altıncı ve temel bir dal da savaşla ilişkili olarak Diplomasi diye adlandırılabilir.”(Antoine Henri Jomini, Savaş Sanatı:Prensipler/ Ana Hatlar, s.13)
General Jomini kitabın en önemli kısmı strateji bahsinde, komutan ile devlet başkanının savaşın karakteri üzerinde anlaşmalarının ilk şart olduğunu söyler. Bu prensip dahilinde baktığımızda ABD’de böyle bir anlaşmanın olmadığını, karar alma sürecine ordu dahil kurumların yeterince katılmaması ve komuta kademelerinde savaş içinde yapılan tasfiyelerden anlıyoruz. Jomini devamında savaş alanının incelenmesi, devletin ve müttefiklerin sınırları dikkate alınarak harekat için en uygun alanın seçiminin icap ettiğini anlatır.
“Bir ordunun araziye çıktığını varsayalım: komutanın ilk yapabileceği husus devlet başkanı ile savaşın karakteri üzerinde mutabakat sağlamak olacaktır. Daha sonra savaş alanını dikkatle etüd etmeli ve devletin ve müttefiklerinin sınırlarını dikkate alarak, harekat için en uygun noktaları seçmelidir.” (Antoine Henri Jomini, Savaş Sanatı:Prensipler/ Ana Hatlar, s.69)
ABD’nin bu aşamaya da riayet etmediği bugün çok net görülüyor. ABD savaş alanını yeterince incelememiş, devletinin ve müttefiklerinin sınırlarını tayin etmemiş ve bunlara uygun bir harekat alanı seçememiştir. Bugün savaş alanı ABD’nin öngöremediği bir alana yayılmış, ABD ve müttefiklerinin sınırlarını zorlamaktadır. Hürmüz Boğazının İran tarafından kapatılması, Körfez ülkelerinin yaşadığı tahribat ve maliyet, Avrupa’nın yaşadığı enerji faturası ve ABD ile arasının savaştan sonra daha da açılması akla ilk gelen konular…
Gideon Rachman 4 Nisan 2026’da Financial Times’da “İran Krizi Henüz Zirve Noktasına ulaşmadı” başlıklı yazısında bu bağlamda savaşın bitme aşamasından, barıştan uzak bir tırmanma noktasında olabileceği ihtimalini tartışıyor… Rachman’ın tezini özetleyen cümlesi şöyle: “Savaşın müzakereler yoluyla çözülmesinden ziyade tırmanma olasılığı şu anda daha yüksek.”
Rachman iki tarafın da barışı istemekle beraber birbirlerine güvenmediklerini ve taleplerinin birbirlrine çok uzak olduğunu vurguluyor:
“Barış sisinin arasından bakarak, bundan sonra ne olacağına dair en iyi tahminim şu: İyi haber şu ki, hem İran hem de ABD bir barış anlaşması istiyor. İranlılar, daha fazla hava bombardımanına karşı ne kadar savunmasız olduklarının farkındalar. Amerikalılar ise boğazın sürekli kapalı kalmasının küresel ekonomiye yönelik tehdidini anlıyorlar. Kötü haber şu ki, iki taraf birbirine güvenmiyor ve tüm kritik konularda birbirinden çok uzak duruyor. Bunlar arasında nükleer zenginleştirme, seyrüsefer özgürlüğü, yaptırımların kaldırılması, Lübnan ve İsrail'in geleceği, İran'ın füze programı ve Hizbullah gibi bölgesel vekil güçlere verdiği destek yer alıyor.”
Bu durumda barışın sis içinde diplomasi ve müzakere için çok uzun bir zaman gerekiyor ama dünya ekonomisi ve Hürmüz Boğazının kapatılması yüzünden artan enerji fiyatları yıllarca, hatta aylarca dahi bekleyebilir durumda değil…
“Normal şartlarda, tüm bu sorunların çözülmesi aylar, hatta yıllar sürebilirdi. 2015'te imzalanan ve ardından 2018'de Trump tarafından feshedilen İran nükleer anlaşmasının sonuçlandırılması yaklaşık üç yıl sürmüştü. Ancak dünya ekonomisi müzakerelerin sonuçlanması için aylarca bekleyemez. Hürmüz Boğazı'nın sürekli kapalı kalması enerji fiyatlarını yükseltmeye devam edecek.”
Ekonomik baskının artışı diplomatik anlaşmayı zorladığı gibi çatışmanın tırmanmasına da yol açabilir.
“Artan ekonomik baskı, iki tarafı diplomatik olarak çok hızlı bir şekilde anlaşmaya varmaya zorlayacak mı? Yoksa İran ve ABD pozisyonları arasındaki uçurumu kapatmanın zorluğu, görüşmelerin tıkanmasına ve çatışmanın tırmanmasına mı yol açacak?”
Müzakerelerin akıbetini tahmin etmeyi zorlaştıran belirsizlikler ve bilinmezlikler kısa sürede anlaşma sağlanmazsa şiddet yoluyla netice almayı denemenin yeniden önünü açabilir.
“İşleri daha da karmaşık hale getirebilecek başka "bilinmeyenler" de var. İran ne kadar ekonomik baskı altında ve rejim ne kadar bölünmüş durumda? Kanıtlar, Tahran'da sertlik yanlılarının nüfuz kazandığını gösteriyor gibi görünüyor . Amerikan tarafında ise, Trump'ın gösterişli tavırlarının altında askeri seçeneklerinin sınırlı doğasını gerçekten anlayıp anlamadığı belirsiz. İsrail'in rolü de tahmin edilemez. Netanyahu hükümeti, müzakerelerin gidişatından memnun kalmazsa başka bir krize yol açabilir mi? Finans piyasaları geçen haftayı yükselişle kapattı; görünüşe göre krizin en kötü döneminin geride kaldığına ikna olmuş durumdalar. Bu varsayım, aşırı bir özgüven gibi görünüyor.”
Evet General Jomini savaşın bilimden ziyade bir sanat olduğunu söylüyor… Savaşa bilim olarak da sanat olarak da bakılsa bütün tarafların bu yetenekte oldukları söylenemez. Savaşta bu kadar hata yapan bir ABD’nin, barış sürecinde doğruyu yapacağını söylemenin de kolay olduğu söylenemez. ABD savaşa girerken hata yapmıştı, şimdi savaş sanatının altıncı dalı diplomaside hata yapıp yapmayacağını bütün dünya merakla takip ediyor.
Devamını Oku
20 Nisan 2026 Pazartesi - 08:48
Devamını Oku
18 Nisan 2026 Cumartesi - 12:47
Devamını Oku
17 Nisan 2026 Cuma - 08:32