
Halep’ten Fırat’ın doğusuna uzanan 12 günlük harekat, SDG’yi diz çöktürdü. Enerji kaynakları ve sınırların Suriye yönetimine devrini içeren 14 maddelik yeni mutabakat, bölgedeki Kandil vesayetine son noktayı koyuyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:27 | GDH Haber
Suriye’de Halep operasyonuyla başlayan süreç hızla SDG bölgesine yöneldi ve SDG bölgesinin yaklaşık %40’ın kaybetti. SDG, Suriye yönetiminin şartlarını kabul etmek ve entegrasyonu kabul etmek zorunda kaldı. Bu gelişmeler Suriye’nin yanında Türkiye’yi ve bölgeyi yakından ilgilendirdiği için siyasi ve askeri durum muhakemesine bakalım.
Suriye Devriminin birinci yılında Ahmet Şara Başkanlığındaki Suriye yönetimi, çok önemli başarılar yakaladı. Her şeyden önce Devrimin önderi Ahmet Şara’nın, yeni Suriye’nin kurucu Devlet Başkanı olacağı ve devrimin kalıcı olacağı anlaşıldı. Eski rejim artıklarının Suriye Nusayrileri ve Dürzileri üzerinde çıkardıkları isyanlar bastırıldı. Bu arada Suriye’ye yönelik uluslararası ve ABD yaptırımlar kaldırıldı. Suriye yönetimi, bu şekilde uluslararası meşruiyetini kazandı. Bilhassa ABD Başkanı Trump’ın Suriye dosyasında Türkiye ve Erdoğan’a özel rol vermesi, Suriye’ye ilişkin İsrail tahriklerini sınırladı. Suriye yönetimi ve Türkiye koordineli bir şekilde İsrail’in tahrikleri karşısında stratejik sabır sergileyerek İsrail’in hamlelerini boşa çıkardı. Burada Türk devlet aklının ve Erdoğan’ın tecrübesinin yanında, Trump’ın Türkiye’yi bir bölgesel ortak olarak düşünmesinin ciddi bir payı olmalı.
Suriye yönetimi bu şekilde diplomatik bir meşruiyet sağladı… Bu arada geçen zamanda Suriye yönetimi Türkiye ve bazı Arap ülkelerinin desteğiyle güvenlik reformuyla beraber devlet kapasitesini geliştirdi. Yaptırımların kalkması ve istikrarın teminiyle başta Suriyelilerin dönüşü ve diaspora üzerinden Suriye’ye para girmeye baladı. Suriye piyasası kendine gelmeye başladı.. Bu yeni yönetimin sınırları altındaki bölgeyi geliştirdi ve Suriye vatandaşlarının kamu hizmetinden memnuniyetini arttırdı. Bütün bunlar yanında, yeni Suriye yönetiminin farklı etnik, mezhebi ve dini kesimlere temsil imkanı veren, esneklik sağlayan bir siyaset alanı inşa etme kabiliyetinin olduğu da anlaşıldı.
Suriye yönetimi, 10 Mart 2026’da SDG bölgesinin Suriye’ye entegrasyonu esas alan anlaşmanın uygulanmasında Türkiye ile beraber ısrarcı oldu. Ancak SDG hem anlaşmaya zamanında uymadı hem de uyacağına ilişkin yeni bir sözde vermedi. Burada bilhassa anlaşmanın uygulanmasıyla bölgeden ayrılması gereken Kandil PKK’sı ve yine PKK’lı üst düzey yöneticilerin, ciddi bir direnci oldu. Bu arada Türkiye’nin ilgili kurumları, bu konuyu 10 Mart’tan bu yana bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla yakından takip ediyordu. Nihayet Suriye yönetimi ve Türkiye SDG’yi anlaşmaya uyması için “zorlayıcı” bir hamleye ihtiyaç olduğu konusunda hem fikir oldu. Bu hemfikir olma hali önemli, çünkü bu “zorlayıcı” operasyonda Türkiye’nin açık desteği SDG bölgesindeki direnci ve dış müdahaleyi engelleyecek bir koruma sağlayacaktı. Türkiye bunu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler marifetiyle açıkladı.
Suriye yönetimi, Suriye’nin sanayi ve iktisadi kalbi Halep’in PYD/YPG’nin silahlı unsurları tarafından kontrol edilen “özerk” mahallelerine 6 Ocak 2026’da operasyon düzenleyerek 10 Mart anlaşmasının uygulanması için “zorlayıcı” bir hamle yaptı. Bu hamle SDG’nin arkasındaki ABD ve İsrail desteğinin olmadığını gösterince, SDG etrafındaki Arap aşiretlerinde büyük bir çözülme yaşandı. Arap aşiretleri Suriye ordusu ile beraber hareket etmeye başladı. Bu da SDG’nin alan kaybetmesini hızlandırdı. Bu operasyon Halep’ten önce Fırat’ın doğusuna, sonra da Fırat’ın batısına yayıldı. SDG bölgesinin demografik yapısı aslında %90’a yakın bir Arap nüfusu var. Ahmet Şara birkaç gün önce Barzani bölgesinde yayın yapan Şems Tv’ye Kürt nüfusun ancak %10-12 oranında olduğunu açıklamıştı. Kaldı ki PYD/YPG bu Kürt nüfusun içinde de silahlı bir azınlığı teşkil ediyor. PYD/YPG’nin buradaki tahakkümü, önce Esad rejimiyle sonra da ABD ile yaptığı işbirliği sayesinde mümkün olabilmişti. ABD’nin askeri desteği kalkınca demografi hükmünü icra ederek PYD7YPG’nin Araplar üzerindeki tahakküm sona erdi. SDG’nin işgalinin sona ermesiyle Suriye dışındaki Suriyeliler daha hızlı bir şekilde Suriye’ye dönecekler… Bu da demografik gerçekleri daha da güçlendirecektir…
8 Aralık 2024 Suriye Devrimine benzer bir şekilde operasyon hızla devam etti ve SDG’nin elindeki %40’lık bir alan kurtarıldı. 18 Ocak 2925’de Suriye Hükümeti bir ateşkes ilan etti ve 10 Mart anlaşmasını hayata geçirecek 14 maddelik yeni bir belge ortaya çıktı… Bu belgenin 19 Ocak’ta imzalanacağı açıklandı. Bu belge Suriye ve Türkiye’nin bütün taleplerini karşılayan özerkliği ortadan kaldıran; su, elektrik, petrol kaynaklarının; tarım alanlarının; sınır ve gümrüklerin Suriye hükümetine devri; Suriye dışından gelen PKK’lı lider ve militanların Suriye dışına gönderilmesini düzenliyor… Bu konudaki belgenin imzalanması ve uygulanması meselesi, bundan sonraki gündemi teşkil edecek.
6 Ocak-18 Ocak arasındaki 12 günlük operasyon SDG’nin ve PYD/YPG’nin belini kıracak sonuçlar doğuracaktır. SDG/PYD/YPG siyasi ve askeri olarak açıkça yenildi. SDG büyük ölçüde dağıldı, PYD/ YPG arasında Suriyeli unsurlarla Kandil’den gelenler arasındaki bakış açısı farklılaştı. SDG bölgesi bütünlüğünü ve hiyerarşisini kaybetti. Suriye yönetimi sadece arazi değil baraj, elektrik, petrol kaynaklarını ele geçirdi, SDG’nin birliğini bozdu ve Arap unsurun SDG’den ayrılmasını temin etti. Suriye yönetimi operasyonu yaparken fiili bir dış müdahaleyle karşılaşmadı, Türkiye’nin yakın desteğini gördü.
Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara askeri harekatı yürütürken çok önemli bir siyasi hamlede bulunarak Kürtlerin kimlik, dil ve vatandaşlık taleplerini karşılayan bir kararname yayınladı. Böylece PYD/YPG’nin örgüt varlığı ile Kürtlerin kimlik taleplerini birbirinden ayrıştıracak siyasi bir alan açılmış oldu. Aynı zamanda bu siyasi kararnameyle operasyona gelebilecek dış tepkilere karşı da diplomatik bir tedbir alınmış oluyor. Suriye Devlet Başkanı Şara’nın bu iki hamleyi beraber yürütmesi zor ve rıza unsurunu beraber kullanabilecek bir siyasi akla sahip bir aktöre dönüşmeyi başardığını gösteriyor. Kürtlerin kimlik kararnamesi aynı zamanda, PKK dışındaki Kürt kesimleriyle Suriye yönetimi arasında yeni bir ilişki ve anlaşma kapısı açmış durumda. HTŞ’den gelen bir yapının bu derece dönüşerek siyasi bir kabiliyet kazanırken, PKK/PYD geleneğinin bu değişime intibak edememesi önümüzdeki dönemde ayrıca tartışılacak bir konu olarak kaydedilmelidir. İslamcılığın sona erdiği, laikliğin kendiliğinde siyasi bir modernlik getirdiği iddiası Suriye sahasında ciddi bir şekilde tartışacak yeni veriler ortaya koymuş olacaktır.
Suriye’deki son gelişmelerin Türkiye’deki Terörsüz Türkiye projesinde bir pürüz olarak duran Suriye’deki PKK şubelerinin tasfiyesini sağlama bahsinde, yeni bir aşama olması kuvvetle muhtemel… Türkiye bu aşamanın uygulanmasını desteklemenin yanında, yakından takip edeceğini bu operasyonlardan sonra da bir kez daha açıkladı. Kandil’den gelen PKK’lı grupların gecenin ilerleyen saatlerinde Haseke başta olmak üzere sivil katliamlarla ateşkesi bozmak ve dış müdahaleye açacak bir çatışmayı zorladığı haberleri geliyor… PKK’nın Rojava hayalini kaybetmektense, sivil katliamlarla bir tür intihar saldırısına yönelmesi ve bunun PYD içinde çatışmaya yol açması ihtimaller arasında… PKK yeniden bir ol ayrımına geldi, eğer katliam ve intihar yoluna girmezlerse “PKK liderinin çağrısına uyuyoruz” diyerek anlaşmaya ve Terörsüz Türkiye projesine uyma seçenekleri var…
Devamını Oku
16 Ocak 2026 Cuma - 08:20
Devamını Oku
15 Ocak 2026 Perşembe - 08:40
Devamını Oku
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:34